sanat365.com

"kişisel"

sanat365.com/blog365

Kemal Kara, Yeni Olan Hiçbir Şey Yok

31 Mayıs 2017 Çarşamba     281
Kemal Kara’nın merakla beklenen 4. sergisi "Yeni Bir Şey Yok"un ön lansmanı 1 Haziran Perşembe günü saat 18.00’da Zorlu Eataly’de sanatseverlerle buluşuyor. Hayatın dönüm noktalarında bizim nerede durduğumuzu sorgulayan ressam Kemal Kara; şimdilerde yaşantılarımız belki de fazlasıyla birbirine benziyor. 
Bizse çizgiler içinde şekil değiştiriken aslında herşey aynı,
 yeni olan hiçbir şey yok. Yeni olan hiçbir şey yok... ne kadar hazırsın?
 dışardan kendini görmeye...
 kendini sorgulamaya...
 objektif olmaya...
 her şeyden önce kendini tanımaya! Anı katmanları içinde her geçen gün daha da belirsiz hala geliyoruz. İçinde bulunduğumuz sınırsız boşlukta kendi oluşturduğumuz sınırların içinde sürekli dönüm noktalarından geçiyoruz. Ortak anılar, ortak başarılar, başarısızlıklar aynı başlangıçlar ve bitişler arasında devinimsel olarak hareket ediyoruz. Sürekli yeniden çizilen sınırlar içinde… Her geçen gün yalnızlaşıyoruz! Geride kalanı…
 Gideni…
 Bekleyeni… 
Yerinden edileni…
 Bakıyorsun ama görmüyorsun! Şimdilerde yaşantılarımız belki de fazlasıyla birbirine benziyor. 
Bizse çizgiler içinde şekil değiştiriken aslında herşey aynı,
yeni olan hiçbir şey yok. 01 - 30 Haziran tarihleri arasında Zorlu Eataly de ve online olarak da www.karakemal.com dan gezilebilir...
sanat365.com/blog365

Sevinç Çiftçi, Yarın Ne Kadar Sürer

5 Mayıs 2017 Cuma     86
"Yaşantımızı biçimleyen büyük kırılmalar kaynağını küçük anlardan alıyor olabilir mi? Yaşadıklarımızın ne kadarı kendi gelecek tasarımımız? Kendi gelecek tasarımımız ne zaman, nerede? Hangi silik hayalde örtülü kaldı? Ve işte bu sorulardır ki beni (sanatçıyı) yeni üretimlere çağırır?." Sevinç Çiftçi Sevinç Çiftçi`nin insanın henüz şekillenmemiş ve katılaşmamış olma halini bize çocuk figürleriyle anlattığı, yaşamımızı sorguladığı "Yarın Ne Kadar Sürer?" resim sergisi 6 Mayıs`tan itibaren Galeri Diani`de! "Hiçbir şey sona ermedi, ermez de, geçmişe doğru süzülüp giden birhikâyeninbaşladığı yere döndüm. Zamanın tozunda berraklığını yitiren sonra da ansızın öyle bir anda rüya gibi geriye gelen birhikâye, hiçbir şey sona ermez." Theo Angelopoulos Sevinç Çiftçi`nin "Yarın Ne Kadar Sürer?" isimli kişisel sergisi 6 Mayıs-27 Mayıs2017 tarihleri arasında Galeri Diani`de gerçekleşiyor. Theo Angelopoulos`un "Sonsuzluk ve Bir Gün" filminden esinlenen sergide, farklı ebatlarda yağlıboya eserlerin yanı sıra, sanatçının karışık teknikle ürettiği resimlerini ve desenlerini de görmek mümkün olacak. Ayrıca, sanatçının üretim sürecine eşlik eden defteri de sergi süresince izleyici ile buluşacak. Sanatçı kişisel sergisinde "Yeniden ortaya çıkan geçmiş, bugünün tabulaştırdığı dönüm noktalarını ortaya koyar. Üstelik belleğin tazelenmesi hayalin idrak içeriğinin de tazelenmesine yol açar," diyen Herbert Marcuse anımsamanın, toplumsal olanca bastırılan ögeleri geri getirdiğini anlatırken gerek içeriği gerekse kullanılan teknikler bakımından "anımsama" kavramını vurguluyor. Bu bağlamda Sevinç Çiftçi resimlerdeki çocuk figürlerini, henüz şekillenmemiş ve katılaşmamış olma halini bize hatırlatırcasına karşımıza çıkarıyor.
sanat365.com/blog365

Takayoshi Sakabe, Songe

5 Mayıs 2017 Cuma     94
Takayoshi Sakabe, Türkiye`deki ilk kişisel sergisi "Songe / Düş" başlığıyla 20 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında Cep Gallery Contemporary Exhibition Platform`da yer alacak. Takayoshi Sakabe`in Türkiye`de gerçekleşen ilk kişisel sergisi olan "Songe / Düş", Japon sanatçının işlerinden kapsamlı bir seçki sunuyor. Sergi 20 Nisan – 15 Mayıs Tarihleri arasında Cep Gallery Contemporary Exhibition Platformda görülebilecek.
sanat365.com/blog365

Joel Menemşe, Başkalaşım Alanı

5 Mayıs 2017 Cuma     73
Akademililer Sanat Merkezi, Joel Menemşe`nin "Başkalaşım Alanı" isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleşen sergide sanatçı insanın içine girdiği metamorfozik durumu, hayvanlarla olan duygusal ve mental benzerlikleri, davranış biçimlerini figürü ön plana alarak anlatmaktadır. Kendine özgü dünyası içinde insanlarla hayvanlar arasında ki düşünce yapısının üzerine giderek çözümlemeler üreten Joel Menemşe hareket ve görünümler üzerinden yüzey araştırmalarına girip, bunu yaparken de resimsel bir dil kullanmıştır. Biçimin, rengin simgesel bir estetikle ortaya çıkışı ve bugüne ait zamanı geri plana atışı ya da yok edişi sanatçının kurgusal düşlerinin yeniden düşünsel biçimlere dönüşmesi olarak görülebilir. Varlık ve yokluk ya da insan ve hayvan arasındaki ince çizginin zaman zaman yok olup tekrar ortaya çıkışı üzerinden anlatıma giren Joel Menemşe`nin insanların ve hayvanların belli bir alana sıkışmış olan hayatlarını sorgulaması bilinmezlikler üzerinden zamanın ruhunu yakaladığının ispatı olarak düşünülebilir. İnsan gibi düşünüp, davranan ve insan gibi yaşayan hayvanların yaşamını resimlerine taşıyan Joel Menemşe`nin dönüşüm ve başkalaşım içine giren yeni insanın metamorfozik durumunu irdeleyen sergisi 6 Mayıs tarihine kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde görülebilir.
sanat365.com/blog365

Sevinç Çalhanoğlu, Ölüm Dansı Söylencesi Soruları Işıklandırır

3 Mart 2017 Cuma     82
“Ölüm dansı söylencesi soruları ışıklandırır ve her konuşmadığımız hep susmaklı yanıtlarımızı en gelecekte bir küçük limana dek daha ne kadar ve kim için süsleyerek, taçlandırarak, biriktirip avucumuza kapayacağımızı-” 1 Zilberman Gallery’nin proje alanı Zilberman Projects, 28 Şubat – 22 Nisan 2017 tarihleri arasında gerçekleşecek, Sevinç Çalhanoğlu’nun "Ölüm Dansı Söylencesi Soruları Işıklandırır" adlı proje sergisini duyurmaktan mutluluk duyar. Sevinç Çalhanoğlu "Ölüm Dansı Söylencesi Soruları Işıklandırır" adlı çalışmasında Nilgün Marmara’nın “Daktiloya Çekilmiş Şiirler”ini şairin intiharı bağlamında konu ediniyor. “Sylvia Plath’ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi” adlı tezinde Marmara’nın izlemiş olduğu yöntemi kullanarak onun şiirlerinde intiharı çağrıştıran cümleleri yeniden daktilodan geçirerek ölümün izleğini sürüyor. İpucu olarak gördüğü sözcükleri metinden kopararak farklı kurgularla şaire ve yapıtına yaklaşmaya çalışıyor. Bu “ayıklama” çabası, gerilimi tetiklerken beraberinde yeni yorumlamalar da getiriyor. Serginin merkezinde yer alan defterdeki poşetlere kaldırılan sözcükler ve direnç çubukları “akışı” keserek durmanın/dâhil olmanın imkânlarını araştırıyor. Defterde ve duvarlarda karşımıza çıkan renkler, şairin şiirlerinde kullandığı renkleri başka yüzeylere taşırken, O’nun doğayla, simgelerle kurduğu yazı evrenini somutlaştırmayı deniyor. Marmara’nın anlaşılmaya kapalı, yadırgatıcı dili, Çalhanoğlu’nun yazma-okuma deneyimiyle katmanlaşıp sonunda tanıdık bir duruma evriliyor. “Yapıttan sanatçının hayatına doğru ya da tam tersi bir yol nasıl alınır?” sorusuna cevap arayan sergide, hareketin kendisinin ölüme doğru bir ivme olduğu düşünülürse yaratılan tekrarın ve taşmanın mekânı olarak kitap, son korunaklı alan olarak okuyucusuna teslim ediliyor. Okur bu kitap mekanda kolayca dedektifçiliğe soyunabiliyor. Okurun zihinsel salınımı, Marmara’nın bağırtı ve susuşları arasında bir çağrışım yumağı haline gelirken Çalhanoğlu türlü okuma deneyimini izleyiciyle paylaşmanın yollarını arıyor. 1 Nilgün Marmara, Daktiloya Çekilmiş Şiirler, 23, Everest Yayınları, 2010.
sanat365.com/blog365

Ansen, Tyrant`s ReignTitan`s Slain

3 Mart 2017 Cuma     98
Ansen son kişisel sergisi "Tyrant`s ReignTitan`s Slain" ile geçmiş serilerine yeni bir halka ekliyor. Farklı kavramlarla özdeşleştirilmiş, adalet, düzen, hafıza, hatıra, hatta savaş ve barış gibi olgularla var olmuş, ancak kısa süreli hükümdarlıkları Tanrılar tarafından hezimete uğratılmış bu yarı tanrılardan çağımız dünya düzeninin yeni yarı Tanrıları olan Tiranlara değin geçen bir süreç düzleminde Ansen`in daha önceden irdelediği insan ve güç ilişkilerine tekrar bakışına tanık oluyoruz. Böylelikle Tanrıların keyfi hükümlerinden farklı olarak ölümlülük gerçeği ile insanlara yaklaşan, onların tarafında duran ve ayaklanan Titanlara müttefiki insanlar tarafından dahi diz çöktürüldüğü bir dönemin, hasılı yeni bir dünya düzenin yer yer masalsı ve çoğu zaman çağdaş bir yorumla işlenmesi sonucunda karşımıza "Tyrant`s ReignTitan`s Slain" serisi çıkıyor. Bugün yeni düzenin tahtında artık bizzat Tanrı`yı oynayan ölümlüler oturuyor. Toplumların keyfi ve salt güce tapınarak yönetildiği muğlak ancak sonu tahmin edilebilir bir geleceğin hicivli ama karanlık dünyasına dair Ansen`in bir önceki serisi olan Noirland`in siyah-beyaz evreniyle karşılaştırıldığında çok daha renkli bir palet izleyiciye sunuluyor. Ansen çağımızın yeni küresel aktörlerinin ve güç dengelerinin sürekli değiştiği, geçmişin derin ve lekeli izlerinin adeta bir rota olarak takip edildiği zamanımızda, Tiranların kadim dönemini ve insanoğlunun ihanetiyle Titanların uğradığı gazabı fırtına öncesi sessizlikteki yeni ittifaklar, sistemi simgeleyen metaforik düzenekler, krallar, başkanlar ve kaypak dengeler üzerine kurulmuş bir hikayeye evirip iç içe işleyerek bu sergide buluşturuyor. "Tyrant`s ReignTitan`s Slain" başlıklı sergiyi 16 Mart- 15 Nisan 2017 tarihleri arasında x-ist`te ziyaret edebilirsiniz.
sanat365.com/blog365

Burçak Bingöl, Mitos ve Ütopya

3 Mart 2017 Cuma     97
Zilberman Gallery, Burçak Bingöl’ün "Mitos ve Ütopya" isimli yeni sergisini duyurmaktan mutluluk duyar. Sanatçının altıncı kişisel sergisi, 28 Şubat – 22 Nisan 2017 tarihleri arasında Zilberman Gallery’nin Mısır Apartmanı’ndaki ana sergi mekanında izlenebilir. İsmini Ekrem Işın’ın "İstanbul’da Gündelik Hayat" adlı kitabındaki İstanbul tanımından alan sergi, sanatçının galeriyle yaptığı 2011’deki "Nadireler Kabinesi", 2014’deki "Araba Sevdası" sergilerinin devamı ve son bölümü niteliğinde. Sanatçı, bu sergisinde içinde bulunduğu zamandan yaşadığı kentin ve kullandığı malzemenin geçmişine bakıyor; bugüne dair yeni bir manzara kurguluyor. Ankara’dan sonra New York ve nihayetinde yerleştiği İstanbul’a, “Doğu’nun mitosu ve Batı’nın ütopyası” arasındaki bu kentte yaşanmış çağların mirasından kalan parçaları yan yana getiriyor. Bingöl’ün, "Araba Sevdası" sergisine adını veren romanla başlayan tarihsel ilgi ve araştırmaları, "Mitos ve Ütopya"ya genel karakterini veriyor. Yerel kültür ve bu coğrafyanın barındırdığı yaratıcı potansiyelin izinde kent ve tarihle alternatif ilişkilenme biçimleri deniyor. Seramik yapmak fiilinin sınırlarını zorlayan gerçek boyutlu bir kamyonun seramikten yeniden üretildiği çalışması Seyir’den sonra, seramik yapmayarak, onun yerine daha önce bu coğrafyada yapılmışa bakıyor; hali hazırda var olanı dönüştürerek bugüne tercüme etme denemesine girişiyor. Gelenek ve malzemenin güçlü ve yerel çağrışımıyla bir ilişkiler ağının, biçim ve imge dağarcığının izini sürme ve kendine mal etmeye çabalıyor. "Mitos ve Ütopya", geçmiş ve gelenek etrafında var olan ilişkileri parçalarına ayırarak çözeltiyor; süsleme sanatlarından bir manzarayı, nesnelerin ve zamanın birbirinin içinden geçtiği deneysel bir yapıyla yeniden kuruyor. Zaman kendini tekrar ederken imge ve nesne birbirine ve birbirinden dönüşüyor. Topkapı Sarayı’ndan bir çini pano parçalarına ayrılarak kendini galerinin duvarlarında yeniden var ediyor. Geleneksel seramik kap formları parçalarına ayrılırken, yeni formlar ve formsuzluk denemeleriyle malzeme en ince katmanlarına ayrılıyor. "Mitos ve Ütopya" bir mirasın izini sürüyor. Kalıntıların peşine düşerek kendine dönük bir buluşmanın yollarını arıyor. Yeni bütünler oluşturmak için biçim ve imgelere yakından bakıyor, parçalarına ayırıyor ve kendini farklı biçimlerde tekrarlıyor.
sanat365.com/blog365

Hatice Çiçek,

13 Şubat 2017 Pazartesi     102
Galeri Bu 18 Şubat -12 Mart Tarihleri arasında Hatice Çiçek’in ilk kişisel sergisi "Onu Böldüm ve Çelişkiye Düştüm" sergisine ev sahipliği yapıyor. Hatice Çiçek’in çalışmalarında, karmaşık bir zihnin yarattığı formları plastikleştirilmiş bir şekilde görüyoruz. Çiçek çalışmalarını; "Zihnimde karşılaştığım formları yakalamaya çalışıyorum. Karışık bir zihnin içinde tekil olarak dolaşıp, bu karmaşıklığı boşluklar kurarak kompozisyonlar oluşturuyorum. Boş bir düzlem üzerinde birbirine karşıt kavramlardan oluşan kurgularımı organize etmeye çalışıyorum. Oluşan bazı parçalara, yakından bakarken geride kalanlara uzaklaşıyorum. Zihnimdeki kalabalıklığı, bilinçli boşluklar bırakarak dağıtıyorum. Boşluklar yeni oluşacak hikâyem için birer ipucu oluşturuyor. Tekil bir figür olarak zihnimde dolandığını hissediyorum” şeklinde tanımlıyor. Sergide, sanatçının son iki yıl içinde üretmiş olduğu çalışmalardan bir seçki, kompozisyonlarını oluştururken yaratmış olduğu boşluklardan ilham alınarak kurgulanmış bir düzenle sergileniyor. Sanatçının zihinsel yaratı sürecinin, pratiklerinin, kronolojik ve plastik bir dökümü yapılıyor. Çalışmalarının nasıl şekillendiğini, formların zihnindeki makro ve mikro ilişkilerinin hiyerarşik düzenini ve gerçek dünyanın bilindik uyaranlarından tamamen ayrılmış zihin akışı ile oluşturulmuş formlar boşluğun üzerinde sabit yaratılmış sembollerin renkler ve boşluklar ile ortaya çıkardığı hareket hissi çalışmalarda göze çarpıyor. Sergi, 18 Şubat 12 Mart Tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında Galeri Bu’da izlenebilir.
sanat365.com/blog365

Vahit Tuna, Pşisel Sergi

13 Şubat 2017 Pazartesi     117
Galerist, Vahit Tuna’nın "Pşisel Sergi" başlıklı üçüncü kişisel sergisine 7 Mart - 8 Nisan 2017 tarihleri arasında Alt Sanat Mekanı, MARS ve REM Art Space ile eşzamanlı ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyar. Birbirinden bağımsız dört mekana yerleştirilmiş tek bir sergi olarak "Pşisel Sergi", `Psişe (psyche)` ve `kişisel` kelimelerinden türetilmiş bir isim önerisidir. ...Psişe kişiliğin tümünü tanımlar, bilinçli veya bilinçdışı, tüm duygu, düşünce ve davranışları içerir. Psişe birbirinden farklı çalışan ancak birbirleriyle etkileşimde bulunan sistemlerden oluşur. Kişiliğimizdeki en etkili güç tüm insanlık tarihinin deneyimlerini kapsayan kolektif bilinçaltımızdır. Kolektif bilinçaltımız tüm ortak deneyimlerimizi tanımlamada bizi yönlendirmektedir... C.G. Jung Tuna bu sergisinde öznel zaman ile nesnel zaman arasındaki farklılıkları, bellek/kayıp ve bilinç arasındaki mesafeleri kolektif olan üzerinden yeniden okuyor. Serginin dört farklı mekana yerleştirilmesi izleyiciyi eş zamanlı olarak yapıt/zaman/mesafe/bellek kavramlarını yeniden okumaya teşvik ederken, alışılageldik sergi izleme biçimlerinin dışında yeni bir deneyim alanı sunuyor. "Pşisel Sergi" nesnelerin sadece görsel taraflarına değil, ses, beden ve tin ilişkisine de dikkat çeken bir sergi. ...Belki de şu mermer parçası bir sonsuz canlı cisimler yığınıdır ya da balıklarla dolu bir göl gibidir... Leibniz "Pşisel Sergi", 7 Mart 2017 Salı günü saat: 16.00’dan itibaren Alt Sanat Mekanı, Galerist, MARS ve REM Art Space’te eş zamanlı olarak açılacak, saat 18.30’dan itibaren Alt Sanat Mekanı’nda serginin açılış buluşması gercçekleşecektir.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat