sanat365.com

"art"

sanat365.com/blog365

Güneşin Sustuğu Yer

11 Kasım 2019 Pazartesi     110
“Cehennemin sınırları yoktur, kendine ait bir yeri de yoktur, Bulunduğumuz yerdir cehennem ve cehennem neredeyse biz de oradayız. “ Dr. Faustus, Chritopher Marlowe Galeri Bu 09.11.2019 – 07.12.2019 tarihleri arasında, Aykut Öz’ün “Güneşin Sustuğu Yer” isimli solo sergisine ev sahipliği yapıyor. "Güneşin Sustuğu Yer" sergisi, Aykut Öz’ün geniş bir zaman aralığına yayılan üretim sürecinde heykel, resim, video, stop motion ve mekâna özgü yerleştirmelerinden oluşan kapsamlı bir sergi olarak izleyiciyle buluşuyor. Öz sergide, cehennem imgesini sanat tarihi, gündelik hayat, felsefe ve bellek bağlamlarında yeniden masaya yatırarak kendi cehennemini yaratıyor ve hem kişisel hem de toplumsal sorunsalların üzerine mizahi ve eleştirel bir dil kurguluyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde uzun yıllardır sahne ressamı olan Öz, özellikle malzeme kullanımı konusunda oldukça zengin bir dile sahip. Kimi zaman buluntu objeler üzerine, kimi zaman bronz bir heykelde kimi zamansa kağıttan ürettiği 3 boyutlu heykelleriyle izleyiciye tanıdık nesne ve mekanlar yaratarak cehennemde meraklı ve tekinsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Aykut Öz sergiyi; “Cehennemi yapılan kötülüklerin cezasının çekildiği mistik bir öte dünya, insanüstü bir cezaevi olarak değil de, ben ve dış dünyanın etkileşimiyle oluşan olumsuz haller ve durumlar için kullanmaktayız çoğunlukla. Savaşlar, cinsel istismarlar, yalanlar, dolandırıcılıklar, din istismarları, hayvan istismarları ve bunlara ekleyebileceğimiz daha birçok bize insana özgü kötülük örnekleri yaşamımızı cehenneme çevirmek için yeterlidir aslında. Ama biz tüm bu kötülüklerle yaşamaya öyle alışmışızdır ki, genellikle kısa tepkiler vermek dışında bir edimimiz olmaz. Bizim için gerçek cehennemler küçük öznel hayatlarımızın içindedir. İş, eş, okul, yemek, arkadaş, patron, işçi, memur, ayakkabı, otomobil vs vs, say sayabildiğince. Statü savaşlarından tut da ayağı vuran ayakkabıya kadar bir çok unsur cehennem eder bize hayatı. Bütün bu cehennemlerden uzaklaşmak adına yapay cennetlerde buluruz avuntuyu; AVMler, marketler vs vs, kısacası para harcayıp rahatlayabileceğimiz mekanlardır bunlar. Ve aslında büyük cehennemin sponsorları oluruz, bu düzenin içinde düşe kalka, yuvarlanır gideriz. Dante ve Rodin`in izinde...” şeklinde tanımlıyor. 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü’nde öğrenimini tamamlayan Aykut Öz, 2010 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Sahne dekorasyonu, stop-motion canlandırma, resim ve heykelle ilgili çeşitli projelerde yer aldı. Bugüne kadar dokuz kişisel sergi açtı. Sanat Kurumu tarafından 2016 yılı için heykel dalında yılın sanatçısı seçildi. Şu anda heykel, resim ve canlandırma çalışmalarının yanı sıra Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamı olarak görev yapmakta ve Başkent üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi , Çizgi film Animasyon bölümünde stop motion animasyon derslerine girmektedir. “Güneşin Sustuğu Yer” 9 Kasım – 7 Aralık tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.
sanat365.com/blog365

Gece Sirenleri

20 Ekim 2019 Pazar     107
Türk edebiyatının usta ve önde gelen ismi Selim İleri’nin fırtınalı düzyazı serüveni, Türk resminin usta ressamı Ali Kotan’ın fırçasıyla, tablolara dönüştü. Ali Kotan’ın tablolarını ise usta yazar Selim İleri de, özel kısa metinlerle yorumladı. İki büyük sanatçının birbirlerinin eserlerinden ilham alarak Folkart Gallery için, üç yıl önce hazırlamaya başladığı sergi ziyarete açıldı. Folkart Gallery, yeni, iddialı bir sergiye ev sahipliği yapmaya başladı. Türk edebiyatının usta, değerli ismi yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri’nin düzyazı serüveninden yansıyanlar ile usta ressam Ali Kotan’ın, İleri’den esinlendiği eserleri Folkart Gallery’de Gece Sirenleri isimli sergide buluştu. Sergide 85 eser yer alıyor. Folkart Gallery’de düzenlenen açılış törenine İzmir iş dünyasının seçkin davetlileri katıldı. Açılış töreninde konuşan Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, “Selim İleri’nin yazı serüveni, Ali Kotan’ın fırçasıyla tablolara dönüştü. Ali Kotan’ın tabloları ise Selim İleri’nin sözcükleriyle yeniden hayat buldu. Birlikte bu kadar değerli bir projeye, ortak imza attıkları için, Selim İleri ve Ali Kotan’a Folkart adına şükranlarımı sunuyorum” dedi. SANCAK: “SANATA DESTEĞİMİZ SÜRECEK” Sancak, “Biz İzmir’in yakın gelecekte, Akdeniz’in Kültür-Sanat başkentlerinden biri olabileceğine inanıyoruz. Bu geleceğe katkı verme gayretindeyiz. Folkart adında onur duyarak taşıdığı ‘sanat’ alanına yatırım yapıyor. Kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının temeline, ‘SANATI’ yerleştirerek, doğru olanı yapıyor. Vizyonumuz, İzmir’in vizyonuyla bütünleşiyor. Kültür ve Sanata verdiğimiz ciddi katkılar, hem galerimizle, hem Folkart Akademi ile sürecektir” diye konuştu. HIZLAN: “FOLKART GALLERY ÖNCÜLÜK YAPIYOR” Folkart Gallery Danışma Kurulu Başkanı Gazeteci-Yazar Doğan Hızlan, serginin sanatın iki farklı disiplinini biraraya getirdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Folkart Gallery’nin daha önce de yaptığı bu özgün çalışmaların, galerinin kimliğinde önemli bir yer aldığını belirtmeliyim. Folkart Gallery’nin bu tip çalışmaları hem uluslararası düzeyde olup hem de öncü çalışmalardır. Aynı zamanda da bu çalışmalar bir galerinin sanat hayatındaki sorumluluklarını da nasıl algıladığını ve de bu sorumlulukları nasıl hakkıyla yerine getirdiğini göstermesi açısından çok önemlidir.” Yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri ise, böyle bir sergide ressam Ali Kotan ile birlikte bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. İzmir’i çok sevdiğini dile getiren Selim İleri, İzmirlilerin sanata olan ilgisinin geçmişten günümüze her zaman için dikkat çektiğini belirtti. Ressam Ali Kotan da, serginin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Sanatın iki farklı dalının aynı çatı altında buluşmasının kendisini en çok heyecanlandıran noktalardan birisi olduğunu kaydeden Kotan, Selim İleri ile birlikte böyle bir sergide yer almaktan gurur duyduğunu ifade etti. BİRİ YAZAR BİRİ RESSAM Serginin en değerli özelliklerinden biri, Ali Kotan’ın Selim İleri’nin metinlerinden; Selim İleri’nin de Ali Kotan’ın resimlerinden ilham alarak, karşılıklı etkilenmeyle yarattıkları ortak eserler. Tamamen bir Folkart Gallery prodüksiyonu olarak, Proje Direktörü Fahri Özdemir tarafından çalışmaları yaklaşık 3 yıl önce başlatılan “GECE SİRENLERİ” adlı sergide, sanatın farklı disiplinlerinde üretimde bulunan Selim İleri ve Ali Kotan’ın birbirlerinin eserlerine yönelik betimlemeleri yer alıyor. ‘Gece Sirenleri’ isimli sergi, 18 Ekim 2019 tarihinde ziyarete açıldı. Ücretsiz ziyaret edilebilecek serginin 19 Ocak 2020 tarihine kadar açık kalması planlanıyor. Sergi Pazartesi günleri hariç haftanın 6 günü ziyaret edilebilecek. GALERİNİN 14. SERGİSİ Folkart Gallery, 14. sergisi olan ‘Gece Sirenleri’ iki farklı sanat dalının birbiriyle etkileşimine ev sahipliği yapıyor. Sanatseverlerin, iki farklı sanat dalının etkileşimini yakından inceleme ve değerlendirme fırsatı bulacağı sergi için, Selim İleri ve Ali Kotan 3 yılı aşkın süre çalıştı. Sergide 85 eser yer alıyor. Sergi hazırlıkları sırasında Ali Kotan’ın resimleri Selim İleri’ye; Selim İleri’nin metinleri ise Ali Kotan’a emanet edildi. İki usta isim, karşılıklı olarak eserlerde hissettiklerini, gördüklerini, algıladıklarını, kendi sanat dallarında eserleriyle yorumlayarak yansıttılar. Yazın hayatının çok önemli ismi Selim İleri ile resim sanatının usta fırçası Ali Kotan bu projeyi, ‘metin ve imgenin dünya karşısındaki varlık ve hiçlik kavgası’ olarak betimliyor. İyi ve güzelden yana imge ve harflerin tanıklığından oluşan sergi, iki sanatçının hayata karşı duruşlarını sergiliyor. İki sanatçının izleyiciyi bambaşka bir farkındalık çizgisine taşıdığı bu ortak sergi; bir bakıma yaşamda çektiğimiz acılarla yüzleşmemizi de sağlıyor. Sergi, kalem ve fırçanın ortak dansında, içi içine sığmayan, çoşkulu bir hayal gücünün ortaklaşan yoğunluğunu ve saflığın, temizliğin dünyasını temsil ediyor.
sanat365.com/blog365

İlişkiler

15 Ekim 2019 Salı     85
SANATORIUM, 25 Ekim - 1 Aralık 2019 tarihlerinde Türkiyeli sanatçı Yunus Emre Erdoğan ile Avusturyalı sanatçı Clemens Wolf’un son dönem işlerini kapsayan, Domenico de Chirico küratörlüğündeki “İlişkiler” adlı iki kişilik sergiye ev sahipliği yapacak. Sergide Yunus Emre Erdoğan ve Clemens Wolf’un araştırdığı mekân, bir yere oturtması zor, neredeyse uçucu, incecik bir mekân olarak tanımlanabilir. İki sanatçının, sanatsal araştırmaları arasındaki çeşitli benzerlikler, temelleriyle yüz yüze geldiklerinde daha da canlı hale geliyor. Her ikisinin de özünde, iki sanatçının işlerinin de yaratıcı temelini oluşturan o ilk anda, kurucu anlam, arka planın kokusu ve altta yatan nefes veya nefessizlik yer alıyor. Yunus Emre Erdoğan çalışmalarında yerler ve objelere, onların ışık ve mekânın çeperleriyle etkileşimine gözünü dikiyor. Çoğunlukla karakalem olan çalışmaları geniş olduğu kadar yoğun bir atmosfere de sahip. Mekânsal öğeler, neredeyse minimalist yönlere meylederek formalizmden sıyrılıyor çoğunlukla. Nesnelere yönelik hayaletvari bir bakış geliştiren sanatçı, mekândaki nesnelerin bıraktığı belli belirsiz sesler ve görünmez izlere dayanan metafizik bir anlam arayışına girerek boşluğun varlığının peşine düşünüyor. Diğer yanda ise Clemens Wolf’un eserleri, malzeme ve renklerin özgül bir şekilde kullanılması aracılığıyla temsil ve soyutlama arasında dalgalanan bir düşünme halindeki hassas ve geçici bir anı yakalamaya yönelik bir çabayı ortaya koyuyor. Genleşmiş bir metal parçasını fırça olarak kullanan Wolf, metal parçasını reçineye batırıp ona pigment ekleyerek yoğun dokulu ve tek renkli bir kompozisyon yaratmak amacıyla tuval üzerine ilk olarak kalın bir yağlı boya tabakası sürüyor. Böylece nihai kompozisyonlar aslında tuvalin yüzeyine dokunmadan ortaya çıkmış oluyor. Süreç teslimiyetle, teslimiyet de mekânsal soyutlamanın uçuculuğuyla örtüşüyor.
sanat365.com/blog365

Cumhuriyet sergisi

10 Ekim 2019 Perşembe     135
Kurulduğu günden bugüne kadar çeşitli sanat projeleri düzenleyen, sanatı ve sanatçıyı destekleyen kuruluşlardan biri olan Portakal Çiçeği Uluslararası Plastik Sanatlar Kolonisi, artık gelenekleşen “Cumhuriyet” sergisini Ankara’lı sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Ahmet Şahin tarafından 2008 yılında kurulan koloni, bugüne kadar yüzlerce ülkeden bine yakın sanatçıyı ağırladı. Hem sanata ve sanatçıya destek verip, hem de sanat yoluyla sosyal sorumluluk projelerini hiç bir ticari bir kaygı gütmeden sürdürdü. Portakal Çiçeği Uluslararası Sanat Kolonisi’nin, Berlin’de başlayan ve yıllardır farklı illerde devam eden Cumhuriyet Sergilerinden biri de bu yıl Başkent PortArt Gallery’de açılıyor. 29 Ekim’de açılacak sergide, farklı disiplinlerden usta, orta ve genç kuşak sanatçıların yaklaşık 150 eseri sanatseverlerle buluşacak. Koloninin CEO’su Hakan Körpi, “Cumhuriyetimizin 96.yılı için bir sanat şöleni hazırlıyoruz. Bu sergi için özellikle Cumhuriyetimizin kurulduğu il olan başkent Ankara’yı tercih ettik. Cumhuriyete ve sanata gönül veren tüm dostları bekliyoruz. Cumhuriyet için, sanat için birlikte olalım bu özel günde” diyerek tüm sanatseverleri sergide buluşmaya çağırdı. 29 Ekim 2019 açılışı gerçekleştirilecek sergi 12 Kasım 2019 tarihleri arasında PortArt Gallery’de ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

Aynanın içinden Bellek ve Ölümsüzlük

10 Ekim 2019 Perşembe     132
Ahmet Güneştekin’in Belleğin Alfabesi adlı kişisel sergisi Daax Corporation desteği ve Marlborough Gallery’nin sunumuyla, Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde açıldı. Sanat severlerin yoğun ilgisiyle açılan sergi, dilin aynasından bellek ve ölümsüzlük kavramlarına bakarak sanatçının geçmiş dönem ve son dönem başyapıtlarını bir araya getiriyor. Açılış nedeniyle Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde özel bir davet verildi. Azerbaycan tarihinin en önemli şairlerinden Nesimi Festivali’nin kapanış etkinliğiyle de birleşen serginin açılış konuşmalarını Haydar Aliyev Kültür Merkezi Direktörü Anar Alakbarov ve sanatçı Ahmet Güneştekin yaptı. Serginin açılışını ise, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyev ile kızları Arzu ve Leyla Aliyev, Daax Corporation Yönetim Kurulu Başkanı Hassan Gozal, Azerbaycan Kültür Bakanı Abulfaz Garayev ve sanatçı Ahmet Güneştekin gerçekleştirdi. Sergiye Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral, Ulrich Ptak, Sedef Orman, Feryal Gülman, Elif Dürüst, Levent Kızıl, Aslı Hatemi, Yalçın Ayaydın, Melih Us, İnci Aksoy, Selçuk Ramazanoğlu, Doğan Yıldırım, Kağan Gökalp, Ali Selçuk, Haluk Nayman, Murat Pilevneli – Aslı Pamir, Ali-Sezer Ak, Zeynep Kartal, Batu Aksoy gibi iş, sanat ve medya dünyasının önde gelen isimleri katıldı. Belleğin Alfabesi, sanatçının dilin renk algısı, mekân algısı ve düşünüşe etkisi üzerine yoğunlaşarak bellek ve ölümsüzlük arayışı üzerine çalıştığı işlerini kapsıyor. Küratörlüğünü Haydar Aliyev Vakfı’nın sanat danışmanı Emin Mammadov’un üstlendiği sergi, 30 Mart 2020’ye kadar devam edecek. Sergide sanatçının dile olan derin ilgisini gösteren Azeri romantik şairi Nesimi’ye adadığı Nesimi’ye Recm, aynı anda hem korkunç ve grotesk hem de hipnotize edici ve güzel olarak yorumlanan Ölümsüzlük Odası, uzaktan bakıldığında dönüyormuş hissi veren birbirine geçmiş bisikletlerden oluşan Dilek Ağacı, deşifre edilmesi gereken devasa bir bulmacaya benzeyen Yüzleşme yer alıyor. Sergide ayrıca sanatçının Tanrının Arka Bahçesi gibi cennet bahçesi hikayesini, insanlığın kısa bir süre için eriştiği fakat kaybetmesi kaçınılmaz olan ölümsüzlüğü bir şans hikayesi olarak yorumladığı son dönem işleri yer alıyor.
sanat365.com/blog365

İçimdeki Çocuk

4 Ekim 2019 Cuma     348
Osmanlı İmparatorluğu’nın son döneminin önemli yapılarından biri olan Nakkaştepe’deki Abdülmecid Efendi Köşkü, 16. İstanbul Bienali süresince Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç koleksiyonundan eserler ile “İçimdeki Çocuk” sergisine ev sahipliği yapıyor. Ömer M. Koç’un tüm safhalarını titizlikle takip ettiği sergi, Ülkemizden ve Dünyadan 60 kadar sanatçının 17’inci yüzyıldan günümüze geniş bir döneme yayılan 100’den fazla yapıtını bir araya getiriyor. Sanat danışmanlığını Károly Aliotti’nin üstlendiği “İçimdeki Çocuk” sergisi, resimden fotoğrafa, heykelden yerleştirmeye çok çeşitli teknik ve malzemelerle üretilmiş işleri odağına alırken, ziyaretçilerini, zamanla kaybetmeye yüz tuttukları içlerindeki çocukları dinlemeye davet ediyor. Sergi 20 Eylül’den itibaren 10 Kasım 2019’a kadar Pazartesi hariç haftanın her günü 11:00 – 19:00 saatleri arasında ziyarete açık olacak. Nakkaştepe’deki Abdülmecid Efendi Köşkü, 16. İstanbul Bienali süresince Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç Koleksiyonu’ndan bir seçkiyi ağırlıyor. Ömer M. Koç’un tüm safhalarını titizlikle takip ettiği sergi, Ülkemizden ve Dünyadan 60 kadar sanatçının 17’inci yüzyıldan günümüze geniş bir döneme yayılan 100’den fazla yapıtını bir araya getiriyor. Koç Holding’in 2007-2026 yılları arasında sponsorluğunu üstlendiği İstanbul Bienali’nin şehre getirdiği dinamizm vesilesiyle hazırlanan sergi, Koç Topluluğu’nun kültürel mirası yaşatma ve sanata genel erişimi yaygınlaştırma hedefleriyle buluşuyor ve bu alanlardaki kararlılığının bir kez daha altını çiziyor. İçimdeki Çocuk Károly Aliotti’nin sanat danışmanlığında gerçekleşen “İçimdeki Çocuk” sergisi, genellikle çocukluk döneminde var olan fakat yetişkinlerin yaş aldıkça kaybettiği; merak uyandıran ve sınırların zorlanmasına neden olan, imkansızın tanımını bilmeyen çocuk aklını, içimizdeki çocuğu dinlemeye davet ediyor. Küçük Prens’in yazarı ünlü yazar Antoine de Saint Exupéry’nin “Her yetişkin önce çocuktu… Ama pek azı bunu hatırlıyor” sözünü hatırlatan sergi, Picasso’nun yağlı boya tablosundan, Küçük Prens’in orijinal çizimlerine, çağdaş sanattan, bu sergiye özel üretilen enstalasyonlara ziyaretçilerin içlerindeki çocuğa bir yolculuk vadediyor. Sanatçılar “İçimdeki Çocuk”; Francesco Albano, Murat Balcı, Ronit Baranga, Yto Barrada, Bertozzi & Cassoni, Stefano Bombardieri, Claudio Bravo, David Breuer-Weil, Paul Carey, Jean Baptiste Carpeaux, Keith Carter, Loris Cecchini, Taner Ceylan, E.V.Day, Antoine de Saint-Exupéry, Snyder Dean, Maurice Denis, Nezaket Ekici, Yael Erlichmann, Jan Fabre, Nancy Fouts, Françoise Gilot, Murat Gök, Simon Groves & Tracy Johnson, Mona Hatoum, Kenny Hunter, John Isaacs, Ahmet Doğu İpek, Juneau Projects, Clementine Keith-Roach, Alicja Kwade, Lloyd le Blanc, Fabien Mérelle, Luc-Olivier Merson, Polly Morgan, Ordinary Architecture, İrfan Önürmen, Ferhat Özgür, John Campbell Phillips, Pablo Picasso, Patricia Piccinini, Wilfred Pritchard, Tawatchai Puntusawasdi, Elsa Sahal, Michael Schwarze, Erinç Seymen, Carolein Smit, Yaşam Şaşmazer, Sam Taylor-Wood, Hale Tenger, Seyhun Topuz, Mehmet Ali Uysal, Levi Van Veluw, Fabio Viale, Andy Warhol, Bedwyr Williams, Daphne Wright, Erwin Wurm, Damla Yalçın’ın da aralarında olduğu birçok anonim sanatçının eserlerine ev sahipliği yapıyor.
sanat365.com/blog365

Akbank Sanat`ta Çağdaş Dans Programı

1 Ekim 2019 Salı     106
AKBANK SANAT, Ekim 2019 – Mayıs 2020 döneminde LOCART’ın sanat yönetmenliğini ve program içeriğini hazırladığı Çağdaş Dans Programı’na ev sahipliği yapıyor. Program ile çağdaş dans tekniklerine hakim, farklı tarzlar deneyimlemiş ve alanında etkin dans sanatçıları yetiştirilmesi hedefleniyor. Koordinatörlüğünü Tuğrul Savaşçı’nın üstlendiği programın eğitmen kadrosunda; dünyanın ünlü koreograflarıyla çalışmış Alper Marangoz, Bengi Sevim, Beril Şenöz, Evrim Akyay, Korhan Başaran ve Tuğrul Savaşçı gibi isimler yer alıyor. PROGRAM İÇERİĞİ Program, 7 Ekim-18 Ocak tarihleri arasında 1. Yarıyıl ve 3 Şubat – 16 Mayıs tarihleri arasında da 2. Yarıyıl olmak üzere iki dönemden oluşuyor. Adayların niteliklerine göre Grup I (Dance Artist Development) ve Grup II (Dance Artist Education) olmak üzere 2 sınıftan oluşacak programda dansçılar, aynı zamanda eğitmenlerinin kendi dans tarzlarıyla kombine edilmiş atölye çalışmalarına da katılabilecek. Program bitiminde dansçılar, program süresince devam edecek repertuar çalışmalarını temsilen sahne alma fırsatı da yakalayacaklar. Seçme ve değerlendirme sınavı sonucunda oluşturulacak gruplar ile repertuar çalışmaları dahil olmak üzere haftada 4, toplamda 120 ders gerçekleşecek. Grup I için minimum yaş sınırı 17, Grup II için minimum yaş sınırı 13 ve her bir grup için kontenjan 25 kişiyle sınırlı olacak.
sanat365.com/blog365

Peninsula Paris Art in Resonance Görkemli Bir Davetle Açıldı

1 Ekim 2019 Salı     78
The Peninsula Hotels, küresel sanat programı Art in Resonance`ın açılışını Paris`de görkemli bir davetle gerçekleştirdi. Davete Olivia Palermo, Kerby Jean Reymond, Selby Drummond gibi isimler katıldı. Paris The Peninsula bünyesinde sanat severlerle buluşan sergide Elise Morin, Saya Woolfalk ve Ivan Navarro`nun eserleri yer alıyor. Sergi, 27 Eylül- 15 Kasım tarihleri arasında The Peninsula Paris bünyesinde ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

Akbank Caz Festivali Başlıyor

1 Ekim 2019 Salı     54
Bu yıl 29. kez caz severlerle buluşacak Akbank Caz Festivali, 17-27 Ekim tarihleri arasında 130’dan fazla yerli ve yabancı sanatçının performanslarıyla 36 ayrı mekanda gerçekleştirilecek. Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali 29. kez şehri cazın farklı renkleriyle buluşturacak. Kurulduğu günden bu yana sanatı ve sanatçıyı destekleyen Akbank’ın en uzun soluklu kültür sanat projelerinden biri olan Akbank Caz Festivali, yepyeni ritim ve renkleri içeren zengin programı ile 17-27 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. 29. Akbank Caz Festivali’nde bu yıl; caz müziğinin önemli temsilcilerinden Art Ensemble of Chicago, Charles Lloyd Sky Trio feat., Gerald Clayton ve Marvin Sewell, The James Carter Organ Trio, Jakob Bro Trio, Louis Sclavis Quartet, Sarah McCoy, Alfa Mist, Bugge Wesseltoft & Erkan Oğur & Friends, Yonathan Avishai Trio, Mats Eilertsen Trio, KOKOROKO, Maisha, NES, Vaudou Game gibi farklı ülkelerden birçok sanatçının yanı sıra Türkiye’den Kerem Görsev Trio, Zuhal Olcay feat. Güvenç Dağüstün, İmer Demirer, Ali Perret, Aydın Esen ve Can Kozlu, Bora Uzer Group, Bebop Project, B’r Şeyler Eks’k, Standards & Selen Beytekin, Serhan Erkol Kerem Türkaydın gibi isimler de sahne alacaklar. Organizasyonu ve içerik programlaması Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirilen 29. Akbank Caz Festivali 11 gün boyunca; Ustalara Saygı, Avrupa’dan Caz, Cazda İngiliz Çıkartması, Civardakiler, Festivale Özel, Caz ve Ötesi, Caz Odada ve Caz Saati’nden oluşan sekiz ana temanın yanında; Liselerde Caz, Kampüste Caz, ve Atölyeler ile toplam 11 kategoride caz severlere unutulmaz anlar yaşatacak. Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, uzun soluklu ve sürdürülebilir kültür sanat projelerine destek veren Akbank’ın tam 29 yıldır, her yıl yeni sürprizlerle Caz Festivali’ni, hiç eksilmeyen duygu ve coşkuyla sanatseverlerle buluşturduklarını vurguladı ve ekledi: “İstanbul’un sınırlarını aşan Akbank Caz Festivali’nin liselere, üniversitelere ve Anadolu’ya caz ritmini taşıyan önemli bir misyonu var” Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, Türkiye’nin geleceğine inanan bir banka olarak uzun vadeli bakış açılarından hiçbir zaman ödün vermediklerini belirtti ve şöyle devam etti: “Bu kapsamda kültür ve sanata sağladığımız desteğin de sürdürülebilir ve uzun soluklu projelerle hayat bulmasını önemsiyoruz. 29. yılına kesintisiz ve ilk günkü heyecan ile ulaşan Akbank Caz Festivali de, bu uzun soluklu projelerimizin en önemlilerinden biri. İstanbul’un sınırlarını aşan Akbank Caz Festivali’nin liselere, üniversitelere ve Anadolu’ya caz ritmini taşıyan önemli bir misyonu var. Akbank Caz Festivali’ni gittikçe artan izleyici kitlesi ile buluşturmaya, 29 yıldır olduğu gibi, önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz.” Akbank Caz Festivali’nin kesintisiz bir şekilde, ilk günlerin heyecanıyla 29 yıldır ayakta tutanın, festival ekibinin emeği, müzisyenlerin desteği ve caz severlerin büyük ilgisi olduğunu vurgulayan Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, 29 yıldır, dünyanın her köşesinden İstanbul’a ritm ve renk taşıyan binlerce sanatçıyla, onbinlerce sanatseveri buluşturmaktan büyük mutluluk duyduklarının altını çizdi ve ekledi: “Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden Akbank Caz Festivali 29. yılında da önceki yıllarda olduğu gibi, programını genişletip, farklı deneyimler ekleyerek yeni dünyayı takip eden, gençleşen ve hedef kitlesini genişleten bir festival olmayı başardı.” Organizasyonu ve içerik programlamasını yapan Pozitif’ten Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Turfan Mumcuoğlu ve Festival Yöneticisi Gözde Sivişoğlu da açıklamasında, Akbank Caz Festivali’nin programına ilişkin şu bilgileri verdi: “Akbank Caz Festivali; 29 senelik köklü yapısıyla beraber dünyadaki disiplinler arası çalışmaları ve yenilikleri de takip ederek; her yıl, yeni içeriklerle programını zenginleştirmeyi ve gençleştirmeyi başardı.” Bu sene yine bu amaçla festival programımızı 11 tema altında hazırladık ve “Caz Odada” ve “Caz Mutfakta” gibi yeni içeriklerle zenginleştirdik. Bizim için çok kıymetli ve önemli bir gece olan ve 1991 yılından 2013’e kadar festivalin direktörlüğünü yapan Mehmet Uluğ anısına bu yıl 6.’sı düzenlenecek “Mehmet Uluğ Gecesi” için yine Babylon’da buluşacağız. 2009 yılında Mehmet Uluğ’un davetiyle ilk albümünü Pozitif Müzik çatısı altında yayımlayan İmer Demirer; Can Kozlu ve Volkan Topakoğlu ile birlikte İ.M.C. Trio olarak Babylon sahnesinde olacak. Gecede ayrıca Ali Perret, Şenol Küçükyıldırım ve Meriç Demirkol’dan oluşan P.D.K. Trio, Aydın Esen ve Bora Uzer Group sahne alacak. Pozitif olarak 29 yıldır, Akbank Caz Festivali’nin organizasyonunu üstlenerek, DNA’mızın da temsil ettiği, şehir ve yaşam kültürüne öncülük eden müziğin geliştirici ve dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Bu alandaki etkinliklerin sadece fiziken değil yürekten de destekçisiyiz.” Festival bu yıl 50. yılını kutlayan cazın kilometre taşı plak şirketlerinden ECM Records sanatçılarına özel bir yer ayırıyor. Avrupa’nın en prestijli caz festivallerinden biri konumunda olan Akbank Caz Festivali, bu sonbaharda caz dünyasının saygın plak şirketlerinden ECM Records’a özel bir ayırıyor. 2019 yılında 50. yılını kutlayan ve 1969 yılından günümüze 1600’ün üzerinde albümü müzikseverlerin beğenisine sunan ECM festival kapsamında farklı kuşaklardan müzisyenlerin yer aldığı bir seçki ile İstanbullu cazseverler ile buluşacak. ECM imzasını festivale atacak isimler arasında 50. yılını kutlayan Art Ensemble of Chicago, Louis Sclavis Quartet, Mats Eilertsen Trio, Yonathan Avishai Trio, Jakob Bro Trio feat. Joey Baron, Thomas Morgan ve uzun yıllar ECM çatısı altında çalışmış olan Charles Lloyd Sky Trio gibi farklı kuşaklardan müzisyenler yer alıyor. 29. Akbank Caz Festivali’nde bu yıl; 36 ayrı mekanda 130’dan fazla müzisyenle 35 konser, 3 söyleşi, 25 atölye etkinliği gerçekleştirilecek. Akbank Sanat, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Zorlu PSM, Babylon, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Nardis Jazz Club, Summart Sanat Merkezi, The Badau, Bova, Tamirane Akasya, Avusturya Başkonsolosluğu, Soho House, Zuhal Concept, Sofa Hotel Autograph Collection ve Feriye’nin de içinde bulunduğu 36 ayrı mekan 29. Akbank Caz Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Lise çağındaki gençlere caz müziğini tanıtma ve sevdirme amacıyla bu yıl sekizincisi düzenlenen “Liselerde Caz Atölyeleri” kapsamında 10 lisede gençler, Türkçe pop ve rock parçalarının caz uyarlamalarıyla büyük beğeni toplayan Yavuz Akyazıcı Project ile bir araya gelerek caz müziğini ve enstrümanlarını daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar. Festivalin en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kayseri Erciyes Üniversitesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Adana Çukurova Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi’nde, caz sahnesinin başarılı davulcularından Ediz Hafızoğlu’nu “Nazdrave” projesi ile üniversiteli gençlerle buluşturacak.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat