sanat365.com

"edebiyat"

sanat365.com/blog365

Gece Sirenleri

20 Ekim 2019 Pazar     107
Türk edebiyatının usta ve önde gelen ismi Selim İleri’nin fırtınalı düzyazı serüveni, Türk resminin usta ressamı Ali Kotan’ın fırçasıyla, tablolara dönüştü. Ali Kotan’ın tablolarını ise usta yazar Selim İleri de, özel kısa metinlerle yorumladı. İki büyük sanatçının birbirlerinin eserlerinden ilham alarak Folkart Gallery için, üç yıl önce hazırlamaya başladığı sergi ziyarete açıldı. Folkart Gallery, yeni, iddialı bir sergiye ev sahipliği yapmaya başladı. Türk edebiyatının usta, değerli ismi yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri’nin düzyazı serüveninden yansıyanlar ile usta ressam Ali Kotan’ın, İleri’den esinlendiği eserleri Folkart Gallery’de Gece Sirenleri isimli sergide buluştu. Sergide 85 eser yer alıyor. Folkart Gallery’de düzenlenen açılış törenine İzmir iş dünyasının seçkin davetlileri katıldı. Açılış töreninde konuşan Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, “Selim İleri’nin yazı serüveni, Ali Kotan’ın fırçasıyla tablolara dönüştü. Ali Kotan’ın tabloları ise Selim İleri’nin sözcükleriyle yeniden hayat buldu. Birlikte bu kadar değerli bir projeye, ortak imza attıkları için, Selim İleri ve Ali Kotan’a Folkart adına şükranlarımı sunuyorum” dedi. SANCAK: “SANATA DESTEĞİMİZ SÜRECEK” Sancak, “Biz İzmir’in yakın gelecekte, Akdeniz’in Kültür-Sanat başkentlerinden biri olabileceğine inanıyoruz. Bu geleceğe katkı verme gayretindeyiz. Folkart adında onur duyarak taşıdığı ‘sanat’ alanına yatırım yapıyor. Kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının temeline, ‘SANATI’ yerleştirerek, doğru olanı yapıyor. Vizyonumuz, İzmir’in vizyonuyla bütünleşiyor. Kültür ve Sanata verdiğimiz ciddi katkılar, hem galerimizle, hem Folkart Akademi ile sürecektir” diye konuştu. HIZLAN: “FOLKART GALLERY ÖNCÜLÜK YAPIYOR” Folkart Gallery Danışma Kurulu Başkanı Gazeteci-Yazar Doğan Hızlan, serginin sanatın iki farklı disiplinini biraraya getirdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Folkart Gallery’nin daha önce de yaptığı bu özgün çalışmaların, galerinin kimliğinde önemli bir yer aldığını belirtmeliyim. Folkart Gallery’nin bu tip çalışmaları hem uluslararası düzeyde olup hem de öncü çalışmalardır. Aynı zamanda da bu çalışmalar bir galerinin sanat hayatındaki sorumluluklarını da nasıl algıladığını ve de bu sorumlulukları nasıl hakkıyla yerine getirdiğini göstermesi açısından çok önemlidir.” Yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri ise, böyle bir sergide ressam Ali Kotan ile birlikte bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. İzmir’i çok sevdiğini dile getiren Selim İleri, İzmirlilerin sanata olan ilgisinin geçmişten günümüze her zaman için dikkat çektiğini belirtti. Ressam Ali Kotan da, serginin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Sanatın iki farklı dalının aynı çatı altında buluşmasının kendisini en çok heyecanlandıran noktalardan birisi olduğunu kaydeden Kotan, Selim İleri ile birlikte böyle bir sergide yer almaktan gurur duyduğunu ifade etti. BİRİ YAZAR BİRİ RESSAM Serginin en değerli özelliklerinden biri, Ali Kotan’ın Selim İleri’nin metinlerinden; Selim İleri’nin de Ali Kotan’ın resimlerinden ilham alarak, karşılıklı etkilenmeyle yarattıkları ortak eserler. Tamamen bir Folkart Gallery prodüksiyonu olarak, Proje Direktörü Fahri Özdemir tarafından çalışmaları yaklaşık 3 yıl önce başlatılan “GECE SİRENLERİ” adlı sergide, sanatın farklı disiplinlerinde üretimde bulunan Selim İleri ve Ali Kotan’ın birbirlerinin eserlerine yönelik betimlemeleri yer alıyor. ‘Gece Sirenleri’ isimli sergi, 18 Ekim 2019 tarihinde ziyarete açıldı. Ücretsiz ziyaret edilebilecek serginin 19 Ocak 2020 tarihine kadar açık kalması planlanıyor. Sergi Pazartesi günleri hariç haftanın 6 günü ziyaret edilebilecek. GALERİNİN 14. SERGİSİ Folkart Gallery, 14. sergisi olan ‘Gece Sirenleri’ iki farklı sanat dalının birbiriyle etkileşimine ev sahipliği yapıyor. Sanatseverlerin, iki farklı sanat dalının etkileşimini yakından inceleme ve değerlendirme fırsatı bulacağı sergi için, Selim İleri ve Ali Kotan 3 yılı aşkın süre çalıştı. Sergide 85 eser yer alıyor. Sergi hazırlıkları sırasında Ali Kotan’ın resimleri Selim İleri’ye; Selim İleri’nin metinleri ise Ali Kotan’a emanet edildi. İki usta isim, karşılıklı olarak eserlerde hissettiklerini, gördüklerini, algıladıklarını, kendi sanat dallarında eserleriyle yorumlayarak yansıttılar. Yazın hayatının çok önemli ismi Selim İleri ile resim sanatının usta fırçası Ali Kotan bu projeyi, ‘metin ve imgenin dünya karşısındaki varlık ve hiçlik kavgası’ olarak betimliyor. İyi ve güzelden yana imge ve harflerin tanıklığından oluşan sergi, iki sanatçının hayata karşı duruşlarını sergiliyor. İki sanatçının izleyiciyi bambaşka bir farkındalık çizgisine taşıdığı bu ortak sergi; bir bakıma yaşamda çektiğimiz acılarla yüzleşmemizi de sağlıyor. Sergi, kalem ve fırçanın ortak dansında, içi içine sığmayan, çoşkulu bir hayal gücünün ortaklaşan yoğunluğunu ve saflığın, temizliğin dünyasını temsil ediyor.
sanat365.com/blog365

Kapıları Aralayan Kadınlar

1 Ekim 2019 Salı     73
Tasarım yolculuğunun başından bu yana koleksiyonlarına kadınlardan aldığı ilhamla hayat veren Simay Bülbül, Sonbahar Kış 2019 koleksiyonunda yine özel bir konuya değinerek iz bırakan kadınları ele alıyor; “Kapıları Aralayan Kadınlar”… Karşılaştıkları zorlukların durduramadığı, hayallerinin ötesini görebilmeyi hedefleyen, sinema, bilim, sağlık, üretim, teknoloji, moda, sosyal sorumluluk, edebiyat, sanat gibi farklı disiplinlerde başarılara ve ilklere imza atmış kadınların hikayeleri, Simay Bülbül’ün Kapıları Aralayan Kadınlar koleksiyonuna ışık tutuyor. Tasarımcı yeni koleksiyonunu ilk kez göstereceği defilesini, 10 genç kadının portrelerinden oluşan fotoğraf sergisi ile eş zamanlı “Kapıları Aralayan Kadınlar” projesiyle, 3 Ekim Perşembe günü moda ve sanat severlere sunacak. Simay Bülbül’ün objektifinden, kendi bakış açısını aktaran siyah beyaz portre fotoğrafların yer aldığı sergi ve ardından gerçekleşecek defile, başarıları daha geniş kitleler tarafından duyulmayı hakeden, yürekleri ile fark yaratan bu özel kadınların ilham veren hikayeleri ile tüm kadınlar arasında bir bağ kuracak. Kapıları Aralayan Kadınlar Koleksiyonu ve Defilesi Simay Bülbül, yıllardır deri ve kumaşı birleştirerek devam ettirdiği avangard çizgisine yeni bir soluk getirdiği Kapıları Aralayan Kadınlar koleksiyonunda, deriyi coutre detaylar ile buluşturuyor. Deriyi el işlemesi şeklinde yorumlayıp, parlak ve şık detaylar kullanarak geceye ve özel günlere taşıyor. Tasarımcı bu koleksiyon ile elegan zevklere sahip, stil sahibi Simay Bülbül kadınlarına, hayata farklı bakış açısı geliştirerek bakmanın kodlarını veriyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden getirilen tarihi kapıların kullanıldığı ve özel bir koreografi ile sunulacak defile için İstanbul’un yeni etkinlik merkezi HangarİST ilk kez kapılarını açacak. Koleksiyon imaj çekimi ve kreatif direktörlüğü Hakan Öztürk tarafından yapılırken, defile koreografisi Öner Evez tarafından gerçekleştirilecek. On season koleksiyon, defilenin ardından Simay Bülbül’ün yeni mağazası Perveran’da ve Gizia Gate’te satışa sunulacak. Kapıları Aralayan Kadınlar Fotoğraf Sergisi Simay Bülbül varlıkları ve düşünceleri ile öncülük etmiş, dünyamızı değiştirerek fark yaratan kadınların portlerinden oluşan fotoğraf sergisi ile bir ilke imza atıyor. Tasarımcı defile ile aynı mekanda gerçekleşecek sergi ile moda severlere benzersiz bir deneyim yaşatacak. Fotoğraf sergisi, Türkiye’nin farklı noktalarından gelen tarihi kapılar ve defile koleksiyonu, HangarİST’te 15 Ekim tarihine kadar görülebilecek.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Başladı

23 Mayıs 2017 Salı     358
20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya sunumu ile 20. yıla yakışan görkemli bir açılış gerçekleştirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) jürisi Sevin Okyay katılımı ile Karum’un önündeki açık alanda “Birlikte Festival Yapıyoruz” diyen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 20 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inden canlı bağlantılar ve bant kayıtları ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Geçmiş yıllarda ‘Genç Cadı Ödülü’ alan Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya’nın açılış konuşmaları ile başlayan festival, 20. yıla özel hazırlanan film gösterimi, 20 il ve KKTC’den canlı bağlantı kurularak devam etti. Canlı bağlantıların yoğun ilgi gördüğü ve Trt’nin arşivinden derlenen festivalin ilk beş yıllarına ait tanıtım videosu ile nostaljik anlar yaşandı. Nergis Hanım filminde canlandırdığı ‘Bahar` karakteriyle  ‘Genç Cadı’ ödülünü kazanan Begüm Akkaya: “ Kurulduğu ilk yıldan itibaren kadın sivil toplum kuruluşları arasında iletişim, dayanışma ve iş birliğini arttırarak bu kuruluşların güçlenmesine katkıda bulunan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin açılışını sunmaktan öte 20. yılını hep birlikte kutluyoruz. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçtiğimiz için bu yıl temamızı “Birlikte Festival Yapıyoruz” olarak belirledik. Festivalin 20. yılında yapılan söyleşiler ve paneller göz dolduruyor. “Kadın bakışıyla edebiyat, sinema ve hukuk” fotoğraf, karikatür ve belgesel türlerinde kadın bedeni ve kadın oluşunu sorgulayan “Görsel Kültür ve Kadın” ve Türk Sinemasının birbirinden ünlü oyuncularının yer aldığı sinemada üç kuşağın bir arada olduğu “Kadın ve Sinemayı” kaçırmayın deriz.” dedi. Mavi Dalga’ filmi ile ‘Genç Cadı’ ödülü kazanan Ayris Alptekin : “ Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Ulusal ve Uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarını “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” etkinliğinde bir araya getirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin filmleri yarışacak.” dedi. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnesinde gerçekleşecek ödül töreninde Onur Ödülü Perran Kutman’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülü Emel Çelebi’ye, Tema Ödülü Edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a ve Genç Cadı Ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek.
sanat365.com/blog365

Uçan Süpürge Ödülleri Açıklandı

12 Mayıs 2017 Cuma     459
Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali ve Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20. yılında birbirinden değerli isimlere ödüllerini takdim ediyor. 23 Mayıs’ta Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirilecek Ödül Töreni’nde, bu yıl Onur ödülü uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman’a verilecek. Sinemanın farklı alanlarından emek veren kadınların başarılarını ve emeklerini görünür kılma amacı taşıyan Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi ise belgesel sinemacı ve Documentarist İstanbul Belgesel Günleri’nin ve Hangi İnsan Hakları Film Festivali’nin kurucusu ve programcısı Emel Çelebi olacak. Birlikte olmanın, el ele vermenin kıymetini hatırlatan, ben değil “biz” dediğimiz müddetçe varlığımızın bir bütünlük kazandığını bir kez daha kanıtlayan, edebiyatı ve kalemiyle barışın emeğin yanında olduğu bilinen edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a Uçan Süpürge Tema ödülü verilecek. Genç kadın oyuncuları yüreklendirmek, onların sinema yolculuklarını destekleyerek bu alandaki üretimlerine dikkat çekmek ve Türkiye sinemasında kadınlara yönelik güçlü, olumlu kadın rollerinin yazılmasına teşvik etmek amacıyla Uçan Süpürge Genç Cadı ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek. Basın toplantısında açıklama yapan Festival Danışmanı Özge Mumcu Aybars: “20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu 20 ilde uçacak. 20 yıl önce önünde örneği olmayan FIPRESCI’nin dünyada tek ödül verdiği festival sizlerin emeği ile oldu. Bu yıl film gösterimlerimiz ücretsiz olup tüm halkımız davetli. Bütün program Uçan Süpürge ve KAMER’in sitelerinde mevcut. Hep seyircisi olduğum Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl danışman olarak yer almak benim için büyük gurur. 20 Mayıs’ta saat 20.00’de Karum’un önündeki çim alanda olup, 23 Mayıs’ta Ankara Opera ve Balesi’nde saat 20.00’de ödül töreni ile kapanış gerçekleşecek. Festival olgusunu başka ülkeye gitme halinden çıkarıp birlikte harika bir festival yapacağız.” dedi. Her yıl olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu, Çankaya Belediyesi, Açık Toplum Vakfı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Ankara Üniversitesi İletişimliler Vakfı (İLEV), Sheraton Otel Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmler Festivali’nin destekçileri arasında yer alıyor.
sanat365.com/blog365

Çağatay Çopuroğlu, Güzeller ve Çirkinler

7 Şubat 2017 Salı     365
Çağatay Çopuroğlu`ndan "Güzeller ve Çirkinler", oynadığımız tüm rollerle, yaşadığımız dünyayı incelemek için sanatın önemi üzerine güzel tasarlanmış bir meditasyon. Çopuroğlu`nun birçok rolü var; Küresel bir şirkette uluslararası bir yönetici, iki çocuk babası, birçok sanatçı ve stilden ilham alarak kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçı, aksiyon romanı yazarı ve gitarist. Edebiyat, müzik ve güzel sanatlara yayılan geniş kapsamlı ve meraklı keşiflerinde, Çopuroğlu yaratıcı hayal gücü ve toplumsal gerçeklik arasındaki ilişkiyi inceliyor ve dürüst sanatın, hem varlığın tüm kusurları ve eksikleriyle, hem de kendisi yaşayan bir süreç olarak değişim ve gelişimi ortaya koyması zorunluluğunu yansıtıyor. Sanat, sanatçının yaşamını genişletmek için enerji ve merakını akıttığı bir yol ve aynı zamanda içinde bulunan sihrin erdemi gereği bir zorunluluk.

Çopuroğlu`nun eserlerinde, güzellik her zaman kadın resimleriyle özdeşleşiyor. Diğer yandan, çirkinlik heykellerindeki eril malzeme kullanımı ile sunuluyor. `Güzellik ve ahlak` ile `çirkinlik ve yasakları` davet eden ve sanat etkinlikleri içinde her ikisine de yer veren kabiliyeti, Çopuroğlu`nun sanatını benzersiz olma vaadinde kılan özellik. Sanatçı, insanlardaki ikilemleri tetikleyip bunlara tepki verirken, bir aktivite olarak "Güzeller ve Çirkinler" fikrini üretiyor. Sergi, Galeri Eksen Nişantaşı’nda 15-22 Şubat 2017 tarihleri arasında pazar günleri hariç her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında görülebilir.
sanat365.com/blog365

Nil Yalter, Kayıt Dışı

30 Ekim 2016 Pazar     435
Arter, 14 Ekim 2016 – 15 Ocak 2017 tarihleri arasında Nil Yalter’in Türkiye’de bugüne kadar gerçekleşen en kapsamlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Eda Berkmen’in yaptığı “Kayıt Dışı” başlıklı sergi, Yalter’in yapıtlarındaki ana tema ve motiflere genel bir bakış niteliği taşıyor. Yalter’in resim, fotoğraf, yazı, kolaj, performans, video gibi farklı mecraları bir araya getiren yerleştirmelerinin birçoğu Türkiye’de ilk kez sergileniyor. Sanatçı, eserlerinde kayıt dışı kalmış kişi, duygu ve bilgilere geniş yer veriyor; bireyin toplumsal normlar ve kontrol mekanizmaları karşısında geliştirdiği var olma stratejilerini araştırıyor. Nil Yalter, işçiler, kadınlar ve göçmenler başta olmak üzere toplumun görünmeyen üyelerinin yaşama alanlarını ve varoluş mücadelelerini işlerinin odağına alır. Etnografi, edebiyat, sosyoloji, bilim, sözlü tarih ve kültürel gelenekler başta olmak üzere birçok disiplinden yararlanarak ürettiği bu eserlerle sanatçı, beden, mekân ve bilginin güç odakları tarafından kontrol edilmesine başkaldırır. Yalter çalışmalarında belgesel ve şiirsel dili bir arada kullanarak ve tıpkı bir şaman gibi farklı kimliklere bürünerek kişisel ve toplumsal sarsıntılarla yüzleşir; toplum dışına itilmiş kişilerin hikâyelerine odaklandığı yapıtlarıyla, alternatif bir tarih yazımı oluşturur. Bir Marksist-feminist ve göçmen olan Yalter, üretiminin ilk yıllarından itibaren göç konusuna yoğun bir şekilde odaklandı. Göçmen işçilerin sorunlarını, onların yaşam mücadelelerini etnografik bir yöntem kullanarak topladığı objeler, video röportajlar ve görseller ile belgeledi. “Kayıt Dışı”, sanatçının “Geçici Meskenler” (1974-1977), “Göçmenler” (1976-2016) ve “Şu Gurbetlik Zor Zanaat Zor” (1983) serilerinden İstanbul bağlamına ve sergi mekânının özelliklerine göre seçilmiş olan çalışmaları bir araya getiriyor. Bu eserler önemli birer tarihsel belge olmanın yanı sıra, izleyiciye farklı bakış açılarını inceleme imkânı veren esnek, geçirgen, çok dilli kurgusal birer mekân olarak da işliyor.
sanat365.com/blog365

Çağdaş Erçelik, Türk Filmi

8 Haziran 2016 Çarşamba     394
Sergi, Çağdaş Erçelik’in sanat hayatına ve güncel yaşamına etki eden Türk sinemasının kendisini derinden etkileyen, aralarında bağ ve ilişkiler olan izleyiciye ciddi mesajlar ileten eserlerden yola çıkarak oluşmuştur. Seçkide; Muhsin Bey, Anayurt Oteli, Ah Güzel İstanbul, Ah Belinda ve Canım Kardeşim gibi birçok yapıtı heykele uyguladı. Çağdaş Erçelik, 23 Aralık 2011 – 21 Ocak 2012 yıllarında ‘Dersaadet’ adını verdiği Dersaadet’te yaşamış edebiyatçılar ve onların yarattığı hayal kahramanları, hikayeleri, romanları ve romanlardaki sahnelerden esinlenerek oluşturduğu sergi ile adından çokça söz ettirmişti. Oldukça başarılı geçen sergiden sonra, 28 Mart - 13 Nisan 2014 tarihlerinde ‘Dostoyevski’ isimli sergisini gerçekleştirdi. Sergide, Dostoyevski romanlarından yola çıkarak oluşturduğu çalışmalarında roman karakterleri ve bu karakterlerin yaşadığı mekanlar bulunuyordu. Ülkemiz edebiyatı ‘Dersaadet’ ve sonrasında ‘Dostoyevski’ sergisi ile bizlere muhteşem eserler sunan Erçelik, bu kez de unutulmaz Türk Sineması ile yapıtlarını aklımıza kazımaya kararlı. Sergi 09 Nisan – 03 Mayıs tarihleri arasında Galeri Eksen Nişantaşı’nda görülebilir.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat