sanat365.com

"resim"

sanat365.com/blog365

Kemal Kara, Yeni Olan Hiçbir Şey Yok

31 Mayıs 2017 Çarşamba     281
Kemal Kara’nın merakla beklenen 4. sergisi "Yeni Bir Şey Yok"un ön lansmanı 1 Haziran Perşembe günü saat 18.00’da Zorlu Eataly’de sanatseverlerle buluşuyor. Hayatın dönüm noktalarında bizim nerede durduğumuzu sorgulayan ressam Kemal Kara; şimdilerde yaşantılarımız belki de fazlasıyla birbirine benziyor. 
Bizse çizgiler içinde şekil değiştiriken aslında herşey aynı,
 yeni olan hiçbir şey yok. Yeni olan hiçbir şey yok... ne kadar hazırsın?
 dışardan kendini görmeye...
 kendini sorgulamaya...
 objektif olmaya...
 her şeyden önce kendini tanımaya! Anı katmanları içinde her geçen gün daha da belirsiz hala geliyoruz. İçinde bulunduğumuz sınırsız boşlukta kendi oluşturduğumuz sınırların içinde sürekli dönüm noktalarından geçiyoruz. Ortak anılar, ortak başarılar, başarısızlıklar aynı başlangıçlar ve bitişler arasında devinimsel olarak hareket ediyoruz. Sürekli yeniden çizilen sınırlar içinde… Her geçen gün yalnızlaşıyoruz! Geride kalanı…
 Gideni…
 Bekleyeni… 
Yerinden edileni…
 Bakıyorsun ama görmüyorsun! Şimdilerde yaşantılarımız belki de fazlasıyla birbirine benziyor. 
Bizse çizgiler içinde şekil değiştiriken aslında herşey aynı,
yeni olan hiçbir şey yok. 01 - 30 Haziran tarihleri arasında Zorlu Eataly de ve online olarak da www.karakemal.com dan gezilebilir...
sanat365.com/blog365

Beyaz Müzayede, Sezonu Ustaların Gözde Eserleri ile Kapatıyor

24 Mayıs 2017 Çarşamba     100
Beyaz Müzayede, 4 Haziran`da Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek `40. Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi` ile sezonu kapatıyor. Türkiye`nin ve dünyanın önde gelen çağdaş sanatçılarının birbirinden değerli yapıtlarının yer aldığı müzayedede, Tate Modern`ın kurucuları arasında bulunan önemli koleksiyonerler Sir ve Lady Sainsbury`nin de koleksiyonuna giren Mübin Orhon`un 1965 tarihli `Le Havre` isimli başyapıtı, 250 bin-400 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Mübin Orhon`un yanı sıra, Nejad Melih Devrim, Fahrelnissa Zeid, Selim Turan, Abidin Dino, Hakkı Anlı gibi `Fransız ekolü` Türk Çağdaş Sanatı`nın birbirinden değerli temsilcilerinin çeşitli dönemlerine ait önemli eserler ve başyapıtlardan oluşan çok zengin bir koleksiyon, sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Birbirinden değerli eserlerin satışa sunulacağı 40. Beyaz Müzayede`de Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın en büyük ustalarından Burhan Doğançay`ın 1970 ve 2000 yılları arasına ait 9 eseri yer alıyor. Sanatçının 1973 tarihli Hücum Serisi`nden `Swirling Breakthrough` isimli yapıtı 170 bin-250 bin TL ve 1970 tarihli `The House of the Rising Sun` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat arağı ile satışa çıkıyor. Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın çok önemli ustası Adnan Çoker`in ise 1996 tarihli `Çemberli Mor II` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL ve 1997-2014 tarihli `Beş Kare` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Müzayede`de Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın ustalarının görkemli eserleri ve başyapıtlarının yer aldığı, son yılların en zengin figüratif koleksiyonu sanatseverler ile buluşuyor. Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın diğer ustalarına kıyasla sınırlı sayıda eseri bulunan Alaettin Aksoy`un 1987 tarihli `Yalan` isimli 150x188cm ebatlı başyapıtı 200 bin-300 bin TL, bu sene kaybettiğimiz Yüksel Arslan`ın 2002 tarihli `G. Büchner et R. Lenz` isimli 564 no`lu `Arture`ü 80 bin-160 bin TL ve Mehmet Güleryüz`ün 1986 tarihli `Kaplan Adamın Karısı` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile görücüye çıkıyor. 4 Haziran`da satışa sunulacak eserler arasında Türk Modern Naif Sanatı`nın en büyük ustası Nedim Günsür`ün 1979 tarihli `Balıkçı Evi` isimli önemli yapıtı 100 bin-160 bin TL ve Türk Modern Sanatı`nın en büyük ustalarından `Hocaların Hocası` Bedri Rahmi Eyüboğlu`nun `Karabaş Dönemi` diye anılan, sanatçının kitaplarında da yer alan, koleksiyonerler tarafından en çok aranan dönemine ait `Kalamış`tan` isimli meşhur yapıtı 70 bin-130 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile yer alıyor. Türk ve dünya çağdaş sanatından saygın ustalar, seçkin eserler 40. Beyaz Müzayede`de ayrıca diğer çağdaş ve modern sanat ustalarımızdan Fikret Mualla, Ömer Uluç, Ferruh Başağa, Güngör Taner, Mustafa Ata, Zekai Ormancı, Devrim Erbil, Alev Ebüzziya Siesbye, Neşe Erdok, Komet, Ergin İnan, Cihat Burak, Cevat Dereli, Koray Ariş, Osman Dinç, Orhan Peker, Şükriye Dikmen, Nuri İyem, Avni Arbaş, Adnan Varınca, Fethi Arda, Turan Erol, Ali Çelebi, Nuri Abaç, Zühdü Müridoğlu; Türk Çağdaş Sanatı`nın orta ve genç kuşağından Canan Tolon, Kemal Önsoy, Selma Gürbüz, Azade Köker, Kezban Arca Batıbeki, Ahmet Güneştekin, Serdar Arat, Elvan Alpay, Haluk Akakçe, Seçkin Pirim, Murat Pulat gibi Türk Çağdaş Sanatı`nın ustalarından gençlerine kadar geniş yelpazeye ait değerli Türk sanatçıların yanı sıra, eserleri dünya müzelerinde yer alan Sarah Morris, Gudmundur Erro, Jan Voss, Pat Andrea, Ben Willikens, Mark Brusse ve Hunt Slonem gibi dünya çağdaş sanatı ustalarının seçkin eserleri de satışa sunuluyor. 2016-2017 sezonunun son müzayedesi olan 40. Beyaz Çağdaş ve Modern Müzayedesi`nde önemli koleksiyonlardan derlenmiş 137 sanatçının 271 sıra dışı eseri yer alıyor. Beyaz Müzayede`deki yapıtlar, 25 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde saat 10.00-20.00 arasında Beyaz Müzayede`nin Nişantaşı`ndaki sanat mekânı `Beyaz Space`de sanatseverlerin ziyaretine açık sergileniyor. Aziz Karadeniz tarafından yönetilecek olan 40. Beyaz Müzayede, 4 Haziran Pazar günü saat 13.30`da Maslak`ta Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek.
sanat365.com/blog365

Sanatçılar Park Etti

9 Mayıs 2017 Salı     138
Tasarım Parkı’nın farklı disiplinleri ve yaratıcı kimlikleri bir araya getirmek amacıyla başlattığı sanat etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘Artists Parked / Sanatçılar Park Etti Sergisi’, 10 Mayıs-10 Haziran tarihleri arasında Kadıköy Yoğurtçu Parkı`nda ziyaretçilerini ağırlayacak. Tasarım Parkı’nın, ‘tasarım’ bayrağından ilhamla, daha çok sanat/yaratıcılık/tasarım ekseninde bir seçkinin yapıldığı sergisinde yer alan dokuz sanatçı; enstalasyon, duvar heykelleri, cam ayakkabılar, aynalar, resim ve heykeller dışında farklı disiplinlerden örneklerle Yoğurtçu Parkı’nın ziyaretçilerine çeşitli yaratıcı fikirler sunulacak. Park etmek, “durma” anlamının dışında sonraki hareketi de oluşturur. Park eden her şey mutlaka hareket edecektir. Bu belli bir amaç için harekete geçiştir. Bu sergide de park ediliyor, sonra harekete geçiliyor. Sanatçılar: Arden Oluk, Begüm Yıldırım, Cem Onat, Fifi Letters, Ioka Dana, Nesren Jake, Neşe Çoğal, Rizal Ismed, Tamar Arapoğlu, Tan Taşpolatoğlu
sanat365.com/blog365

Sevinç Çiftçi, Yarın Ne Kadar Sürer

5 Mayıs 2017 Cuma     86
"Yaşantımızı biçimleyen büyük kırılmalar kaynağını küçük anlardan alıyor olabilir mi? Yaşadıklarımızın ne kadarı kendi gelecek tasarımımız? Kendi gelecek tasarımımız ne zaman, nerede? Hangi silik hayalde örtülü kaldı? Ve işte bu sorulardır ki beni (sanatçıyı) yeni üretimlere çağırır?." Sevinç Çiftçi Sevinç Çiftçi`nin insanın henüz şekillenmemiş ve katılaşmamış olma halini bize çocuk figürleriyle anlattığı, yaşamımızı sorguladığı "Yarın Ne Kadar Sürer?" resim sergisi 6 Mayıs`tan itibaren Galeri Diani`de! "Hiçbir şey sona ermedi, ermez de, geçmişe doğru süzülüp giden birhikâyeninbaşladığı yere döndüm. Zamanın tozunda berraklığını yitiren sonra da ansızın öyle bir anda rüya gibi geriye gelen birhikâye, hiçbir şey sona ermez." Theo Angelopoulos Sevinç Çiftçi`nin "Yarın Ne Kadar Sürer?" isimli kişisel sergisi 6 Mayıs-27 Mayıs2017 tarihleri arasında Galeri Diani`de gerçekleşiyor. Theo Angelopoulos`un "Sonsuzluk ve Bir Gün" filminden esinlenen sergide, farklı ebatlarda yağlıboya eserlerin yanı sıra, sanatçının karışık teknikle ürettiği resimlerini ve desenlerini de görmek mümkün olacak. Ayrıca, sanatçının üretim sürecine eşlik eden defteri de sergi süresince izleyici ile buluşacak. Sanatçı kişisel sergisinde "Yeniden ortaya çıkan geçmiş, bugünün tabulaştırdığı dönüm noktalarını ortaya koyar. Üstelik belleğin tazelenmesi hayalin idrak içeriğinin de tazelenmesine yol açar," diyen Herbert Marcuse anımsamanın, toplumsal olanca bastırılan ögeleri geri getirdiğini anlatırken gerek içeriği gerekse kullanılan teknikler bakımından "anımsama" kavramını vurguluyor. Bu bağlamda Sevinç Çiftçi resimlerdeki çocuk figürlerini, henüz şekillenmemiş ve katılaşmamış olma halini bize hatırlatırcasına karşımıza çıkarıyor.
sanat365.com/blog365

Joel Menemşe, Başkalaşım Alanı

5 Mayıs 2017 Cuma     73
Akademililer Sanat Merkezi, Joel Menemşe`nin "Başkalaşım Alanı" isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleşen sergide sanatçı insanın içine girdiği metamorfozik durumu, hayvanlarla olan duygusal ve mental benzerlikleri, davranış biçimlerini figürü ön plana alarak anlatmaktadır. Kendine özgü dünyası içinde insanlarla hayvanlar arasında ki düşünce yapısının üzerine giderek çözümlemeler üreten Joel Menemşe hareket ve görünümler üzerinden yüzey araştırmalarına girip, bunu yaparken de resimsel bir dil kullanmıştır. Biçimin, rengin simgesel bir estetikle ortaya çıkışı ve bugüne ait zamanı geri plana atışı ya da yok edişi sanatçının kurgusal düşlerinin yeniden düşünsel biçimlere dönüşmesi olarak görülebilir. Varlık ve yokluk ya da insan ve hayvan arasındaki ince çizginin zaman zaman yok olup tekrar ortaya çıkışı üzerinden anlatıma giren Joel Menemşe`nin insanların ve hayvanların belli bir alana sıkışmış olan hayatlarını sorgulaması bilinmezlikler üzerinden zamanın ruhunu yakaladığının ispatı olarak düşünülebilir. İnsan gibi düşünüp, davranan ve insan gibi yaşayan hayvanların yaşamını resimlerine taşıyan Joel Menemşe`nin dönüşüm ve başkalaşım içine giren yeni insanın metamorfozik durumunu irdeleyen sergisi 6 Mayıs tarihine kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde görülebilir.
sanat365.com/blog365

Konuya Yeniden Dönmek

20 Nisan 2017 Perşembe     108
İnönü Üniversitesi bünyesinde kurulan `Kadın Sorunları Araştırma Merkezi` çok önemli bir sergi projesi gerçekleştiriyor. 21-30 Nisan tarihleri arasında, küratörlüğünü Necmi Karkın’ın yaptığı sergiye Adnan Yalım, Ahmet Yeşil, Atilla İlkyaz, Bedri Baykam, Ekrem Kahraman, Ergin İnan, Figen Batı, Gülten İmamoğlu, Hüseyin Elmas, Mesut Yaşar, Nancy Carol Atakan, Nazan Azeri, Nazan Erkmen, Necmi Karkın, Tülin Onat, Yüksel Göğebakan, Zahit Büyükişleyen ve Zuhal Arda gibi önemli akademisyen ve sanatçılar katılacaktır. Sanatçıların kendi tarz ve ele aldıkları konular itibarıyla çok zengin bir içeriğe sahip sergi, Dünya Sanat Günü`ne dikkat çekmek ve Kadın Sorunları Araştırma Merkezi`nin önemli projesi olarak görülmektedir. İnönü Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ve Kadın Sorunları Araştırma Merkezi müdürü Prof. Dr. Yetkin Gök’ün değerli katkılarıyla İnönü Üniversitesi Kongre Kültür Merkezi`nde yapılacaktır.
sanat365.com/blog365

Sine Qua Non / Olmazsa Olmaz

3 Mart 2017 Cuma     95
"Bir kadın olmadan yaşanmayacağı doğru değildir. Bir kadın olmadan yaşanmış olunmaz sadece…” Karl Kraus EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı 25. yıl etkinlikleri kapsamında, 25 erkek sanatçının kadınlara ithaf ettikleri resim, heykel, video art gibi farklı disiplinlerden oluşan yapıtları 7-31 Mart tarihleri arasında Ekavart Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Yüzyıllardır sanat yapıtlarında kadın imgesi Tanrıça olarak tapınılan kadın ya da sanatçıya ilham veren kadın olarak temsil edilmekte. Kadınlar için sözler söylenmiş, yazılar yazılmış ya da imgeler üretilmiş. Öykülerde kadın bambaşka biçimlerde karşımıza çıkmakta. Pandora’nın Kutusu’na baktığınızda insan soyunu cezalandırmak için yaratılmış, Adem ve Havva’da ise ilk günah eylemini üstlenmiş olarak söylencede belirtiliyor. Şeytansı imgeler ve söylenceler bu efsanelerin birer süreği gibi. Erken dönemlerde doğurganlığı ile kutsiyet atfedilen, Antik Yunan döneminde bedenin yüceltilmesine uzanan süreçte tasvir edilen kadın, Rönesans dönemiyle birlikte üzerindeki giysiyi tekrar çıkartır. Sonrasında ise, birçok alanda karşımıza çıkacaktır. Bunlardan belki de en başta, Delacroix’nin eserinde özgürlüğün simgesi olarak yer alması ve böylece kavramın kadın bedeninde kişileştirilmesi akla geliyor. Femme Fatale’dan meta-olarak kadın imgesinin kullanımına kadar birçok tartışmanın da odak noktasında kadın. Bu kadar detay dolu bir konuda söylenen sözlerin ve üretilen imgelerin üzerine bir küçük söz nasıl eklenebilir? İşte bu sergi, buna dair küçük bir katkı arzusundan hareket ediyor. Bu coğrafyada erkeğin gözünden kadına bakışın bir kesitini, farklı yaş gruplarından sanatçıların katılımıyla sunmaya çalışma arzusu da diyebiliriz.
sanat365.com/blog365

Nurgül Gün Güney ve Aysel Güneş

18 Şubat 2017 Cumartesi     199
Öncelikle iki yaratıcı disiplin nasıl bir araya geldi? Birlikte böyle bir proje yapmaya nasıl karar verdiniz? NGG: Datça’da katıldığımız çalıştayda tanıştık. Öncelikle ikimiz de birbirimizin yaptıklarına hayran olduk. Bir süredir geleneksel Türk motiflerini araştırıyordum. Yaptığım doku resimlerine bu motifleri eklemek istedim. Aysel bir çini sanatçısı ama çini ile çağdaş sanatı bir araya getirerek çok farklı bir çizgi yakalamış kendisine. Açıkçası tam yapmak istediğim şeyi Aysel’in işlerinde buldum. Ben resimlerime gelenekseli dahil ederken o, gelenekseli çağdaş olanla buluşturuyordu. Hemen ‘birlikte bir sergi yapmaya ne dersin’ dedim. AG: Bence bir araya gelişimiz biraz enteresan. Datça’da UKKSA’nın düzenlediği çalıştayda tanıştık. Birkaç günde sohbetimiz, enerjimiz, çalışma disiplinimiz birbirini çok güzel tamamladı. Ardından Nurgül, sergi açmak istediğinden bahsetti ve sonrasında `neden bunu beraber yapmayalım ki` dedi ve sergi hazırlığımız başlamış oldu. Geleneksel sanatların çağdaş yorumla bugüne taşınması konusu her daim konuşulan ancak hak ettiği değerde uygulanmaması ile sürekli eleştirilen bir konudur Türkiye’de. Bunun açlığını da çekeriz aslında. Gelenek olmadan gelecek olamaz çünkü... Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir. NGG: İşte tam da bu noktadan yola çıktık. Benim yaptığım sadece uygulama olarak, malzeme olarak geleneksel. Yani yağlıboya tuval resmi. Bu, geleneksel sanatların içine girmiyor. Bu konuda Aysel daha çok söz söyleyebilir sanırım. Yaptığı sanata hayranlık duyuyorum. AG: Gelenek olmadan gelecek öngörülemez çünkü yeni eskiden çıkmış, eskiye (geçmişe) bağlı olarak var olmuş ama asla eskinin tekrarı olmayan, bambaşka bir bileşimdir. Geleneksel sanatların çağdaş yorumla bugüne taşınması, Osmanlı lalesini alıp çalışmanızın bir bölümünde kullanarak olmaz. Geleneksel birikimleri çalışmalarında doğru bir üslupla kullanan sanatçılar tabi ki var. ‘Doğru’dan kastım; evet, geçmiş dönem dizileri ile geleneksel sanatlar günümüzde popülerlik kazandı ama sırf durum böyle diye çalışmanızın bir bölümüne Selçuklu ya da Osmanlı motifleri koymamalısınız bence. Eğer böyle olursa farklı kaygılar güdüyorsunuz demektir… Geleneksel sanatı çağdaş bir algıda sunmak için geçmişi, benliğinizi, var olan kültürünüzü özümsemelisiniz diye düşünüyorum… Gelenek ve çağdaşı çok dengeli bir seviyede ve dikkat çekici bir sentezde bir araya getirmişsiniz, nasıl çalışıyorsunuz biraz bize bahseder misiniz? NGG: Benim çalışmalarımda çıkış noktam Yüksek Lisans tezim süresince yaptığım araştırmalar oldu daha çok. Resim dilinin grameri, görsel okur-yazarlık, resim göstergebilimi gibi konuları araştırıyordum. Bir tür soyut resim anlayışında yüzey resimleri yapmaya başladım. Mekân perspektifini ve dolayısıyla bildiğimiz iki boyutlu resim yüzeyinde üç boyutlu etki yaratan resim illüzyonunu terk ederek tuval yüzeyinin sınırlılıkları üzerinde çalıştım. Bunu yaparken aldığım geleneksel resim disiplinini tamamen terk etmiş değilim. Resimlerimde figür önemli yer tuttu şimdiye kadar. Kumaş kıvrımları üzerinde kıvrılmış, bükülmüş insan bedenleri dokulara dönüştü. Resmimin oluşum sürecini yani aşamalarını izleyiciye göstermek istediğim için yer yer boşluklar geometrik formlarla birleşti. Geometrik formlar da kaçınılmaz olarak geleneksel motiflere dönüştü. Bu gelişim ve dönüşüm benim de çok keyif alarak izlediğim bir süreç. Bir sanatçının meydana getirdiği eserlerinin de kendisinden bağımsız bir hayatı olduğunu düşünmüşümdür hep. AG: Teşekkürler, örf, adet, geleneklerimizi seviyorum, iyisiyle kötüsüyle bizi biz yapan etkenler bunlar. Tüm bunların başında sanata olan bakış açımızda var tabi. İnanılmaz geniş bir sanatsal geçmişe sahibiz ama biz pek farkında değiliz. Bu farkındalık ile çiniyi farklı bir algıda sunmaya çalışıyorum. Kolaj tekniğini daima çok sever oldum, bunun yanında geçmişi bize anımsatan siyah beyaz fotoğrafları da. Sevdiğim üç şeyi bir araya getiriyorum çini, siyah beyaz fotoğraflar ve kolaj. Fotoğraflar hayatımızda iz bırakan doneler ve bende çini sanatı ile yaptığım kolajlarla iz bırakmaya çalışıyorum. Wintage fotoğrafları sosyal medya üzerinden araştırıp daha sonra bu (kendimce benle konuşan ) fotoğraflar arasından seçim yapıyorum. Ardından benim için en sancılı ve en eğlenceli süreç başlıyor aslında, tasarım… Seçtiğim fotoğraf üzerinde kendimce uygun gördüğüm geleneksel motifle, siyah beyaz fotoğrafı kolajlıyorum. Geleneksel motiflerde hiçbir değişiklik (renk, biçim vb.) yapmadan çini karo üzerine uyguluyor yani var olan motife bağlı kalıyorum. Böylelikle geçmiş ve günümüz arasında kendimce bende bir iz bırakıyorum… İki disiplin bir araya geldiğinde biri diğerinin önüne geçmeden ve ego savaşları olmadan çalışabilmek de büyük bir özen gerektiriyor olmalı? NGG: Açıkçası böyle bir şey aklımın ucundan dahi geçmedi. İşini ciddiyetle yapan profesyonel insanlarız. AG: İkimizin de ego savaşlarında yer aldığını düşünmüyorum. Sonuçta iki farkı disiplin ile var oluyoruz. Burada önemli olan kimin daha iyi olduğu değil, bütünsellik… Peki bu serginizde vermek istediğiniz mesaj anlatmak istedikleriniz nelerdir? NGG: Doğrudan bir mesajdan söz edilemez sanırım. Kendi adıma iyiyi ve güzeli sunmaya çalışıyorum. Elbette ki içinde yaşadığımız koşullar içinde sanatla uğraşmanın zorluklarından söz etmeyeceğim. İster istemez coşkularımız, birikimlerimizle birlikte hayal kırıklıklarımız da yansıyordur işlerimize. Kavramsal anlamda okunabilir, açık resimler ürettiğimi düşünüyorum. İzleyicinin de yorumunu katarak algısında tamamlayabileceği ve izleyiciden izleyiciye anlamın değişebileceği anlamda. AG: Kendimce mesaj kaygısı gütmüyorum ama elbet anlatmak istediklerim var ve bunun yaptığım çalışmalarla görsellik düzleminde okunabilir olduğunu düşünüyorum. İzleyicide uyandırdığı his odak noktam. Aynı zamanda geleneksel sanatlara olan bakış açımızı değiştirmek izleyici için net bir mesaj aslında… Sergi hazırlık süreci ne kadar sürdü? NGG: Birlikte proje yapmaya karar verdiğimiz süreçte zaten ikimiz de yapmakta olduğumuz işleri sürdürüyorduk. Sanırım 4 ay gibi bir sürede sonuçları görmeye başladık. AG: Ortak sergi fikrinden önce zaten ikimizde çalışmalarımızı devam ettiriyorduk. Sergi fikri çalışmaların hız kazanmasına neden oldu ve 4-5 ay gibi süreçte tüm çalışmalar ortaya çıkmış oldu. Birlikte çalışmaya devam edecek misiniz? NGG: Çalışmalarımızın ne yönde gelişeceğini zaman gösterecek. Bu çalışmaların birlikte sunumu gerekli olduğu takdirde tekrar bir araya gelinir. Onun dışında zaten kendi disiplinini kendi uygulayan ve ayrı çalışan sanatçılarız. AG: Neden olmasın! Gelecek projelerinizden bahseder misiniz? NGG: `Disiplinler Arası İletişim` başlığı altında sunduğumuz bu sergiyi yurt dışına taşıyarak aynı zamanda coğrafyalar arası iletişime dönüştürmek istiyoruz. AG: Ortak proje olarak, Kozyatağı Kültür Merkezi’nde açtığımız sergiyi yurt dışına taşımak gibi bir fikrimiz var. Bireysel olarak çalışmalara devam, neler olur zaman gösterecek… Son olarak eklemek istedikleriniz? NGG: İyi işler ürettiğimize, iyi bir sergi çıkardığımıza inanıyorum. Birlikte çalışmaktan çok büyük mutluluk duyduğum arkadaşım Aysel Güneş’e ve bu çalışmaları sergileme imkânı sağladığı için Sanat365.com’a teşekkür ederim. AG: Keyifli bir sergi oldu. Nurgül ile çalışmak hem çok eğlenceli hem de bana bir sürü şey kattı. Nurgün Gün Güney ve bize ev sahipliği yapan Sanat365.com’a teşekkürler.
sanat365.com/blog365

Vasıf Pehlivanoğlu, Denize Doğru Bakış

13 Şubat 2017 Pazartesi     99
Vasıf Pehlivanoğlu "Denize Doğru Bakış" isimli sergisiyle Akademililer Sanat Merkezi’nde sanatseverlerin karşısına çıkıyor. İçinde taşıdığı deniz tutkusunu, deniz insanlarını, yaşadığı şehrin denizle olan ilgisini kendine ait bir figür anlayışıyla anlatan Vasıf Pehlivanoğlu, bir yapı - söküm mantığı ile yaptığı resimlerde denize bağlı yaşamı yeniden var ederek mekan belleği üzerine bir düşünce sistematiği oluşturmaktadır.    Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleşen sergide, sanatçı bir kent mekanı olarak deniz kıyısı, tersaneler, rıhtımlar, balıkçı barınakları, gemiler üzerinden yaşadığı, ürettiği ve üzerinde düşündüğü şehir olarak İstanbul`u sorunsallaştırmış, unuttuğumuz, göremediğimiz yada görmek istemediğimiz yanları ile tuval üzerine aktarmıştır. Gerçekleştirdiği iç derinliğe sahip kurgularla zamanın ruhunu yakalayan sanatçı, moderniteye özgü kültürel unutkanlığa karşı getirdiği eleştiri ile belirsizlik içinde yol alan günümüz insanına sorumluluklar taşıdığını geçmişin izlerini sürerek anlatmaktadır. Güçlü desen yapısıyla oluşan kompozisyonlarda ki deniz insanlarının gerçek hikayeleri ile gelişen resimlerin izleyici ile diyaloğa geçip, gündelik hayattan izler taşımasını sanatçının diyalog arayışı olarak görülebilir.  Her türlü özentiden uzak, çevresini tek başına izleyen, gözlem yapan ve karşılaşmalarını içtenlikle görselleştirerek anlamlandıran Vasıf Pehlivanoğlu`nun "Denize Doğru Bakış" sergisi 22 Şubat - 25 Mart 2017 tarihleri arasında Akademililer Sanat Merkezi’nde 11.00 - 19.00 saatleri arasında görülebilir.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat