sanat365.com

"kadın"

sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Ödülleri Takdim Edildi

25 Mayıs 2017 Perşembe     246
Sinemada “Kadının emeğini görünür kılma” amacını kanıtlamış Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 20. yılı ödül töreni Yetkin Dikinciler ve Dolunay Soysert sunumu ile Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirildi. Birbirinden değerli sanatçıların ağırlandığı bu özel geceye Hollanda’da Kraliyet Oyuncusu unvanını kazanan Nilgün Yerli muhteşem kabare sanatı ile damgasını vurdu… 20 yıldır sayısız destekçisi ile zirvede kalan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl festivalin 20.yaşını 20 ilde ve KKTC gerçekleştirdiği film gösterimleri ile kutladı. Açık havada gerçekleşen açılış töreninde bir ilke imza atan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, kapanış töreninde Onur Ödülünü Perran Kutman’a takdim ederek büyük alkış topladı. Uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman :“Onur kelimesi ne kadar ağır bir kelime. Mesleğe saygı yatıyor, mesleği sevmek yatıyor. Nice 20 yıllara Uçan Süpürge. Bu ödüle layık görüldüğüm için sonsuz teşekkür ediyorum.” dedi. Tema ödülünün bu yılki sahibi Aslı Erdoğan törene katılamadığı için ödülü annesi Mine Aydostlu’ya verildi. Mine Aydostlu : “ Kızım 9 ay önce tutuklandı, 4.5 ay hapishanede kaldı. Hala yargılanmakta. Suçu ne idi ? Suçu gazeteci, yazar olmak, hakikati aramak ve yazmak. Bunun için hapishaneye atıldı. Cezaevinde olduğu sürece Uçan Süpürge’nin bizlere desteğini hiç unutmuyorum. Tüm kadınlara bu mücadelede çok teşekkür ediyor, saygı ile anıyorum.” dedi. Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün Emel Çelebi’ye, Genç Cadı Ödülü’nün ise Ecem Uzun’a takdim edildiği gecede Yetkin Dikinciler : Şahane bir 20 yıl! Ne zorluklar, eşikler, önyargılar aşıldı. Gözyaşları, kahkahalar, kavgalar. Uçan Süpürge her yıl mucizeler yaratarak Ankaralılara olağanüstü güzellikler yaşattı. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya, dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz bu yıl Uçan Süpürge’nin teması “Birlikte Festival Yapıyoruz.“ Pek çok kişi ve kuruluşla... 20. Yıl bu açıdan çok özel. Bu yıl festivalin süpürgesi gerçekten uçtu. 20 ayrı kenti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de içine alarak aynı anda seyirciye merhaba dedi. Bütün bu kentlerdeki kadınlarla, sinemaseverlerle, oyuncularla, yönetmenlerle, hep birlikte festival yaptık.” dedi Dolunay Soysert: “Kadınlar sinemada var olmak için ne kadar çok çalıştıysa, biz de festival için o kadar çabaladık. Çalıştık, didindik, koştuk, eğlendik, direndik ve kabul ettirdik. Sinemada kadının emeğini, varlığını görünür kıldık ve kılmaya da devam edeceğiz. 20. yılında, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20 yıl önce olduğu gibi, sizleri bir kez daha bu sahneden selamlıyor.” dedi Bu yıl FIPRESCI ödülü Yeşim Ustaoğlu’nun yönettiği Tereddüt Filmine verildi. Yeşim Ustaoğlu’na ödülü FIPRESCI jürisi Sevin Okyay, Bartosz Zurawiecki, Renata Habets tarafından takdim edildi.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Başladı

23 Mayıs 2017 Salı     154
20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya sunumu ile 20. yıla yakışan görkemli bir açılış gerçekleştirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) jürisi Sevin Okyay katılımı ile Karum’un önündeki açık alanda “Birlikte Festival Yapıyoruz” diyen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 20 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inden canlı bağlantılar ve bant kayıtları ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Geçmiş yıllarda ‘Genç Cadı Ödülü’ alan Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya’nın açılış konuşmaları ile başlayan festival, 20. yıla özel hazırlanan film gösterimi, 20 il ve KKTC’den canlı bağlantı kurularak devam etti. Canlı bağlantıların yoğun ilgi gördüğü ve Trt’nin arşivinden derlenen festivalin ilk beş yıllarına ait tanıtım videosu ile nostaljik anlar yaşandı. Nergis Hanım filminde canlandırdığı ‘Bahar` karakteriyle  ‘Genç Cadı’ ödülünü kazanan Begüm Akkaya: “ Kurulduğu ilk yıldan itibaren kadın sivil toplum kuruluşları arasında iletişim, dayanışma ve iş birliğini arttırarak bu kuruluşların güçlenmesine katkıda bulunan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin açılışını sunmaktan öte 20. yılını hep birlikte kutluyoruz. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçtiğimiz için bu yıl temamızı “Birlikte Festival Yapıyoruz” olarak belirledik. Festivalin 20. yılında yapılan söyleşiler ve paneller göz dolduruyor. “Kadın bakışıyla edebiyat, sinema ve hukuk” fotoğraf, karikatür ve belgesel türlerinde kadın bedeni ve kadın oluşunu sorgulayan “Görsel Kültür ve Kadın” ve Türk Sinemasının birbirinden ünlü oyuncularının yer aldığı sinemada üç kuşağın bir arada olduğu “Kadın ve Sinemayı” kaçırmayın deriz.” dedi. Mavi Dalga’ filmi ile ‘Genç Cadı’ ödülü kazanan Ayris Alptekin : “ Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Ulusal ve Uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarını “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” etkinliğinde bir araya getirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin filmleri yarışacak.” dedi. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnesinde gerçekleşecek ödül töreninde Onur Ödülü Perran Kutman’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülü Emel Çelebi’ye, Tema Ödülü Edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a ve Genç Cadı Ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek.
sanat365.com/blog365

Uçan Süpürge Ödülleri Açıklandı

12 Mayıs 2017 Cuma     213
Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali ve Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20. yılında birbirinden değerli isimlere ödüllerini takdim ediyor. 23 Mayıs’ta Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirilecek Ödül Töreni’nde, bu yıl Onur ödülü uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman’a verilecek. Sinemanın farklı alanlarından emek veren kadınların başarılarını ve emeklerini görünür kılma amacı taşıyan Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi ise belgesel sinemacı ve Documentarist İstanbul Belgesel Günleri’nin ve Hangi İnsan Hakları Film Festivali’nin kurucusu ve programcısı Emel Çelebi olacak. Birlikte olmanın, el ele vermenin kıymetini hatırlatan, ben değil “biz” dediğimiz müddetçe varlığımızın bir bütünlük kazandığını bir kez daha kanıtlayan, edebiyatı ve kalemiyle barışın emeğin yanında olduğu bilinen edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a Uçan Süpürge Tema ödülü verilecek. Genç kadın oyuncuları yüreklendirmek, onların sinema yolculuklarını destekleyerek bu alandaki üretimlerine dikkat çekmek ve Türkiye sinemasında kadınlara yönelik güçlü, olumlu kadın rollerinin yazılmasına teşvik etmek amacıyla Uçan Süpürge Genç Cadı ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek. Basın toplantısında açıklama yapan Festival Danışmanı Özge Mumcu Aybars: “20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu 20 ilde uçacak. 20 yıl önce önünde örneği olmayan FIPRESCI’nin dünyada tek ödül verdiği festival sizlerin emeği ile oldu. Bu yıl film gösterimlerimiz ücretsiz olup tüm halkımız davetli. Bütün program Uçan Süpürge ve KAMER’in sitelerinde mevcut. Hep seyircisi olduğum Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl danışman olarak yer almak benim için büyük gurur. 20 Mayıs’ta saat 20.00’de Karum’un önündeki çim alanda olup, 23 Mayıs’ta Ankara Opera ve Balesi’nde saat 20.00’de ödül töreni ile kapanış gerçekleşecek. Festival olgusunu başka ülkeye gitme halinden çıkarıp birlikte harika bir festival yapacağız.” dedi. Her yıl olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu, Çankaya Belediyesi, Açık Toplum Vakfı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Ankara Üniversitesi İletişimliler Vakfı (İLEV), Sheraton Otel Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmler Festivali’nin destekçileri arasında yer alıyor.
sanat365.com/blog365

Kamera Arkasındaki Kadınlar

3 Mayıs 2017 Çarşamba     138
Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Festival kapsamında ulusal ve uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın kadın yönetmen/yapımcılar Türkiye’de ilk defa yapılan Kadın Yönetmenler/Yapımcılar Buluşması etkinliğinde bir araya geldi. Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarının ve basın mensuplarının yoğun katılımıyla gerçekleşen “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” ayrıca kitap haline getirilecek ve network ağı veri tabanı oluşturulacak… Etkinliğe Yapımcı kadınlardan; Türkan Şoray, Biket İlhan, Hülya Uçansu, Leyla Özalp, Zeynep Özbatur Atakan, Andaç Haznedaroğlu, Çiğdem Mater, Nida Karabal Akdeniz; Yönetmen kadınlardan; Işıl Özgentürk, Nisan Dağ, Emel Çelebi, Çiçek Kahraman, Nihan Belgin, Belgesel yapımcısı Nezahat Gündoğan ve 100’e yakın kadın yapımcı ve yönetmen katılırken Şarkıcı Melis Sökmen’de yer aldı. EDİLGEN KADIN DEĞİL YAŞAYAN KADIN YAŞATILMALI Türkan Şoray: “Erkek yönetmenler edilgen kadın yerine daha yaşayan kadını yaşatmaya başladılar. Feminizm akımıyla birlikte kamera arkasındaki kadınlarımız daha çok duyulmaya başladı. kamera arkasında ne emekler verildiğini 50 yıllık sinema yaşamımda çok iyi biliyorum. Eminim burada çok arkadaşım var hepsini emeklerinden dolayı yürekten kutluyorum. Kadın isterse sinemada mucizeler yaratabilir bu beraberlik ve dayanışmanın yıllarca sürmesini ve sinemaya güzellik getirmesini diliyorum. Nice 20 yıllara diyorum. Gelecek yıl burada birçok kadın sinemacılarımızı daha alkışlamak dileği ile. ” AVRUPA’DA UYGULANAN YENİ FİLM TESTİ: “BECHDEL” Zeynep Özbatur Atakan : 2014 yılında uçan süpürgeden ödül almıştım. O kadar etkilendim ki o gün bugündür her projenin içinde yer alıyorum. Bu yıl Cannes film festivalinde açıklanan filmden sadece yüzde 15’i kadın yönetmenlerden oluşuyor. Fırsat eşitliği sadece Türkiye’de değil tüm dünyada sorun . Kamera arkasındaki kadınlar olarak aslında Türkiye ön sıralarda. Haziran sonunda da rakamlarla bunu sunuyor olacağız. Fırsat eşitliğinin yaratılması dünyada da şu dönem en çok üzerinde durulan konu. Kamera önündekiler için ise başka bir sorun var. Edilgen karakterler yaratılıyor ve bunun yanı sıra karakterler belli yaş grubu ve belli bir şablona oturtuluyor. Avrupa bu önüne geçmek için bir test uyguluyor. Bu teste göre filmin 2 tane önemli kriteri olmalı. Adı da bechdel testi. Teste göre filmde 2 kadın ana karakter olmalı edilgen değil etkin olmalı. En az 2 diyalogda erkek dışında bir şey konuşulmalı. Bu testi geçiyor olması filme artı değer kazandırıyor. Örnek olması ve ders alınması gereken bir bilgi bu. Kadın rolleri için bizim de daha etkin çalışmamız gerekiyor. Edilgen ve fonksiyonsuz kadın karakterler göstermek yerine güçlü sağlam ve farklı karakterler gösterilmeli. Dünya sinemasında kadın karakterler güçlenirken özellikle tv dizilerinde tam tersi edilgen karakterler var. 1986 yılından bu yana film yapım sektöründeyim. Ve inanın gelişimimiz olağanüstü. “Kadın” yönetmen demek yerine yönetmen kadın demeyi daha uygun buluyorum. Çok genç ve kuvvetli bir kuşak geliyor. Çok güzel projeler yapıyorlar pek çok filmleri festivale çıkıp vizyona giriyor. TEMSİLİN CİNSİYETİ VAR ! Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Kurucusu Halime Güner: Uçan Süpürge 20 yıl önce sinemada kadının emeğinin görünür kılınması için kadın yönetmenlerin çektiği filmleri gösteren bir festival ile yola çıktı. Önümüzde hiçbir örnek yoktu. Bu işin bir okulu yoktu. Fakat bu durumun kadın örgütlenmesi içinde güçlü bir inancı vardı. Kadın Filmleri Festivali Uçan Süpürge’nin projelerinden biriydi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayatın her alanında sağlandığı kadınların güçlendiği ve herkes için adil bir dünyaya kavuşmak amacıyla değişim yaratmak için 21 yıldır yaptığı birçok projeden biriydi. Bu yıl hepimizin ortak deneyimidir yaşadığımız umutsuzluk mutsuzluk çaresizlik ve örgütlenme konusunda yalnızlık… Barışı, adaleti, şiddetsizliği konuşmaya çok ihtiyacımız var. Bu nedenle ikinci başlığımızdaki tanışmada siz kadın yönetmen ve yapımcıların Türkiye toplumunda cinsiyet eşitliği konusunda öncelikle yapılması gereken nedir? Sorusuna verecekleri cevap bizim için yol gösterici olacaktır. Festival bu yıl 20. Yaşının yaşarken 20 Mayıs’ta 20 ilde Adıyaman, Ağrı, Batman, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Hakkari, İzmir, Kars, Malatya, Mardin, Muğla, Siirt, Şanlıurfa, Tunceli, Van’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde bu etkinlikleri eş zamanda yapmanın heyecanını yaşıyor. Akademisyen Fatmagül Berktay: Türk sinemasındaki kadın yönetmen ve yapımcılar kadın hareketinin daima içinde yer aldılar. Temsille ilgili bir durum bu ve temsilin cinsiyeti var. Dolayısıyla iktidarla ve ayrımcılıkla ilgili siyasi bir mesele . Kadınlar insan, özne olma hakkından yoksun bırakıldılar yıllarca. Kendilerini ilgilendiren konularda karar alamıyorlardı. Başkalarının kararlarına uymak zorunda kaldılar. Eğer kadınların ev içinde annelik eşlik görevini yerine yetirmeleri doğal kabul edilmişse kadınların bilim insanı inşaatçı sanatçı olamayacakları düşünülüyorsa o zaman elbette bu düşünce ve önyargılar hem erkekler hem de kadınlar tarafından içselleştirilir. Karşılığında erkek egemenliği meşrulaşır. Kadın sanatçılar yaratıcılıklarını özgürleştirmeye çalışırken toplumda kamusal alana fırlatılmışlığın sorunları ile de hesaplaşmak zorunda kalıyorlar. Kendilerine biçilen simge nesne sorunundan çıkıp özneleşmek en büyük mücadele. Kadın sanatçılar da diğer kadınlar gibi baskılarla kuşatılmış durumda ama aynı zamanda bu baskı ve sınırlamaları içselleştirmiş durumdalar. Filmmor adına açıklama yapan Melek Özman: Kadın filmleri festivalleri gibi bağımsız dayanışma, güçlenme, üretim alanlarımızı korumalı, büyütmeli, bu dayanışmayı üretimi her alana taşımalıyız. Bağımsızlığımız için ekonomik ve teknik bağımsızlık çok önemli. Aynı zamanda içine doğduğumuz rekabeti nasıl aşacağımızın, dayanışmayı sahiden yaşatacağımızın yollarını bulabilmek için bir araya gelmek, birbirimizi dinlemek için de iyi ki buluştuk, iyi ki buradasınız. Birlikte yollar bulmak, açmak üzere…
sanat365.com/blog365

Fipresci Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde

29 Nisan 2017 Cumartesi     85
Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20-23 Mayıs tarihlerinde izleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. Festival bu yıl, ilk kez 20. yılına özel olarak Ankara programının yanı sıra 20 ilde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde film gösterimleri ve çeşitli etkinliklerle sinemaseverlere merhaba diyecek. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin bu seneki sinema yazarı jüri üyeleri ise Polonya’dan Bartosz Zurawiecki, Hollanda’dan Renata Habets ve Türkiye’den Sevin Okyay. 1925’te Paris’te kurulan FIPRESCI, dünyanın her yerinden profesyonel film eleştirmenleri ve sinema yazarlarının oluşturduğu, 46 üye ülke tarafından temsil edilen bir meslek örgütü. Uruguay’dan İsveç’e, Slovakya’dan Japonya’ya, Hindistan’dan Mısır’a kadar pek çok ülkede temsil edilen FIPRESCI’nin Türkiye’deki temsilcisi ise SİYAD (Sinema Yazarları Derneği). 2014 yılından bu yana FIPRESCI dönem başkanlığını, tarihinde ilk kez bir kadın sinema yazarı Alin Taşçıyan yürütüyor. 8 ÜLKE FIPRESCI İÇİN YARIŞACAK Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali için 2003’ten beri jüri oluşturan FIPRESCI, her yıl festival programının “Her Biri Ayrı Renk” başlıklı bölümünde gösterilen filmleri değerlendirerek içlerinden birine FIPRESCI Ödülü veriyor. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri kapsamında bu yıl; Bartosz Zurawiecki, Renata Habets ve Sevin Okyay tarafından değerlendirilecek filmlerden biri, büyük ödülü festivalin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale sahnesinde gerçekleştirilecek kapanış töreninde alacak. Bu yıl yarışma bölümünde Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’den 8 film yer alıyor. 2003’dan bu yana Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde FIPRESCI Ödülü alan filmler; “Şanslı Bir Gün” (A Lucky Day), “Bir Deve için Daha Kolay” (It is Easier for a Camel), “Kız Almak” (To Take a Wife), “Küçük Kudüs” (The Little Jerusalem), “İncir Ağacı” (Faces of a Fig Tree), “Utanç” (Buddha Collapsed out of Shame), “Trans” (Transe), “Yuva” (Home), “Zefir” (Zephyr), “Ivan’ın Kadını” (Ivan’s Woman), Montrö Kraliçesi (Queen of Montreuil), Köpeğim Killer (My Dog Killer), İsrail Usülü Boşanma (Gett), Gelecek Günler (Things To Come)
sanat365.com/blog365

Konuya Yeniden Dönmek

20 Nisan 2017 Perşembe     182
İnönü Üniversitesi bünyesinde kurulan `Kadın Sorunları Araştırma Merkezi` çok önemli bir sergi projesi gerçekleştiriyor. 21-30 Nisan tarihleri arasında, küratörlüğünü Necmi Karkın’ın yaptığı sergiye Adnan Yalım, Ahmet Yeşil, Atilla İlkyaz, Bedri Baykam, Ekrem Kahraman, Ergin İnan, Figen Batı, Gülten İmamoğlu, Hüseyin Elmas, Mesut Yaşar, Nancy Carol Atakan, Nazan Azeri, Nazan Erkmen, Necmi Karkın, Tülin Onat, Yüksel Göğebakan, Zahit Büyükişleyen ve Zuhal Arda gibi önemli akademisyen ve sanatçılar katılacaktır. Sanatçıların kendi tarz ve ele aldıkları konular itibarıyla çok zengin bir içeriğe sahip sergi, Dünya Sanat Günü`ne dikkat çekmek ve Kadın Sorunları Araştırma Merkezi`nin önemli projesi olarak görülmektedir. İnönü Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ve Kadın Sorunları Araştırma Merkezi müdürü Prof. Dr. Yetkin Gök’ün değerli katkılarıyla İnönü Üniversitesi Kongre Kültür Merkezi`nde yapılacaktır.
sanat365.com/blog365

Sine Qua Non / Olmazsa Olmaz

3 Mart 2017 Cuma     153
"Bir kadın olmadan yaşanmayacağı doğru değildir. Bir kadın olmadan yaşanmış olunmaz sadece…” Karl Kraus EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı 25. yıl etkinlikleri kapsamında, 25 erkek sanatçının kadınlara ithaf ettikleri resim, heykel, video art gibi farklı disiplinlerden oluşan yapıtları 7-31 Mart tarihleri arasında Ekavart Gallery’de izleyiciyle buluşuyor. Yüzyıllardır sanat yapıtlarında kadın imgesi Tanrıça olarak tapınılan kadın ya da sanatçıya ilham veren kadın olarak temsil edilmekte. Kadınlar için sözler söylenmiş, yazılar yazılmış ya da imgeler üretilmiş. Öykülerde kadın bambaşka biçimlerde karşımıza çıkmakta. Pandora’nın Kutusu’na baktığınızda insan soyunu cezalandırmak için yaratılmış, Adem ve Havva’da ise ilk günah eylemini üstlenmiş olarak söylencede belirtiliyor. Şeytansı imgeler ve söylenceler bu efsanelerin birer süreği gibi. Erken dönemlerde doğurganlığı ile kutsiyet atfedilen, Antik Yunan döneminde bedenin yüceltilmesine uzanan süreçte tasvir edilen kadın, Rönesans dönemiyle birlikte üzerindeki giysiyi tekrar çıkartır. Sonrasında ise, birçok alanda karşımıza çıkacaktır. Bunlardan belki de en başta, Delacroix’nin eserinde özgürlüğün simgesi olarak yer alması ve böylece kavramın kadın bedeninde kişileştirilmesi akla geliyor. Femme Fatale’dan meta-olarak kadın imgesinin kullanımına kadar birçok tartışmanın da odak noktasında kadın. Bu kadar detay dolu bir konuda söylenen sözlerin ve üretilen imgelerin üzerine bir küçük söz nasıl eklenebilir? İşte bu sergi, buna dair küçük bir katkı arzusundan hareket ediyor. Bu coğrafyada erkeğin gözünden kadına bakışın bir kesitini, farklı yaş gruplarından sanatçıların katılımıyla sunmaya çalışma arzusu da diyebiliriz.
sanat365.com/blog365

Çağatay Çopuroğlu, Güzeller ve Çirkinler

7 Şubat 2017 Salı     159
Çağatay Çopuroğlu`ndan "Güzeller ve Çirkinler", oynadığımız tüm rollerle, yaşadığımız dünyayı incelemek için sanatın önemi üzerine güzel tasarlanmış bir meditasyon. Çopuroğlu`nun birçok rolü var; Küresel bir şirkette uluslararası bir yönetici, iki çocuk babası, birçok sanatçı ve stilden ilham alarak kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçı, aksiyon romanı yazarı ve gitarist. Edebiyat, müzik ve güzel sanatlara yayılan geniş kapsamlı ve meraklı keşiflerinde, Çopuroğlu yaratıcı hayal gücü ve toplumsal gerçeklik arasındaki ilişkiyi inceliyor ve dürüst sanatın, hem varlığın tüm kusurları ve eksikleriyle, hem de kendisi yaşayan bir süreç olarak değişim ve gelişimi ortaya koyması zorunluluğunu yansıtıyor. Sanat, sanatçının yaşamını genişletmek için enerji ve merakını akıttığı bir yol ve aynı zamanda içinde bulunan sihrin erdemi gereği bir zorunluluk.

Çopuroğlu`nun eserlerinde, güzellik her zaman kadın resimleriyle özdeşleşiyor. Diğer yandan, çirkinlik heykellerindeki eril malzeme kullanımı ile sunuluyor. `Güzellik ve ahlak` ile `çirkinlik ve yasakları` davet eden ve sanat etkinlikleri içinde her ikisine de yer veren kabiliyeti, Çopuroğlu`nun sanatını benzersiz olma vaadinde kılan özellik. Sanatçı, insanlardaki ikilemleri tetikleyip bunlara tepki verirken, bir aktivite olarak "Güzeller ve Çirkinler" fikrini üretiyor. Sergi, Galeri Eksen Nişantaşı’nda 15-22 Şubat 2017 tarihleri arasında pazar günleri hariç her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında görülebilir.
sanat365.com/blog365

Heba Y. Amin, İki Şehir Arasındaki Mesafenin Gökbilimsel Tayini

6 Şubat 2017 Pazartesi     97
Zilberman Gallery-İstanbul, Heba Y. Amin’in "İki Şehir Arasındaki Mesafenin Gökbilimsel Tayini" adlı sergisini sunmaktan mutluluk duyar. Sanatçının İstanbul’daki ikinci kişisel sergisi, galerinin Mısır Apartmanı üçüncü katta yer alan ana sergi mekanında 7 Ocak -18 Şubat 2017 tarihleri arasında görülebilir. İki bölümden oluşan projede Amin, teknolojinin tarihsel paradigmalarını ve günümüz göç yollarının şehirlerin gelişimini nasıl etkilediğini inceliyor. Sanatçı, kartografik araştırma ve peyzaj gözetleme yöntemlerini kullanarak peyzaja `avcı` konumundan bakanları ve kadınların bedenlerinin egzotikleştirilmesini coğrafya ile ilişkilendirerek eleştiriyor. Proje, görsel alegori aracılığıyla mimari unsurlara ve cinsel arzulara yoğunlaşarak sömürgeci tarih anlatımlarına meydan okuyor. Sanatçının "Dünya Kusurlu bir Elipsoid" adlı ilk projesi, Al-Bakri’nin on birinci yüzyılda yazdığı, Batı Afrika’daki ticaret yollarını aktaran bir coğrafya kitabı olan "Yolların ve Kraliyetlerin Kitabı"ndan yola çıkıyordu. Proje, seyyahların gittikleri şehirleri, karşılaştıkları kadınlara dair açık saçık cinsel ifadelerle tanımlamasını eleştiriyordu. Orijinal metinler sadece bölümler halinde bulunabildiğinden, Amin aynı yolculuğu beş ayda yaparak metinde eksik olan yerleri belgeledi. Ziyaret ettiği şehirler arasında, Ras Nouadhibou yarımadasındaki kum tepelerinin arasında yer alan bir İspanyol sömürge karakolu olan La Agüera yer alıyordu. "İki Şehir Arasındaki Mesafenin Gökbilimsel Tayini" sergisi burada en son yaşamış kişi olan Jesus Flores’in 1933’te yazdığı anılarından yola çıkarak bu sahra hayaletinin yapısal kalıntılarını inceliyor. Sergide yer alan çalışmalar, kasabanın sömürge geçmişiyle Moritanyalı askerler tarafından korunan mimari kalıntıları karşılaştırıyor. Amin, bir adamın İspanyol Sahrası’ndaki çocukluğuna duyduğu özlemin nostaljisi ile 1975’te İspanyollar çekildiğinden beri bağımsızlığı hala tartışılır olan bir toprak için verilen uzun ve acımasız mücadele arasındaki uyumsuzluğu gözler önüne seriyor.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat