sanat365.com

"seramik"

sanat365.com/blog365

Miro Yeniden İstanbul`da

26 Nisan 2018 Perşembe     94
Yirminci yüzyılın yetiştirdiği en önemli sürrealist ressamlardan Joan Miró’nun eserleri 4 yıl aradan sonra yeniden İstanbullu sanatseverlerle buluşacak. Küratörlüğünü sanat tarihçisi Jean Christophe Hubert’in üstlendiği sergide Miró’nun 300’ü aşkın orijinal eseri dünyada ilk kez UNIQ Expo’da bir arada sergilenecek. “Kelimelerin şiirleri, notaların müziği şekillendirmesi gibi ben de renklerle resmi şekillendiriyorum.” diyen Miró’nun sulu boyalar, baskı resimler, çizimler, kolajlar, mektuplar ve seramikten oluşan litografi ve gravür ağırlıklı en büyük grafik sanatı koleksiyonu sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Sadece resmin değil insan zihninin de özgürleşmesine yardımcı olan, özgürlüğü fethetme isteğiyle böylesine çeşitli, renkli, hareketli, sembollerle yüklü ve fantastik eserler üreten Miró’nun sergisi sürrealizm, çocukluğun rolü, özgürlük, renkler, sanatçının eli, sadelik, ve İspanya gibi birçok tema çevresinde kurgulanıyor. Sergi kapsamında Miro’nun eserlerini ürettiği litografi makinesi ve Palma de Mallorca’daki atölyesi ziyaretçilerin Miro’nun dünyasına bir adım daha yaklaşmaları sağlanacak. Belirlenen 40 eser çocukların sanata olan ilgisini arttırma misyonuyla çocukların göz hizasında olacak şekilde sergilenecek. Aynı zamanda Jean Christophe Hubert’in özel çabasıyla Miro’nun yakın arkadaşı Picasso’nun da 20 eseri sergi kapsamında İstanbullularla buluşacak.
sanat365.com/blog365

Alfonso Ruiz Felipe, Mareas/Gelgit

24 Mart 2018 Cumartesi     156
Türkiye’de başarılı çalışmalara imza atan Alfonso Ruiz Felipe’nin ‘Mareas/Gelgit’ isimli seramik sergisi 14 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında Trump Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı, hayatın dalgalarını ve gelgitlerini yansıtan eserlerinde ışık ve gölge oyunlarına da yer veriyor. Eserlerinde renk-biçim denemesi yapan ve her bir seramik çalışmasını yalnızca elleriyle şekillendiren İspanyol sanatçı Alfonso Ruiz Felipe, ‘Mareas/Gelgit’ isimli sergisini Trump Art Gallery’de (TAG) sanatseverlerin beğenisine sunacak. Küratörlüğünü Kenan Bahar Derre’nin yaptığı, birbirinden renkli ve zarif dokunuşlu yaklaşık 40 farklı eserin yer aldığı sergi, 14 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında Trump Art Gallery’de (TAG) sanatseverlerle buluşacak. Hayatın dalgalarını ve küçük & büyük gelgitlerini eserlerine yansıtan Alfonso Ruiz Felipe, yarattığı tanımsız formlu seramiklerin bazılarını ahşapla buluşturuyor, bazılarını da ışık ve gölge oyunlarıyla süslüyor. Eserlerinde elle şekillendirilmiş amorf formlar tercih ederken, yarattığı tanımsız formlarla anın duygusunu yakalamayı ve bunu sırlama tekniğiyle birleştiren sanatçı “Gelgit`li günlerden geçiyoruz” diyor ve şöyle devam ediyor: “Dünya dağılıp dağılıp tekrar birleşiyor. Hayatlarımız bizim kararlarımız dışında şekilleniyor. Ve biz bazen dalgalı, bazen durgun; bazen mutlu oluyor, bazen içe kapanıyoruz. Gelgit`ler bittiğinde arta kalanlardan yeni bir hayat, kendimizden yeni bir kimlik yaratıyoruz. Seramikler de öznesi olduğumuz hayat gibi, dipten gelen bir duyguyla çoğu zaman tesadüfi, çamurun ve sırrın benden bağımsız kararıyla şekilleniyor. Ateşin, suyun, havanın, rengin ve hayatın dalgalarını, büyük küçük gelgitlerin izlerini taşıyor” diyor. *Alfonso Ruiz Felipe Hakkında: 1969’da İspanya’da doğdu. Suriye, Lübnan, Beyrut ve Mısır’ın ardından Türkiye’ye gelen Alfonso Ruiz Felipe, 2006 yılında arkadaşları aracılığıyla Caferağa Medresesi’nde seramik ile tanıştı. Hızlı bir biçimde seramik alanında kendini geliştiren sanatçı, 2013 yılında Taksim Atatürk Kitaplığı sergi salonunda ikinci sergisini açtı. Türkiye ve İspanya`da pek çok karma sergiye katıldı. Çalışmaları Madrid Reina Sofía Modern Sanatlar Müzesi butiğinde hala satılmaktadır. 14 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Türkiye’de pek çok başarılı işlere imza atan Alfonso Ruiz Felipe,seramik çalışmalarını İstanbul`da sürdürmektedir.
sanat365.com/blog365

Tasarım Tomtom Sokakta

9 Mayıs 2017 Salı     273
Tasarım Tomtom Sokakta`nın Bu Yılki Teması `Yukarı Bak` Kendine özgü dokusuyla sokağın enerjisinden ilham alan ve kültürle yoğrulan İstanbul`un en özel bölgelerinden biri olan Tomtom Mahallesi, 11-14 Mayıs tarihinde tasarımın zengin ve renkli dünyası ile yenilenecek. İkincisi düzenlenecek olan "Tasarım Tomtom Sokakta" etkinliği, QNB Finansbank ana sponsorluğunda sanat, tasarım ve alışverişi `Yukarı Bak/Up` temasıyla buluşturacak. 150`nin üzerinde tasarımcı ve sanatçı; 30`un üzerinde atölye ve söyleşi, sürpriz mekanları ve canlı performanslar ile sokağa bahar gelecek. Beyoğlu`nun en dikkat çeken ve sokak kültürüyle gelişen bölgesi Tomtom Mahallesi, 11-14 Mayıs 2017`de tasarım ve yaratıcılık üzerinde iddiasını sürdüren Tasarım Tomtom Sokakta etkinliğine yine ev sahipliği yapıyor. İlki geçen yıl düzenlenen ve gördüğü büyük ilgi nedeniyle geleneksel olarak yılda iki kez düzenlenmesine karar verilen Tasarım Tomtom Sokakta; Tomtom Mahallesi`nin yaratıcı havasını güçlendirecek. Etkinlik, geçen yıl olduğu gibi Tomtom Design Management İcra Kurulu Hakan Kodal, Bahar Korçan, Serra Arıkök ve Ayşegül Temel inisiyatifinde hayata geçecek. Tasarım Tomtom Sokakta etkinliği bu yıl QNB Finansbank ana sponsorluğu, Jotun, Mastercard, Mudo, Orta Anadolu, Tomtom Gardens sponsorluğu ve Moda Tasarımcıları Derneği, İtalyan Lisesi, Tasarım Vakfı ve WhiteSoft iş birliğiyle gerçekleştirilecek. Beyoğlu Belediyesi himayesinde gerçekleşecek bu özel etkinlikte Tescilli Markalar Derneği de Tasarım ödüllerini verecek. Geçtiğimiz yıl 15 bin ziyaretçinin ağırlandığı etkinlik, bu yıl da sergi ve enstalasyonlar, sohbet ve atölyeler, canlı performanslar ile Tomtom Kaptan Mahallesi`nde tasarım dünyasına ilham verecek. "Gökyüzünün Yaşam Dolu Enerjisini Hissedin" Tasarım Tomtom Sokakta`ya geçtiğimiz yıl da ev sahipliği yapan `Garaj`, bu yıl önemli bir değişiklikle iki kattan oluşacak. `Yukarı Bak/Up` temasıyla gerçekleşecek olan etkinlik, temasıyla hem mekan vurgusu yapacak, hem de ziyaretçilere gökyüzünü ve yaşama sevincini hatırlatmayı hedefleyecek. Tasarım Tomtom Sokakta kurucularından Bahar Korçan, bu yılın temasını, "İnsanları mayıs ayında, yeryüzünün negatif duygu ve durumlarının aksine gökyüzünün yaşam dolu enerjisini tatmaya davet ediyoruz" sözleriyle özetliyor. Yenilikleriyle tasarım dünyasını, yaratıcılığın merkezi olan Tomtom Mahallesi`ne taşıyacak olan etkinlikte; moda, mücevher, aksesuar, mobilya, seramik, grafik, kumaş, kağıt, aydınlatma gibi sektörlerden 150`nin üzerinde marka/tasarımcı yer alacak. QNB Finansbank kredi kartı sahipleri özel indirimler avantajlarıyla alışveriş yapabilecek. Etkinliğe, Tomtom Mahallesi`ndeki mağaza ve işletmeler de destek verecek. Açılışı Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, organizasyon komitesi ve tüm katılımcılar tarafından 11 Mayıs Perşembe günü yapılacak bu etkinlikte ziyaretçiler `Hayatı ve Geleceği Tasarlamak` konulu özel söyleşi ve buluşmalara katılabilecek. Ayrıca yoga, nefes ve enerji deneyimini yaşayacak. Dans performansları ve farklı müzik aktiviteleriyle ziyaretçilere sadece alışveriş değil, yaşam enerjisi sunacak. 30`u aşkın söyleşi ve atölye çalışmalarında Han Tümertekin, Saffet Emre Tonguç, Elif Dağdeviren, Özlem Güsar, Can Oba, Levent Erden, Arbil Çelen, Ali Shiro, Başak Pelister, Defne Ongun Müminoğlu, Sinan Naipoğlu, Beyhan Murphy gibi isimler etkinlik ziyaretçileri ile buluşacak. Stant ve sokak içi yerleşimlerinde özel yeme-içme markalarına da ev sahipliği yapan Tasarım Tomtom Sokakta, bu yıl yeni markalara da kapılarını açacak. Organik ve doğal beslenmeyle ilgili workshopların yanı sıra etkinlik ziyaretçilerinin uğrak yeri olabilecek lezzet noktaları kurulacak. `Yukarı Bak/Up` temasıyla çeşitli enstalasyonlara da yer verilecek olan etkinlik mekanının yanı sıra 4 gün boyunca Tomtom Mahallesi`nin önemli yapıları da enstalasyon ve sanat projelerine ev sahipliği yapacak. Etkinlik için özel olarak düzenlenen Art House binasında bulunan ve küratörlüğünü Bahar Korçan`ın yaptığı sergi alanında; Manner İstanbul sanatçıları; Naide Büyükkaymakçı, Günseli Kato, Tuba Hacısüleymanoğlu`nun yanı sıra Hasan Pehlevan, Ahmet Rüstem, Ersoy Alap, Ebru Döşekçi, Nida Şafak, Erkan Yaprakkıran gibi isimler, Pgart Gallery ve İstanbul Moda Akademisi sanatçılarının eserleri de sergilenecek. Kaan Düzarat`ın müzik direktörlüğünü yaptığı etkinlikte; Deniz Güngör`le Aqua Drum, Undomondo, Hakan Tamar, Jülide, Ali Deniz Kardelen performansları ve canlı müzik dinletileri de ziyaretçilere renkli saatler yaşatacak. 13 Mayıs Cumartesi günü Uninvited Jazz Band, Tomtom Kaptan Sokak`ta ve otoparkta canlı performans sergileyecek. Etkinlik boyunca her gün analog kültürün plak seçkileri de ziyaretçilere sunulacak. Anneler Günü`ne Özel Hediye Seçenekleri 14 Mayıs Anneler Günü, Tasarım Tomtom Sokakta içinde ayrı bir öneme sahip olacak. Ziyaretçiler; Anneler Günü öncesinde farklı fikir ve yaratıcılıkta hediye seçme olanağını yakalarken, bu özel günü de anneler ve çocuklarına özel workshop ve atölyeler ile renklendirebilecek. Geleneksel TMD Tasarım Ödülleri Sahibini Bulacak Bireysel tasarımcıların yanı sıra perakende sektörünün tasarıma önem veren markalarının da bir araya geldiği etkinlikte, Tescilli Markalar Derneği iş birliğiyle geleneksel olarak gerçekleştirilen `Tescilli Markalar Derneği Tasarım Ödülleri` de sahiplerini bulacak. Geçtiğimiz yıl kazananlarının önemli moda noktalarında tasarımlarıyla yer almalarını sağlayan yarışma, yine özgün tasarımları büyük ödüller ve seçkin platformlarla buluşturacak. Düzenlendiği ilk yıl perakende dünyasının dikkatini çeken, kalite, yaratıcılık ve özgünlük kıstasları açısından örnek gösterilebilecek projelerin değerlendirildiği Perakende Güneşi Ödülleri ATÜ Özel Ödülü`ne layık görülen Tasarım Tomtom Sokakta etkinliği; 2017`den itibaren yılda 2 kez düzenlenecek. Etkinliğe; Tomtom Garaj, İtalyan Lisesi, Tomtom Gardens Avlusu, Tomton Kaptan Sokak, Boğazkesen Pop-Up Mağazalar ve bölgenin katılımcı mağazaları ev sahipliği yapacak. Etkinliğin ana sponsoru olan QNB Finansbank Bireysel ve Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Enis Kurtoğlu; "QNB Finansbank olarak her daim sanatın ve sanatçının yanında olma gayretindeyiz. Genç sanatçıları yüreklendirecek ve topluma nefes alanı yaratacak benzer etkinliklerin artması gerektiğini düşünüyorum. İlki geçtiğimiz yıl düzenlenen Tasarım Tomtom Sokak`ta etkinliği sanatın her alanından birçok başarılı ismi bir araya getiren önemli bir organizasyon, yer almaktan dolayı mutluyuz. Eserleri heyecanla bekliyoruz." dedi. Moda Tasarımcıları Derneği, Birleşmiş Markalar Derneği, İtayan Lisesi ve Tasarım Vakfı`nın desteklediği Tasarım Tomtom Sokakta`da; QNB Finansbank ana sponsor, Orta Anadolu, Tomtom Gardens, Mastercard, Jotun, TMD ve Mudo sponsor olarak yer alıyor.
sanat365.com/blog365

Burçak Bingöl, Mitos ve Ütopya

3 Mart 2017 Cuma     213
Zilberman Gallery, Burçak Bingöl’ün "Mitos ve Ütopya" isimli yeni sergisini duyurmaktan mutluluk duyar. Sanatçının altıncı kişisel sergisi, 28 Şubat – 22 Nisan 2017 tarihleri arasında Zilberman Gallery’nin Mısır Apartmanı’ndaki ana sergi mekanında izlenebilir. İsmini Ekrem Işın’ın "İstanbul’da Gündelik Hayat" adlı kitabındaki İstanbul tanımından alan sergi, sanatçının galeriyle yaptığı 2011’deki "Nadireler Kabinesi", 2014’deki "Araba Sevdası" sergilerinin devamı ve son bölümü niteliğinde. Sanatçı, bu sergisinde içinde bulunduğu zamandan yaşadığı kentin ve kullandığı malzemenin geçmişine bakıyor; bugüne dair yeni bir manzara kurguluyor. Ankara’dan sonra New York ve nihayetinde yerleştiği İstanbul’a, “Doğu’nun mitosu ve Batı’nın ütopyası” arasındaki bu kentte yaşanmış çağların mirasından kalan parçaları yan yana getiriyor. Bingöl’ün, "Araba Sevdası" sergisine adını veren romanla başlayan tarihsel ilgi ve araştırmaları, "Mitos ve Ütopya"ya genel karakterini veriyor. Yerel kültür ve bu coğrafyanın barındırdığı yaratıcı potansiyelin izinde kent ve tarihle alternatif ilişkilenme biçimleri deniyor. Seramik yapmak fiilinin sınırlarını zorlayan gerçek boyutlu bir kamyonun seramikten yeniden üretildiği çalışması Seyir’den sonra, seramik yapmayarak, onun yerine daha önce bu coğrafyada yapılmışa bakıyor; hali hazırda var olanı dönüştürerek bugüne tercüme etme denemesine girişiyor. Gelenek ve malzemenin güçlü ve yerel çağrışımıyla bir ilişkiler ağının, biçim ve imge dağarcığının izini sürme ve kendine mal etmeye çabalıyor. "Mitos ve Ütopya", geçmiş ve gelenek etrafında var olan ilişkileri parçalarına ayırarak çözeltiyor; süsleme sanatlarından bir manzarayı, nesnelerin ve zamanın birbirinin içinden geçtiği deneysel bir yapıyla yeniden kuruyor. Zaman kendini tekrar ederken imge ve nesne birbirine ve birbirinden dönüşüyor. Topkapı Sarayı’ndan bir çini pano parçalarına ayrılarak kendini galerinin duvarlarında yeniden var ediyor. Geleneksel seramik kap formları parçalarına ayrılırken, yeni formlar ve formsuzluk denemeleriyle malzeme en ince katmanlarına ayrılıyor. "Mitos ve Ütopya" bir mirasın izini sürüyor. Kalıntıların peşine düşerek kendine dönük bir buluşmanın yollarını arıyor. Yeni bütünler oluşturmak için biçim ve imgelere yakından bakıyor, parçalarına ayırıyor ve kendini farklı biçimlerde tekrarlıyor.
sanat365.com/blog365

365Soruyor, Ömer Faruk Kılıç

13 Aralık 2016 Salı     302
Ömer bey merhabalar, sanatın farklı alanlarında ve farklı tarzlarda üretimleriniz var. Seramik bölümü mezunu olduğunuzu biliyoruz, resim ve heykele yöneliminiz nasıl oldu? Biraz bize sanatsal süreciniz ve felsefenizden bahseder misiniz? Resimin yanısıra plastik sanatlara karşı her zaman ilgim vardı. Zaten bunun doğal süreci olarak seramik okudum. Ve bu okul sürecinde seramik çamuru ile heykel arasındaki ilişkiyi etüt edip inceleme şansım oldu. Hissiyat olarak yakınlık duyduğum üç boyutlu obje şekillendirmeye insanoğlunun kullandığı en eski ve doğal malzeme olan çamur ile başlamış oldum... Son solo serginizin ismini “G E N” koymuşsunuz, bize serginin kavramı ve içeriğini anlatabilir misiniz? İçinde bulunduğumuz çağdaş toplumdaki insan benliğinin kendi kendine oluşturduğu sistemde hapsolması ve bu durumla mücadelesindeki acizliğini evrensel temalara dayandırarak genel anlamda ahlaki ve toplumsal çöküş ile ilgili çarpıcı bir farkındalık yaratabilmek istedim... Sergide ciddi bir üretim görüyoruz, ne kadar sürdü bu solo sergi için hazırlanmanız? Ben sürekli üretim sürecinin içindeyim. Yani hayatımın büyük çoğunluğunu oluşturan bir unsur bu. Neticede en büyük tutkum ve işim. Dolayısı ile normal bir iş ile kıyaslandığında da oldukça zahmetli ve uzun mesaileri olan bir çalışma prensibi gerektiriyor. Sonuç olarak soru aslında sürekli üretim halinde olan biri için anlamını yitiriyor bir yerde... Sergide yer alan resimlerinizi nasıl bir kurgu ile izleyebiliriz? Tarzlara göre mi yoksa kronolojik bir sırayla mı bir araya geldiler? Genelde ruhumuzun derinliklerindeki en temel hisleri tüm çıplaklığı ve cüretkarlığı ile fakat alışılmış formların ötesinde yansıtmaya çalışıyorum. Tüm eserlerin ortak noktasıda bu. Sergideki düzenleme ve numaralandırma sistemi bile bu kurguda hazırlandı... Heykellerinizde atık malzemeleri kullandığınızı biliyoruz, neden böyle bir tercihte bulundunuz? Aslında sadece atık malzemeler diyemeyiz. Günlük hayatımızda kullandığımız bir çok araç gereç de bunlara dahil. Endüstriyel ürünler, makine parçaları, daktilolar, ahşaplar vs. Materyalleri varolan halleri ile üzerlerinde çok fazla işlem yapmaksızın kullanmayı seviyorum. Bu bir şekilde sanki onların kendi varoluşlarına saygı duruşu gibi geliyor bana... Heykelleriniz ilk bakışta karmaşık, devingen ve çok sesli olmalarına rağmen bir bütünlük içinde bir araya gelmişler ve çok çarpıcı etki yaratmaktalar. Nedir bu çarpıcı etkiyi veren sizce? Heykel sabit bir formda olan üç boyutlu bir nesne olduğundan dolayı proporsiyon ve o sabitlik içindeki duygu yoğunluğu benim için en önemli unsur. Heykel çalışmalarımı bu yöntem üzerine kurguluyorum. Organik ve inorganik malzemelerin zenginleştirici bütünlüğü heykellerimde ilk başta karmaşık gibi gelen ama dikkatli gözlerin rafine ahenkler yakalayabileceği bir etki yarattığını düşünüyorum... Bodrum’da ikamet ettiğinizi öğrendik, Eserlerinizdeki tempo ve dinamizmi yansıtırken Bodrum’da ruhunuz biraz dinleniyor diyebilir miyiz? Yaşadığı coğrafya ve bölge tabi ki insanı etkiliyor. Ancak benin temel üretim felsefem evrensel ve zamansız işler ortaya koyabilmek. Aynı zamanda da bu süreçten zevk alabilmek. Dolayısı ile Bodrum böyle bir ideal için doğru sayılabilecek yerlerden biri bana göre... Gelecek projelerinizde neler var? Gençlere ve çocuklara yönelik çalışmalar yapmak istiyorum. Örneğin onların bakış açılarını zenginleştirmeye yönelik atölye çalışmaları vs. gibi... Aynı zamanda yurt dışında işlerimi farklı bakış açılarının beğenilerine sunabileceğim projeler ile ilgileniyorum. Ülkemizde son dönem modern sanat ile ilgili neler yapılabildiğinin örneklerini görmeleri açısından bunun önemli olduğunu düşünüyorum... Sanat365.com ile yollarınız nasıl kesişti? Online platformlar hakkında neler düşünüyorsunuz? Sanat365` in kurucusu Selver Hanım’ın işlerimi online platformları olan Sanat365.com`da yayınlamak istemesi üzerine bana ulaşması ile yollarımız kesişmiş oldu diyebilirim... Eklemek istedikleriniz? Sanat dallarının tümü temelde alışkanlıklarımızı kırmaya yöneliktir! Ve insanın en zorlandığı şey alışkanlıklarını değiştirmektir!
sanat365.com/blog365

Elif Okur Tolun, Zamandaki Aralıklar

21 Kasım 2016 Pazartesi     226
Elif Okur Tolun’un "Zamandaki Aralıklar" isimli resim ve seramik sergisi, 30 Ekim`de Galeri Eksen Balat`ta açılıyor.

 Sanatçı, günlük yaşamın içinden seçtiği sıradan nesneleri resim ve seramiklerine geçmişten bugüne farklı biçimlerde konu edinmiştir.

 Enkazlar üzerine kurulan yaşam/yaşanmışlıklar, serginin odak noktasıdır. Çürüyen kaportalar, parçalanmış araba parçaları arasında bir yaşam arayışı, zaman zaman resimlerine ve seramiklerine giren canlılarla ifadesini bulur. Bu sayede, karanlığa itilmiş yaşamlar ile ölüm arasında sıkışan ve kaybolan zamanlar varlık kazanır. Sanatçı, yapıtlarıyla bir taraftan geçmişin izini sürerken, bir taraftan da geleceğe pencere açar. Geçmişten gelenleri biriktirerek bir `ara zaman` yaratır. Üst üste yığılmış yüzlerce hurda, aslında kimliğini bilmediğimiz binlerce insanın yaşanmışlığını ifade eder. Bunlar tekrar kullanılmayı; yaşama dönmeyi bekleyen nesnelerdir. Sanatçının resim ve seramiklerinde de belleğin tekrar inşası için bu bir başlangıçtır. Bu bağlamda, sanatçının resim ve seramiklerine giren `yaşam arayışı içindeki` angut kuşları, kediler ve diğer canlılar, tekinsizlik karşısında zıtlık yaratan birer figür niteliği taşır.

 Sergi, 30 Ekim – 30 Kasım tarihleri arasında pazartesi günleri hariç her gün Galeri Eksen Balat’ta ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

Elif Uras, Hayal Meyal

10 Ekim 2016 Pazartesi     225
Galerist, Elif Uras’ın “Hayal Meyal” isimli sergisine 23 Eylül-6 Kasım 2016 tarihleri arasında ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyor. Sanatçının İstanbul’daki üçüncü kişisel sergisinde son dönem resim ve seramik çalışmaları yer alıyor. Uras’ın son dönem resim ve heykelleri günümüz toplumunda kadının evcil, üreten, işgücüne dayalı temsiliyetini yansıtır. İşlerde konu edilen kadın kahramanlar iç ve dış mekanlarda içine dönük ve homososyal bir çerçevede betimlenir. Ancak, bu kahramanlar kadının nesnelleştirilmesine dair indirgemeci bir yorumdan ziyade günümüz küresel ekonomisinin üretici ve tüketici birer parçası olarak yansıtılırlar. Bu eserlerde gelenek ile sekülarizm ve liberalizm gibi modernist ilkelere dair kadın öncülüğünde bir diyalog başlatılarak kamusal ve özel alan arasındaki çizgi durmaksızın yeniden belirlenir. “Hayal Meyal”, Batı modernizmi ile Doğu kültür ve sanatının geleneksel özellikleri arasındaki karmaşık ve değişken ilişkiye dair sanatçının uzun süredir üzerinde durduğu temalarda yeni bir sayfa açar. Figürasyon ve soyutlama arasında gidip gelen sanatçının eserleri resim ve seramik sanatı arasında form, içerik ve estetik bağlar kurar. Tarihi kaynaklardan türetilen motifler, çağdaş başörtüsü tasarımlarından esinlenen, canlı renklerle dolu dişileştirilmiş desenler ile birleşir. Seramik heykeller ise geleneksel çini işçiliğinin hassas ve ince detaylı fırça izlerini püskürtme boyanın graffiti benzeri, dışavurumcu desenleriyle birleştirerek kişisel bir görsel dile varır. İçinde kıvrımlı vazoların sıralandığı, mekana özgü bir duvar nişi gibi geleneksel mimari ve dekoratif öğeler barındıran sergi, mekandaki yerleşimiyle birlikte kadın bedeninin ve yaratıcı gücünün bir yansıması niteliğini taşır. Galerinin girişinden itibaren kıvrılarak hareket eden izleyici, resimler, seramik vazolar, tabaklar ve heykellerle dolu birbiri ardına dizili odaları takip ederek son bölümde göbek şeklinde seramik bir çeşme ve duvar ölçeğinde bir çini yerleştirmeyle buluşur. Elif Uras Hakkında Yaşamını ve çalışmalarını New York ve İstanbul`da sürdüren Elif Uras; Columbia Üniversitesi Güzel Sanatlar Yüksek lisansını 2003 yılında tamamlamadan önce ekonomi ve hukuk öğrenimi gördü. Solo sergileri arasında Aldrich Contemporary Art Museum, Connecticut; Kirkhoff, Kopenhag; Smith-Stewart, New York, Gavlak, West Palm Beach ve Kenny Schachter/ROVE, New York bulunur. Eserleri 9. Şangay Bienali, Şangay; P.S.1/MoMa, New York; Proje 4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, İstanbul; Mary Boone Gallery, New York; Greene Naftali Gallery, New York ve Andre Kreps, New York’ta sergilenmiştir. Uras’ın eserleri Metropolitan Museum of Art, New York, Ringier Collection, Zurich ve Maramotti Collection, Reggio Emilia gibi dünyaca önemli koleksiyonlarda yer almaktadır. Sanatçı İznik Vakfı’na desteklerinden dolayı teşekkür eder.
sanat365.com/blog365

Elif Aydoğdu Ağatekin, Veda

14 Eylül 2016 Çarşamba     252
Göçmek zorunda kalmış aileler, çoğunlukla büyük travmaların, büyük özlemlerin, büyük vedaların içinde geçmiş bir hayatın sahibi olurlar. Onlar yalnızca evlerini, komşularını, şehirlerini, mahallerini değil tüm geçmişlerini de bırakıp gitmek zorunda kalanlardır. Bir daha göremeyeceğini bilerek son kez kitlenmiş evlerin kapıları, o evlerin içinde kalan anılarla kalakalır geçip giden zamanın içinde… Veda, göçün yorduğu insanları, bu insanların kendilerine yeniden kurmak zorunda kaldıkları hayatları, o hayatın içindeki tatları, anıları, yaşanmışlıkları, küçük bir kızın hatıralarında kalan parçalarla anlatmaya çalışan bir sergi. Sergiyi oluşturan serilerin her biri kırık dökük seramik parçalar ve belli belirsiz anıların içinden bir bütüne dönüşmekte ve izleyeni; ayrılmaya, kopmaya, vaz geçmeye, geride bırakmaya bir başka ifadeyle "veda" etmeye zorlamaktadır. Elif Aydoğdu Ağatekin bu duyguyu eski bir fotoğrafla gidip geliverilen zamanda, yıllarca yemek yenilmiş anneanne tabaklarında, çocukluk resimlerinde, hepsi bu dünyadan göçmüş büyüklerin portrelerinde ve bir daha açılmamak üzere kapatmak zorunda kaldığımız kapılarda aramaktadır. Elif Aydoğdu Ağatekin "Veda" adlı seramik sergisi 18 Ağustos -10 Eylül tarihleri arasında Galeri Selvin 2 İstanbul’da izlenebilir.
sanat365.com/blog365

365Soruyor, Çetin Pireci

9 Ağustos 2016 Salı     340
Her ay bir sanatçıyı konuk edeceğimiz "365Soruyor" sanatçı röportajlarının ilk konuğu ressam Çetin Pireci. Kendisine merak ettiklerimizi sorduk. Sanat hayatına nasıl başladınız? Çocukluğunuzda da sanata iglili miydiniz? Kendimi bildim bileli resme olan merakım görsel ve plastik sanatlara yönelmeme sebep oldu. Çocukluğumda ilk eğitimime başlamamla beraber, derslerde benim ilgimi çeken dersin resim eğitimi olması ve görsel farkındalık yanında yeteneğimin ortaya çıkmasıyla öğretmenlerimin ilgi ve desteğinin sayesinde resim sanatına olan ilgim artmıştır. Eğitiminizi nerede tamamladınız, resme yönelişiniz nasıl oldu? Hiç heykel ya da başka bir alan düşündünüz mü? Lise eğitimimi tamamladığım zaman gideceğim üniversiteyi yıllar öncesinden zaten belirlemiştim. Benim için tek engel yetenek sınavlarıydı, bunları da aşarak TGSYO girdim. 1979-1980 dönemiydi, 1983-1984 döneminde Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik bölümünden mezun oldum. Seramik eğitimim resim hayatıma üçüncü boyutu katmıştır. Kilin plastik yapısı modelleme alanında bir ressamın üç boyutlu model çalışması, onun desen eğitiminde de farkındalığının artmasına olanak tanıdığına inanmışımdır. Bu açıdan seramik eğitimimin resmime çok büyük katkısı olmuştur. Daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar fakültesinde yine Seramik ana sanat dalında 1987-1989 döneminde Yüksek Lisansımı tamamladım. Seramik eğitiminin plastik sanatlar içinde çok önemli bir alanı kapladığına inanıyorum, çünkü seramik eğitimi neredeyse bütün ana sanat dallarını içine alan bir konumdadır. Resimlerinizde figürlere yer veriyorsunuz, figüratif resim serüveniniz nasıl başladı? Kendinize has bir tekniğiniz var, kareleme sistemimi demeliyiz, bu teknik hakkında bilgi alabilir miyiz? Bu tekniğe nasıl başladınız? Figür bir resmin ana temasıdır benim için, anlatmak istediğim bir konuyu daha iyi ifade ettiğine inanıyorum. Figürsüz resim olmaz bence, yoksa duygusuz bir resim olur. Resimlerimde son dönem işlerimde kareleme de diyebiliriz, bu yöntemi kullanmaya başladım. İlk olarak 2012 yılında "Çıplak Göz" sergimde figürlerin üzerinde uygulamamla beraber başladı. Çok renkli diyebileceğim karelerle figürleri kapladım. Çok renklilik zaten bizim kültürümüzde olan temel yapımızdır, bu beni çok etkileyen bir unsurdu ve resimlerime yansıtmam gerekiyordu. Resimlerinizde arka planda durağan bir kompozisyon, figürlerde hep canlı renklerle karşılaşıyoruz, bu renklerin bir araya gelişi nasıl oluyor? Arka plan bir çerçevedir benim için, önemli olan ifade edilenin ön planda olmasıdır. O açıdan arka planın figürü etkilememesi gerekir. Duygu ve atmosferi yansıtması açısından, figürün vermek istediği etkiyi yaratabilecek renkleri kullanarak bir araya getiririm. Atölyeniz nerede? Nasıl bir ortamda çalışıyorsunuz? Atölyem Alemdağ`da bulunuyor, seramik ve resim atölyesi olarak iki bölümden oluşuyor, eşim Deniz Pireci ile birlikte paylaşıyoruz. Doğanın içinde ama şehre yakın olmak beni besliyor. Son serginiz bir retrospektif tadında. Biraz serginizden bahseder misiniz? Son sergimde son dönem işlerimin yanında desenlerim, gerçekçi figüratif tablolarım ve seramik eserlerim de yer aldı. 2005 yılında gerçekleştirdiğim "Koçaklama" isimli seramik çalışmalarımı da bu sergiye dahil etmem "Yekvücut" başlığını daha güçlü ifade etmektedir. Desen çalışmaları ve bunların yağlıboya tabloya dönüşmesi de sergide önemli bir bölüm oluşturuyor. Son dönem işler ise figürlerde yine kareleme yöntemiyle yapılan çalışmalar var, fakat bu çalışmaları daha ağırlıklı olarak monokrom renkler kullanarak gerçekleştirdim. Bir rengin kendi içinde açıktan koyuya giden birçok ton barındırması, figüre görsel açıdan çok büyük değer katıyor, ayrıca bir rengin konuyu kendi içinde ifade edebileceği görselliği sunuyor. Gelecek projeleriniz nelerdir? Bir sanatçı için gelecek proje diye birşey olmaz sanırım. Çünkü çalışmaları, sanatçı tarafından beyin süzgecinden geçerken gelişir ve pek çok değişikliğe uğrayarak gelişir. Buna yaşadığımız toplumun da katkısı etki ederek devam eder ve şekil alır.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat