sanat365.com

"sinema"

sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Ödülleri Takdim Edildi

25 Mayıs 2017 Perşembe     246
Sinemada “Kadının emeğini görünür kılma” amacını kanıtlamış Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 20. yılı ödül töreni Yetkin Dikinciler ve Dolunay Soysert sunumu ile Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirildi. Birbirinden değerli sanatçıların ağırlandığı bu özel geceye Hollanda’da Kraliyet Oyuncusu unvanını kazanan Nilgün Yerli muhteşem kabare sanatı ile damgasını vurdu… 20 yıldır sayısız destekçisi ile zirvede kalan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl festivalin 20.yaşını 20 ilde ve KKTC gerçekleştirdiği film gösterimleri ile kutladı. Açık havada gerçekleşen açılış töreninde bir ilke imza atan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, kapanış töreninde Onur Ödülünü Perran Kutman’a takdim ederek büyük alkış topladı. Uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman :“Onur kelimesi ne kadar ağır bir kelime. Mesleğe saygı yatıyor, mesleği sevmek yatıyor. Nice 20 yıllara Uçan Süpürge. Bu ödüle layık görüldüğüm için sonsuz teşekkür ediyorum.” dedi. Tema ödülünün bu yılki sahibi Aslı Erdoğan törene katılamadığı için ödülü annesi Mine Aydostlu’ya verildi. Mine Aydostlu : “ Kızım 9 ay önce tutuklandı, 4.5 ay hapishanede kaldı. Hala yargılanmakta. Suçu ne idi ? Suçu gazeteci, yazar olmak, hakikati aramak ve yazmak. Bunun için hapishaneye atıldı. Cezaevinde olduğu sürece Uçan Süpürge’nin bizlere desteğini hiç unutmuyorum. Tüm kadınlara bu mücadelede çok teşekkür ediyor, saygı ile anıyorum.” dedi. Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün Emel Çelebi’ye, Genç Cadı Ödülü’nün ise Ecem Uzun’a takdim edildiği gecede Yetkin Dikinciler : Şahane bir 20 yıl! Ne zorluklar, eşikler, önyargılar aşıldı. Gözyaşları, kahkahalar, kavgalar. Uçan Süpürge her yıl mucizeler yaratarak Ankaralılara olağanüstü güzellikler yaşattı. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya, dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz bu yıl Uçan Süpürge’nin teması “Birlikte Festival Yapıyoruz.“ Pek çok kişi ve kuruluşla... 20. Yıl bu açıdan çok özel. Bu yıl festivalin süpürgesi gerçekten uçtu. 20 ayrı kenti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de içine alarak aynı anda seyirciye merhaba dedi. Bütün bu kentlerdeki kadınlarla, sinemaseverlerle, oyuncularla, yönetmenlerle, hep birlikte festival yaptık.” dedi Dolunay Soysert: “Kadınlar sinemada var olmak için ne kadar çok çalıştıysa, biz de festival için o kadar çabaladık. Çalıştık, didindik, koştuk, eğlendik, direndik ve kabul ettirdik. Sinemada kadının emeğini, varlığını görünür kıldık ve kılmaya da devam edeceğiz. 20. yılında, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20 yıl önce olduğu gibi, sizleri bir kez daha bu sahneden selamlıyor.” dedi Bu yıl FIPRESCI ödülü Yeşim Ustaoğlu’nun yönettiği Tereddüt Filmine verildi. Yeşim Ustaoğlu’na ödülü FIPRESCI jürisi Sevin Okyay, Bartosz Zurawiecki, Renata Habets tarafından takdim edildi.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Başladı

23 Mayıs 2017 Salı     154
20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya sunumu ile 20. yıla yakışan görkemli bir açılış gerçekleştirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) jürisi Sevin Okyay katılımı ile Karum’un önündeki açık alanda “Birlikte Festival Yapıyoruz” diyen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 20 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inden canlı bağlantılar ve bant kayıtları ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Geçmiş yıllarda ‘Genç Cadı Ödülü’ alan Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya’nın açılış konuşmaları ile başlayan festival, 20. yıla özel hazırlanan film gösterimi, 20 il ve KKTC’den canlı bağlantı kurularak devam etti. Canlı bağlantıların yoğun ilgi gördüğü ve Trt’nin arşivinden derlenen festivalin ilk beş yıllarına ait tanıtım videosu ile nostaljik anlar yaşandı. Nergis Hanım filminde canlandırdığı ‘Bahar` karakteriyle  ‘Genç Cadı’ ödülünü kazanan Begüm Akkaya: “ Kurulduğu ilk yıldan itibaren kadın sivil toplum kuruluşları arasında iletişim, dayanışma ve iş birliğini arttırarak bu kuruluşların güçlenmesine katkıda bulunan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin açılışını sunmaktan öte 20. yılını hep birlikte kutluyoruz. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçtiğimiz için bu yıl temamızı “Birlikte Festival Yapıyoruz” olarak belirledik. Festivalin 20. yılında yapılan söyleşiler ve paneller göz dolduruyor. “Kadın bakışıyla edebiyat, sinema ve hukuk” fotoğraf, karikatür ve belgesel türlerinde kadın bedeni ve kadın oluşunu sorgulayan “Görsel Kültür ve Kadın” ve Türk Sinemasının birbirinden ünlü oyuncularının yer aldığı sinemada üç kuşağın bir arada olduğu “Kadın ve Sinemayı” kaçırmayın deriz.” dedi. Mavi Dalga’ filmi ile ‘Genç Cadı’ ödülü kazanan Ayris Alptekin : “ Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Ulusal ve Uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarını “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” etkinliğinde bir araya getirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin filmleri yarışacak.” dedi. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnesinde gerçekleşecek ödül töreninde Onur Ödülü Perran Kutman’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülü Emel Çelebi’ye, Tema Ödülü Edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a ve Genç Cadı Ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek.
sanat365.com/blog365

Engelsiz Filmler Festivali Beşinci Yaşını Kutluyor

12 Mayıs 2017 Cuma     184
Yılın önemli festival filmlerini engelli sinemaseverler ile buluşturan Engelsiz Filmler Festivali, bu yıl 5. kez kapılarını açıyor. Engelli bireylerin kültürel ve sosyal çevredeki özgürlüğünü savunmalarına ön ayak olan festival, sinemaseverler tarafından merakla bekleniyor. Geçtiğimiz yıllarda sadece Ankara`da gerçekleşen Engelsiz Filmler Festivali, bu yıl Ankara`nın yanı sıra İstanbul ve Eskişehir`de de sinemaseverlerle buluşacak. Medya sponsorları arasında Türkiye`nin sinema sitesi Sinemalar.com`un da yer aldığı 5. Engelsiz Filmler Festivali, ilk olarak 5 Mayıs`ta Eskişehir`de başlayacak ve festivalin ilk ayağı burada 7 Mayıs`ta sona erecek. Ardından 12-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul`da yolculuğuna devam edecek olan festival, 18-23 Mayıs`ta Ankara`da yapacağı gösterimlerin ardından son bulacak. Eskişehir`de Taşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi, İstanbul`da Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu (SineBu) ve Ankara`da Çağdaş Sanatlar Merkezi ile Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu`nda gerçekleştirilecek olan gösterimlerin tamamı ücretsiz olacak. Geçtiğimiz yılın ses getiren uzun ve kısa 35 festival filmi, "Engelsiz Yarışma", "Türkiye Sineması", "Dünyadan", "Engel Tanımayan Filmler", "Uzun Lafın Kısası", "Çocuklar İçin", "Sinema Tarihinden", "Otizm Dostu Gösterim" adlı bölümler altında programda yer alacak. Görme engelliler için sesli betimleme, duyma engelliler için ise işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile gösterilecek olan filmler sayesinde engelli bireylerin sinemayla aralarındaki mesafe kaldırılacak. Yeni filmlerin yanında Giuseppe Tornatore`nin Nuovo Cinema Paradiso ve Yılmaz Güney`in Sürü filmleri gibi klasikler de festival kapsamında gösterilecek. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler ve atölyeler de düzenlenecek. Bu sene ilk kez "Sanal Gerçeklik (VR)" etkinliği ile izleyiciler sanal gözlük kullanarak interaktif bir deneyim yaşayacak. British Council işbirliğiyle düzenlenecek olan "Bakış Açısı Atölyesi" ile beden hareketi ve kamera hareketi arasındaki ilişki arasında köprü kurulacak. Ayrıca, "Kahramanların Animasyonu" atölyesinde çocuklar kendi betimledikleri karakterleri tasarlayarak küçük bir animasyon hazırlayacak.
sanat365.com/blog365

Uçan Süpürge Ödülleri Açıklandı

12 Mayıs 2017 Cuma     213
Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali ve Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20. yılında birbirinden değerli isimlere ödüllerini takdim ediyor. 23 Mayıs’ta Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirilecek Ödül Töreni’nde, bu yıl Onur ödülü uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman’a verilecek. Sinemanın farklı alanlarından emek veren kadınların başarılarını ve emeklerini görünür kılma amacı taşıyan Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi ise belgesel sinemacı ve Documentarist İstanbul Belgesel Günleri’nin ve Hangi İnsan Hakları Film Festivali’nin kurucusu ve programcısı Emel Çelebi olacak. Birlikte olmanın, el ele vermenin kıymetini hatırlatan, ben değil “biz” dediğimiz müddetçe varlığımızın bir bütünlük kazandığını bir kez daha kanıtlayan, edebiyatı ve kalemiyle barışın emeğin yanında olduğu bilinen edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a Uçan Süpürge Tema ödülü verilecek. Genç kadın oyuncuları yüreklendirmek, onların sinema yolculuklarını destekleyerek bu alandaki üretimlerine dikkat çekmek ve Türkiye sinemasında kadınlara yönelik güçlü, olumlu kadın rollerinin yazılmasına teşvik etmek amacıyla Uçan Süpürge Genç Cadı ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek. Basın toplantısında açıklama yapan Festival Danışmanı Özge Mumcu Aybars: “20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu 20 ilde uçacak. 20 yıl önce önünde örneği olmayan FIPRESCI’nin dünyada tek ödül verdiği festival sizlerin emeği ile oldu. Bu yıl film gösterimlerimiz ücretsiz olup tüm halkımız davetli. Bütün program Uçan Süpürge ve KAMER’in sitelerinde mevcut. Hep seyircisi olduğum Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl danışman olarak yer almak benim için büyük gurur. 20 Mayıs’ta saat 20.00’de Karum’un önündeki çim alanda olup, 23 Mayıs’ta Ankara Opera ve Balesi’nde saat 20.00’de ödül töreni ile kapanış gerçekleşecek. Festival olgusunu başka ülkeye gitme halinden çıkarıp birlikte harika bir festival yapacağız.” dedi. Her yıl olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu, Çankaya Belediyesi, Açık Toplum Vakfı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Ankara Üniversitesi İletişimliler Vakfı (İLEV), Sheraton Otel Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmler Festivali’nin destekçileri arasında yer alıyor.
sanat365.com/blog365

Büyüme Sancıları

10 Mayıs 2017 Çarşamba     210
Pera Film, sezona Büyüme Sancıları film programıyla devam ediyor. 3–20 Mayıs tarihlerinde gösterimde olan program, çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde karşılaştığımız kimi zorlukları yansıtan filmlere yer veriyor. Pera Film`in yeni programı, dünyanın dört bir yanında, farklı yaşlardan çocuk ve gençlerin Büyüme Sancıları`na kulak veriyor. 2000`li yıllardan günümüze bir seçki sunan programda çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde karşılaştığımız kimi zorlukları yansıtan filmler yer alıyor. Program kapsamında 11 film gösteriliyor: Rauf (Soner Can, Barış Kaya, 2016), Bir Kız (Fredrik Edfeldt, 2009), Tatil Kitabı (Seyfi Teoman, 2008), Balinanın Sırtında (Niki Caro, 2002), The Fits (Anna Rose Helmer, 2015), Kimse Fark Etmiyor (Hirokazu Koreeda, 2004), 52 Salı (Sophie Hyde, 2000), Yaş 17 (André Téchiné, 2016), Frances Ha (Noah Baumbach, 2012), Attila Marcel (Slyvain Chomet, 2013), Ayışığı (Barry Jenkins, 2016). Çocuktan al haberi! Büyüme Sancıları film programı kapsamında çocukluk üzerine 6 film gösteriliyor. Soner Caner ve Barış Kaya`nın ilk filmi Rauf, aynı zamanda 35. İstanbul Film Festivali`nde Jüri Özel Ödülü sahibi. Filmde, 9 yaşındaki Rauf`un ustasının 20 yaşındaki kızına olan aşkı, umudun ve barışın peşinden giden bir çocuğun arayışına dönüşüyor. Kendi ayakları üzerinde durma kararı alan 9 yaşındaki bir çocuğun, farkında olduğu ve olmadığı tehlikelerle sınandığı Bir Kız, evde tek başına kalmanın Evde Tek Başına serisi kadar eğlenceli olmayabileceğini söylüyor. Fredrik Eldfeldt`in bu ilk filmi, Kuzey Avrupa sinemasının yalınlığıyla güzelleşiyor ve olağanüstü şartlar altında bir anda ortaya çıkan büyüme sancılarına kulak veriyor. Türkiye sinemasının genç yaşta hayatını kaybeden başarılı yönetmeni Seyfi Teoman`ın ilk filmi Tatil Kitabı, bir aile dramına, yaz tatilindeki 10 yaşındaki Ali karakterinin gözlerinden bakıyor. Genç oyuncusu Keisha Castle-Hughes`a Oscar adaylığı getiren Balinanın Sırtında, 11 yaşındaki Pai`nin geleneklere, ataerkil düzene ve büyükbabasına karşı giriştiği mücadeleyi konu ediniyor. Film İngiliz yönetmen Niki Caro imzası taşıyor. Güçlü, çalışkan, hırslı ve disiplinli boks tutkunu 11 yaşındaki Toni`nin, aynı zamanda bir dans grubunun parçası olma ikilemini yansıtan The Fits, başrol oyuncusu Royalty Hightower`ın performansıyla güçlenen, İngiliz yönetmen Anna Rose Holmer imzalı bir ilk film. Kimse Fark Etmiyor, annesi tarafından terk edilen ve kardeşlerinin sorumluluğunu almak zorunda kalan 12 yaşındaki Akira`nın kimsenin bilmediği ve kendi kurallarını koyup yönettiği bir dünyanın hikâyesini konu ediniyor. Japon sinemasının bu aile dramı, Hirokazu Koreeda`nın imzasını taşıyor. Çocukluktan Gençliğe, Gençlikten Yetişkinliğe! Büyüme Sancıları programının ergenlik dönemini irdelediği ve erişkinliğin ilk yıllarına tanıklık eden bölümünde ise 5 film yer alıyor. Çekimleri 52 hafta boyunca, her salı günü yapılan 52 Salı, bir genç ve bir yetişkinin eşzamanlı değişimini konu alıyor. Film, 16 yaşındaki Billie`nin annesinin trans bir erkek olduğunu ve artık hayatına James olarak devam edeceğini söylemesiyle başlayan süreci gözler önüne seriyor. Fransız sinemasının usta yönetmenlerinden André Téchiné yönetmenliğindeki Yaş 17, büyüme sancılarına ve cinsel kimlik çatışmalarına Damien ve Thomas`ın ilişkisi üzerinden bir bakış sunuyor. Yaptığı hatalarla büyüyerek bir yetişkine dönüşen 27 yaşındaki Frances`in duygusal yolculuğunu konu edinen Frances Ha, gerçek dünyayla tanışmak zorunda kalmış, fakat bu dünyada hayallerinden ödün vermemiş tüm çocuk ruhlara hitap ediyor. Filmin başrol oyuncusu Greta Gerwig aynı zamanda, yönetmen Noah Baumbach ile birlikte ortak senarist olarak karşımıza çıkıyor. İlk kez animasyon dışında bir film çeken Fransız yönetmen Sylvain Chomet, Attila Marcel`da hâlâ konuşamayan ve kendini renkli takım elbiseleriyle ifade eden 33 yaşındaki koca çocuk Paul`un yetişkin bir bireye dönüşme sürecini işliyor. Bu yılın En İyi Film dalında Altın Küre Ödülü`nü kazanan, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil 8 dalda Oscar adayı Ay Işığı şu ana kadar kazandığı 100`ün üzerinde ödül ile yılın merakla beklenen yapımlarından biri. ABD`li yönetmen Barry Jenkins imzalı film Miami`de yaşayan siyahi eşcinsel Chiron`un çocukluk, ergenlik ve yetişkin dönemlerinde bedenini, arzularını ve duygularını keşfetme çabalarına odaklanıyor. Bağımsız sinemanın ve LGBT sinemasının zirvesi olarak nitelendirilen film, En İyi Film dahil 3 dalda Oscar sahibi. Pera Film`in Büyüme Sancıları film programı 3 – 20 Mayıs tarihlerinde izlenebilir.
sanat365.com/blog365

Festival 408 Koca Dünya ile Kapılarını Sanatseverlere açtı

9 Mayıs 2017 Salı     106
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi programı ile Sahne Sanatları alanı tarafından düzenlenen FESTİVAL 408, “Koca Dünya” filminin gösterimiyle sanatseverleri selamladı. Festivalin açılışına katılan filmin yönetmeni Reha Erdem ve yapımcısı Ömer Atay, söyleşide öğrencilerin sorularını yanıtladı İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi programı ile Sahne Sanatları alanı tarafından düzenlenen FESTİVAL 408, 4 Mayıs Perşembe günü "Koca Dünya" film gösterimi ile başladı. Ödüllü yönetmen Reha Erdem ve filmin yapımcısı Ömer Atay’ın katılımıyla santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleştirilen açılış etkinliğinde, film gösteriminin ardından, ünlü yönetmen ve yapımcı öğrencilerle keyifli bir sohbet gerçekleştirdi. “Sinema Göstermemek Sanatıdır” Öğrencilerin, sinemaya ve Koca Dünya filmine dair sorularını yanıtlayan Reha Erdem, sinemaya bakışı ve filmin çekim sürecine dair deneyimlerini paylaştı. Konuşmasında, Festival 408’in “Görünmeyen” teması ile kendi sineması arasındaki benzerliğe dikkat çeken Erdem şunları söyledi: “Festivalin temasını öğrendiğimde benim sinemam arasında bir ortaklık kurdum. Ben sinemanın göstermek değil göstermemek sanatı olduğunu düşünüyorum. Göstermemek ile sinemanın ima eden, hayal kurduran bir sanat olduğunu söylemek istiyorum. Mesela bir filmde üç plan gösteriyorsunuz ancak arkada, o görüntülerle hiçbir alakası olmayan binlerce şeyi ima edebiliyorsunuz. Ben sinemanın, bunu izleyenin görmediği ancak hissettiği, oluşturduğu bir seyahat olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda sinema, görünmeyen ve adlandırılamayan şeyleri hissettirebilen bir sanat.” Sanatseverleri Kucaklayan Zengin Bir Program FESTİVAL 408, bu sene 4 – 10 Mayıs 2017 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. BİLGİ öğrencilerinin hem üretici hem de yönetici olarak yer alacağı festival, bu yıl “Görünmeyen” temasıyla, altıncı kez düzenleniyor. Festivalde eserlerin her biri duygulardan davranışlara, sosyal kabullerden mesleklere, kültürden sahneye görünmez kılınan unsurlara odaklanarak; film, atölye, söyleşiler ve farklı temsil biçimlerinin üzerinden ele alınıyor. Festivalin programı kapsamında 1 film gösterimi, 3 performans, 8 tiyatro oyunu, 2 atölye ve 1 söyleşi izleyiciyle buluşacak. BİLGİ santralistanbul Kampüsü, Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi, KATS ve ATÖLYE bomontiada gibi farklı mekanlarda gerçekleşecek Festival 408 performansları, 10 Mayıs’a kadar devam edecek.
sanat365.com/blog365

Kamera Arkasındaki Kadınlar

3 Mayıs 2017 Çarşamba     138
Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Festival kapsamında ulusal ve uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın kadın yönetmen/yapımcılar Türkiye’de ilk defa yapılan Kadın Yönetmenler/Yapımcılar Buluşması etkinliğinde bir araya geldi. Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarının ve basın mensuplarının yoğun katılımıyla gerçekleşen “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” ayrıca kitap haline getirilecek ve network ağı veri tabanı oluşturulacak… Etkinliğe Yapımcı kadınlardan; Türkan Şoray, Biket İlhan, Hülya Uçansu, Leyla Özalp, Zeynep Özbatur Atakan, Andaç Haznedaroğlu, Çiğdem Mater, Nida Karabal Akdeniz; Yönetmen kadınlardan; Işıl Özgentürk, Nisan Dağ, Emel Çelebi, Çiçek Kahraman, Nihan Belgin, Belgesel yapımcısı Nezahat Gündoğan ve 100’e yakın kadın yapımcı ve yönetmen katılırken Şarkıcı Melis Sökmen’de yer aldı. EDİLGEN KADIN DEĞİL YAŞAYAN KADIN YAŞATILMALI Türkan Şoray: “Erkek yönetmenler edilgen kadın yerine daha yaşayan kadını yaşatmaya başladılar. Feminizm akımıyla birlikte kamera arkasındaki kadınlarımız daha çok duyulmaya başladı. kamera arkasında ne emekler verildiğini 50 yıllık sinema yaşamımda çok iyi biliyorum. Eminim burada çok arkadaşım var hepsini emeklerinden dolayı yürekten kutluyorum. Kadın isterse sinemada mucizeler yaratabilir bu beraberlik ve dayanışmanın yıllarca sürmesini ve sinemaya güzellik getirmesini diliyorum. Nice 20 yıllara diyorum. Gelecek yıl burada birçok kadın sinemacılarımızı daha alkışlamak dileği ile. ” AVRUPA’DA UYGULANAN YENİ FİLM TESTİ: “BECHDEL” Zeynep Özbatur Atakan : 2014 yılında uçan süpürgeden ödül almıştım. O kadar etkilendim ki o gün bugündür her projenin içinde yer alıyorum. Bu yıl Cannes film festivalinde açıklanan filmden sadece yüzde 15’i kadın yönetmenlerden oluşuyor. Fırsat eşitliği sadece Türkiye’de değil tüm dünyada sorun . Kamera arkasındaki kadınlar olarak aslında Türkiye ön sıralarda. Haziran sonunda da rakamlarla bunu sunuyor olacağız. Fırsat eşitliğinin yaratılması dünyada da şu dönem en çok üzerinde durulan konu. Kamera önündekiler için ise başka bir sorun var. Edilgen karakterler yaratılıyor ve bunun yanı sıra karakterler belli yaş grubu ve belli bir şablona oturtuluyor. Avrupa bu önüne geçmek için bir test uyguluyor. Bu teste göre filmin 2 tane önemli kriteri olmalı. Adı da bechdel testi. Teste göre filmde 2 kadın ana karakter olmalı edilgen değil etkin olmalı. En az 2 diyalogda erkek dışında bir şey konuşulmalı. Bu testi geçiyor olması filme artı değer kazandırıyor. Örnek olması ve ders alınması gereken bir bilgi bu. Kadın rolleri için bizim de daha etkin çalışmamız gerekiyor. Edilgen ve fonksiyonsuz kadın karakterler göstermek yerine güçlü sağlam ve farklı karakterler gösterilmeli. Dünya sinemasında kadın karakterler güçlenirken özellikle tv dizilerinde tam tersi edilgen karakterler var. 1986 yılından bu yana film yapım sektöründeyim. Ve inanın gelişimimiz olağanüstü. “Kadın” yönetmen demek yerine yönetmen kadın demeyi daha uygun buluyorum. Çok genç ve kuvvetli bir kuşak geliyor. Çok güzel projeler yapıyorlar pek çok filmleri festivale çıkıp vizyona giriyor. TEMSİLİN CİNSİYETİ VAR ! Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Kurucusu Halime Güner: Uçan Süpürge 20 yıl önce sinemada kadının emeğinin görünür kılınması için kadın yönetmenlerin çektiği filmleri gösteren bir festival ile yola çıktı. Önümüzde hiçbir örnek yoktu. Bu işin bir okulu yoktu. Fakat bu durumun kadın örgütlenmesi içinde güçlü bir inancı vardı. Kadın Filmleri Festivali Uçan Süpürge’nin projelerinden biriydi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayatın her alanında sağlandığı kadınların güçlendiği ve herkes için adil bir dünyaya kavuşmak amacıyla değişim yaratmak için 21 yıldır yaptığı birçok projeden biriydi. Bu yıl hepimizin ortak deneyimidir yaşadığımız umutsuzluk mutsuzluk çaresizlik ve örgütlenme konusunda yalnızlık… Barışı, adaleti, şiddetsizliği konuşmaya çok ihtiyacımız var. Bu nedenle ikinci başlığımızdaki tanışmada siz kadın yönetmen ve yapımcıların Türkiye toplumunda cinsiyet eşitliği konusunda öncelikle yapılması gereken nedir? Sorusuna verecekleri cevap bizim için yol gösterici olacaktır. Festival bu yıl 20. Yaşının yaşarken 20 Mayıs’ta 20 ilde Adıyaman, Ağrı, Batman, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Hakkari, İzmir, Kars, Malatya, Mardin, Muğla, Siirt, Şanlıurfa, Tunceli, Van’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde bu etkinlikleri eş zamanda yapmanın heyecanını yaşıyor. Akademisyen Fatmagül Berktay: Türk sinemasındaki kadın yönetmen ve yapımcılar kadın hareketinin daima içinde yer aldılar. Temsille ilgili bir durum bu ve temsilin cinsiyeti var. Dolayısıyla iktidarla ve ayrımcılıkla ilgili siyasi bir mesele . Kadınlar insan, özne olma hakkından yoksun bırakıldılar yıllarca. Kendilerini ilgilendiren konularda karar alamıyorlardı. Başkalarının kararlarına uymak zorunda kaldılar. Eğer kadınların ev içinde annelik eşlik görevini yerine yetirmeleri doğal kabul edilmişse kadınların bilim insanı inşaatçı sanatçı olamayacakları düşünülüyorsa o zaman elbette bu düşünce ve önyargılar hem erkekler hem de kadınlar tarafından içselleştirilir. Karşılığında erkek egemenliği meşrulaşır. Kadın sanatçılar yaratıcılıklarını özgürleştirmeye çalışırken toplumda kamusal alana fırlatılmışlığın sorunları ile de hesaplaşmak zorunda kalıyorlar. Kendilerine biçilen simge nesne sorunundan çıkıp özneleşmek en büyük mücadele. Kadın sanatçılar da diğer kadınlar gibi baskılarla kuşatılmış durumda ama aynı zamanda bu baskı ve sınırlamaları içselleştirmiş durumdalar. Filmmor adına açıklama yapan Melek Özman: Kadın filmleri festivalleri gibi bağımsız dayanışma, güçlenme, üretim alanlarımızı korumalı, büyütmeli, bu dayanışmayı üretimi her alana taşımalıyız. Bağımsızlığımız için ekonomik ve teknik bağımsızlık çok önemli. Aynı zamanda içine doğduğumuz rekabeti nasıl aşacağımızın, dayanışmayı sahiden yaşatacağımızın yollarını bulabilmek için bir araya gelmek, birbirimizi dinlemek için de iyi ki buluştuk, iyi ki buradasınız. Birlikte yollar bulmak, açmak üzere…
sanat365.com/blog365

Fipresci Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde

29 Nisan 2017 Cumartesi     85
Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20-23 Mayıs tarihlerinde izleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. Festival bu yıl, ilk kez 20. yılına özel olarak Ankara programının yanı sıra 20 ilde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde film gösterimleri ve çeşitli etkinliklerle sinemaseverlere merhaba diyecek. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin bu seneki sinema yazarı jüri üyeleri ise Polonya’dan Bartosz Zurawiecki, Hollanda’dan Renata Habets ve Türkiye’den Sevin Okyay. 1925’te Paris’te kurulan FIPRESCI, dünyanın her yerinden profesyonel film eleştirmenleri ve sinema yazarlarının oluşturduğu, 46 üye ülke tarafından temsil edilen bir meslek örgütü. Uruguay’dan İsveç’e, Slovakya’dan Japonya’ya, Hindistan’dan Mısır’a kadar pek çok ülkede temsil edilen FIPRESCI’nin Türkiye’deki temsilcisi ise SİYAD (Sinema Yazarları Derneği). 2014 yılından bu yana FIPRESCI dönem başkanlığını, tarihinde ilk kez bir kadın sinema yazarı Alin Taşçıyan yürütüyor. 8 ÜLKE FIPRESCI İÇİN YARIŞACAK Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali için 2003’ten beri jüri oluşturan FIPRESCI, her yıl festival programının “Her Biri Ayrı Renk” başlıklı bölümünde gösterilen filmleri değerlendirerek içlerinden birine FIPRESCI Ödülü veriyor. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri kapsamında bu yıl; Bartosz Zurawiecki, Renata Habets ve Sevin Okyay tarafından değerlendirilecek filmlerden biri, büyük ödülü festivalin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale sahnesinde gerçekleştirilecek kapanış töreninde alacak. Bu yıl yarışma bölümünde Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’den 8 film yer alıyor. 2003’dan bu yana Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde FIPRESCI Ödülü alan filmler; “Şanslı Bir Gün” (A Lucky Day), “Bir Deve için Daha Kolay” (It is Easier for a Camel), “Kız Almak” (To Take a Wife), “Küçük Kudüs” (The Little Jerusalem), “İncir Ağacı” (Faces of a Fig Tree), “Utanç” (Buddha Collapsed out of Shame), “Trans” (Transe), “Yuva” (Home), “Zefir” (Zephyr), “Ivan’ın Kadını” (Ivan’s Woman), Montrö Kraliçesi (Queen of Montreuil), Köpeğim Killer (My Dog Killer), İsrail Usülü Boşanma (Gett), Gelecek Günler (Things To Come)
sanat365.com/blog365

Işıklar, Ses, Kamera ve Milano

30 Haziran 2016 Perşembe     184
Tasarım, mimari, teknoloji, sanat kısaca yaratıcı endüstrilere mensup 160 ülkeden 300 bine yakın aktör bavullarını topladı ve 55. kez kapılarını açan Salone Del Mobile fuarına Milano’ya uçtu. Bu yıl 55. kez kapılarını açan ve 207 bin metrekarelik alana yayılan Salone Del Mobile fuar alanı 24 ayrı holde 2 bin 407 katılımcı ile mobilya dünyasının şovuna sahne olurken, iki yılda bir değişen yan fuar alanında geçen yıl aydınlatma sektörü konuk iken (EuroLuce) bu yıl konuk Mutfak & Banyo dünyası idi. EuroCucina ve Salone Internazionale del Bagno isimli iki holde sektörün yeni trendleri, yeni teknolojiler ve geleceğin SPA dünyası,doğa dostu, enerji verimli, avangard ve teknolojiyi kullanan ürünler ile sahnneye çıktı. 12-17 Nisan tarihleri arasında toplam 372 bin 151 kişinin ziyaretçinin yüzde 67’sinin yüksek profil yabancı ziyaretçilerin oluşturduğunu düşününce fuarın global yayılım gücünü, sade anlamıyla fuardan çok `mutlaka görülmesi gereken uluslararası bir olay` haline dönüşümünü de kolayca izlemek mümkün. Fuarda Trend Peşinde En yeni, yenilikçi ve avangard olanın peşinde modern hollerden başladığımız turumuzda gözümüzü yüz yılı aşkın tarihi ile mit olmuş markalardan Poltrona Frau’ya çeviriyoruz. Şehir içinde via Manzoni’de yer alan mağazasında markaya dair özel bir film gösterimine de yer veren markanın filmde ikon olmuş tasarımları karakterlere büründürmelerine yer veriliyor. Chester, Dezza, Lyra, San Luca, 1919 ve Vanity Fair isimli karakterlerin hikayelerini merak edenler markanın web sitesini inceleyebilirler. Poltrona Frau’nun tek etkinliği bu değildi. Yeni home-theatre/ ev-sinema mobilya koleksiyonlarını sunmak üzere şehirde Franco Parenti Theatre salonunda yeni koleksiyona ait dört koltuk mimarlar ve müşterilerin ilgisine sunuldu. Koltuklardan Stanley’nin New York’lu tasarımcısı Adam D. Tihany ve mimar/gazeteci Interni adına bir tasarım konuşması da gerçekleştirdiler. Sıcak ahşap dokunun sarmaladığı fuar standında ise smart/akıllı mobilyalara lüks tasarımlar ve usta el işçilikleri eşlik ediyordu. Mimar Vincent Van Duysen tarafından tasarlanan standı ile MolteniC ve Dada çağdaş yaşam alanlarına usta tasarımcılarla yeni dokunuşlar sunmaya devam ediyor. Vincent Van Duysen, Jasper Morrison, Ron Gilad, Rodolfo Dordoni, Patricia Urquiola, Tobia Scarpa, Dante Bonuccelli, Nicola Gallizia, Foster+Partners, Michele de Lucchi ve Gio Ponti bu isimler arasında yer alıyor. Cam, okside ahşap ve ham ahşap gibi doğal ve sofistike malzemeler; yeşille dengelenen gri ve kum renginin gölgeli geçişleri geniş yaşam alanlarında ön plana çıkıyor. Geleneksel bir malzemeye ar-ge gücü ile yaklaşan ve bugünü yakalamış bir marka Glas Italia da sıra. Ronan&Erwan Bouroullec, Naoto Fukasawa, Piero Lissoni, Nendo, Philippe Starck & S. Schito, Patricia Urquiola, Tokujin Yoshioka gibi dünyaca ünlü tasarımcıların fütüristik yorumlar ve sanat dokunuşları ile heykelsi formdaki ürünleri hayli dikkat çekerken günlük mobilyaları da camdan tasarlayarak cesur kimliklerinin de altınız çizmişlerdi. Ayrıca belki de tüm fuar alanındaki en feminen ve bir o kadar da minimal duruş kesinlikle Patricia Urquiola’nın Shimmer serisiydi. Casa Mobilya’nın İtalya çıkartmasında İtalyan mimar Mauro Lipparini tarafından tasarlanan kurguda minimal, fonksiyonel ve şık tasarımlar ön planda kendini gösterirken yeni birliktelik de sinerjiyi yükseltiyordu. Gaia&Gino ile partnerlik yapan firmanın mobilyaları tamamlayıcı aksesuar ve aydınlatmaları da parçaları bütünleyici görevdeydi. Cassina, stand tasarımının sanat yönetimini Patricia Urquiola’nın üstelendiği projede 1955 yılında geçici bir bina olarak Hollanda’da heykel sergisi için tasarlanan ve sonrasında Kröller-Müller Museum’da tekar inşa edilen Rietveld Pavyonu’ndan esinlenilmiş. Cassina’nın minimalist ve çağdaş çizgide ve farkedilebilir tasarım anlayışı ile uyumlu olan bu bina markanın perspektifini yansıtması açısından önem kazanmış. Yeni tasarımların felsefesini marka şöyle formüle ediyor; sürekliliğin yenilenmesi, dinamik süreçler, orijinal tasarımların dönüşümü, fikirlerin evrimi ve klasiğin ilhamı. 30 yaşını kutlayan bir yetişkin ama aynı zamanda eğlenceli ruhunu kaybetmemiş Blastation standında buluyoruz kendimizi. Smart mobilyalar bugünün ihtiyaçlarına cevap verirken, merak ve tutkunun tasarım felsefelerinin merkezinde yer aldığını ekipten öğreniyoruz. Çağdaş ve klasik arasında duran tasarımlar arasında konfor da unutulmamış. Mimarlık dünyasının kaybının üzüntüsünü halen yaşadığı mimar Zaha Hadid’in ilk tasarımlarını hazırladığı Citco markası bu yıl yine malzeme bilgisini usta tasarımcıların hizmetine sunmuş. Mermer’in gündelik hayatta daha çok karşımıza çıkacağının habercisi olan tasarımlar arasında masalar, lambalar, vazolar ve raflar doğal malzeme ile uyum içinde sanatsal bir sergileme ile mimarların olduğu kadar sanatçıların da ilgisini çekti. Matteo De PontiLaura Macagno tarafından kurulan genç, dinamik ve şimdiden takibe alınması gereken Cole, bilindik formları dışavurumcu yorumlarla sunuyor. Ne demek mi istiyorlar? Sushi Kart isimli ürün için tasvirlerinden yola çıkabiliriz: Hitchcock’un sarışınları, Godard’ın esmerleri ve şimdilerde de grinin her bir tonu… Saç sanat için her zaman anlatıcı bir araçtı... bir Diva gibi! Danimarka tasarım dünyasının çığır açan isimlerinden mimar Finn Juhl’un 1940 ve 50’lerdeki ikonik tasarımları 2000 yılından beri Onecollection’a emanet. Geçmişin ruhunu bugün tekrar hayata uyandıran Onecollection, zamansız tasarımın kelime anlamı olarak karşımzıda! Sırada bir doğumgünü daha! Mutlu yıllar Magis! 40 yaşında İtalya’nin saygın markaları arasına girmeyi başaran Magis standında geçmiş tasarımların yanı sıra Ronan & Erwan Bouroullec, Konstantin Grcic ve Jerszy Seymour tarafından tasarlanmış yeni ürünler de yerini almıştı. Markanın eklektik çizgisi, teknolojik yeniliklere açık yapısı, yaratıcılık ve kaliteden ödün vermeyen mottolarının altı sahne şeklindeki standı ile de sıkı sıkı çizilmişti.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat