sanat365.com

"Türk"

sanat365.com/blog365

Tomtom Designhood`dan Yeni Proje Back To Home

26 Nisan 2018 Perşembe     72
Tasarım moda ve sanat odaklı etkinlikleri ile bir tasarım mahallesi olma yolunda hızla ilerleyen Tomtom Mahallesi, 26-29 Nisan tarihlerinde düzenlenecek “Back to Home” ile dört gün boyunca dekorasyon dünyasının gözde markalarına ve en yeni trendlerine ev sahipliği yapacak. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirecek olan “Back to Home” Troy ana sponsorluğunda Jotun’un destekleriyle ünlü mobilya markalarından halı, duvarkağıdı, aydınlatma gibi tamamlayıcı aksesuarlara; ev tekstili, teknoloji, yoga/meditasyon ve çiçek tasarımı, ev ses sistemleri gibi ev ile ilgili tüm konuları kapsayan geniş içeriğiyle yaşam alanlarına fark katmak isteyenlerin uğrak noktası olacak. İlki Ekim 2016’da yapıla Tasarım Tomtom Sokak’ta etkinliği ile başlayan Tomtom Designhood yaratıcı mahalle dönüşüm projesi, 2018’de yıl boyunca tasarım, moda ve sanat odaklı etkinlikleri ile hayatın farklı alanlarına dokunmaya devam edecek. Etkinlik programında ise Özlem Avcıoğlu’nun sunumuyla “2018-2019 Tasarım Trendleri”, Semin Yalman Yılmaz ile yoga ve meditasyonla “Eve Dönüş” programı ve Jotun Colour Design Room’da Deniz Akkor’un “Dekorasyonda Renk Kullanımı” konulu söyleşisi dikkat çekiyor.
sanat365.com/blog365

Satın Alma Sahiplen

9 Nisan 2018 Pazartesi     139
Hayatımızın vazgeçilmez parçalarından biri de yaşadığımız dünyadaki diğer canlılardır. Bizimle birlikte "var" olma hakkına sahip olan bu canlıların çoğu günümüzde terk ediliyor, sokağa atılıyor ve unutuluyor. Duyarlı insanlara ihtiyacı olan bu dostlarımız için ÖzdilekPark İstanbul, önemli bir sosyal sorumluluk projesinin altına imza atıyor. Proje kapsamında Mehmet Turgut’un objektifine gülümseyen köpekler, yeni yaşama merhaba demek için dostlarını bekliyor. Günümüzde sokak hayvanlarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Her ne kadar sahipsiz hayvanların sağlığını ve yaşam haklarını korumak duyarlı insanlara düşen bir sorumluluk olarak kabul edilse de kediler ve köpekler, açlığa, insan şiddetine ve akıl almaz işkencelere maruz kalıyor. Bu nedenle de her yıl 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü olarak kutlanıyor. Bu farkındalık günü için ÖzdilekPark İstanbul, önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor. Proje kapsamında ÖzdilekPark İstanbul, Türkiye’nin en önemli fotoğraf sanatçılarından biri olan Mehmet Turgut ile Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı’na terk edilmiş köpeklerin fotoğrafını çekerek, 4 - 15 Nisan tarihleri arasında “Dost Satın Alınmaz Fotoğraf Sergisi” düzenliyor. Terk edilmiş hayvanları sahiplendirmek için bu farkındalık projesine imza atan ÖzdilekPark İstanbul, yeni yaşama merhaba demek isteyen dostlarımızın yeni arkadaşları olmanız için sizi Dost Satın Alınmaz Fotoğraf Sergisi’ne davet ediyor.
sanat365.com/blog365

Alfonso Ruiz Felipe, Mareas/Gelgit

24 Mart 2018 Cumartesi     183
Türkiye’de başarılı çalışmalara imza atan Alfonso Ruiz Felipe’nin ‘Mareas/Gelgit’ isimli seramik sergisi 14 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında Trump Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı, hayatın dalgalarını ve gelgitlerini yansıtan eserlerinde ışık ve gölge oyunlarına da yer veriyor. Eserlerinde renk-biçim denemesi yapan ve her bir seramik çalışmasını yalnızca elleriyle şekillendiren İspanyol sanatçı Alfonso Ruiz Felipe, ‘Mareas/Gelgit’ isimli sergisini Trump Art Gallery’de (TAG) sanatseverlerin beğenisine sunacak. Küratörlüğünü Kenan Bahar Derre’nin yaptığı, birbirinden renkli ve zarif dokunuşlu yaklaşık 40 farklı eserin yer aldığı sergi, 14 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında Trump Art Gallery’de (TAG) sanatseverlerle buluşacak. Hayatın dalgalarını ve küçük & büyük gelgitlerini eserlerine yansıtan Alfonso Ruiz Felipe, yarattığı tanımsız formlu seramiklerin bazılarını ahşapla buluşturuyor, bazılarını da ışık ve gölge oyunlarıyla süslüyor. Eserlerinde elle şekillendirilmiş amorf formlar tercih ederken, yarattığı tanımsız formlarla anın duygusunu yakalamayı ve bunu sırlama tekniğiyle birleştiren sanatçı “Gelgit`li günlerden geçiyoruz” diyor ve şöyle devam ediyor: “Dünya dağılıp dağılıp tekrar birleşiyor. Hayatlarımız bizim kararlarımız dışında şekilleniyor. Ve biz bazen dalgalı, bazen durgun; bazen mutlu oluyor, bazen içe kapanıyoruz. Gelgit`ler bittiğinde arta kalanlardan yeni bir hayat, kendimizden yeni bir kimlik yaratıyoruz. Seramikler de öznesi olduğumuz hayat gibi, dipten gelen bir duyguyla çoğu zaman tesadüfi, çamurun ve sırrın benden bağımsız kararıyla şekilleniyor. Ateşin, suyun, havanın, rengin ve hayatın dalgalarını, büyük küçük gelgitlerin izlerini taşıyor” diyor. *Alfonso Ruiz Felipe Hakkında: 1969’da İspanya’da doğdu. Suriye, Lübnan, Beyrut ve Mısır’ın ardından Türkiye’ye gelen Alfonso Ruiz Felipe, 2006 yılında arkadaşları aracılığıyla Caferağa Medresesi’nde seramik ile tanıştı. Hızlı bir biçimde seramik alanında kendini geliştiren sanatçı, 2013 yılında Taksim Atatürk Kitaplığı sergi salonunda ikinci sergisini açtı. Türkiye ve İspanya`da pek çok karma sergiye katıldı. Çalışmaları Madrid Reina Sofía Modern Sanatlar Müzesi butiğinde hala satılmaktadır. 14 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Türkiye’de pek çok başarılı işlere imza atan Alfonso Ruiz Felipe,seramik çalışmalarını İstanbul`da sürdürmektedir.
sanat365.com/blog365

Seydi Murat Koç, İç Zaman

24 Mart 2018 Cumartesi     164
Seydi Murat Koç’un İç Zaman isimli yeni sergisi 7 Nisan tarihine kadar ddesign gallery’de görülebilecek. Hasan Bülent Kahraman’ın küratörlüğünü üstlendiği sergi, sanatçının 2016 yılında hayata geçirdiği Vertigo ve Yerçekimi serisinin devamı niteliğini taşıyor. Sanatçı Seydi Murat Koç’un kişisel sergisi “İç Zaman”, 3 Mart Cumartesi günü ddesign gallery’de açıldı. Açılışa, aralarında koleksiyonerlerin de bulunduğu pek çok sanatsever katıldı. İç Zaman, sanatçının 2016 yılında hayata geçirdiği Vertigo ve Yerçekimi sergisinin devamı niteliğini taşıyor. İlk seride yer alan resimlere, bu hikayeyi tamamlayan yeni işler eşlik ediyor. Küratörlüğünü Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın üstlendiği sergi 7 Nisan tarihine kadar görülebilecek. FİKİRTEPE`NİN MİRASI PARÇALAR "HAFIZA PANOSU" İLE BİR ARAYA GELİYOR Çağdaşları içerisinde yaratıcı eserleriyle isminden sıkça söz ettiren Seydi Murat Koç, bildiğimiz, tanıdığımız nesneleri, görüntüleri ve imgeleri alıp, onlardan hiç beklemediğimiz, ummadığımız, çoğu zaman yerine oturtamadığımız yeni imgeler, görüntüler ve durumlar yaratıyor. Koç, Vertigo ve Yerçekimi’nde mimari ve antikite referanslarıyla yeniden kurguladığı dünya düzenini, bu kez gerçek hayattan sergi salonuna taşıdığı nesne ve imgelerle yeniden ifadelendiriyor. Kentsel dönüşümün çehresini tamamen değiştirdiği Fikirtepe mahallesinden topladığı, yıkılmış binalara ait parçaları bir araya getirerek “Hafıza Panosu” ismini verdiği bir enstalasyonlar bütünü kurguluyor. “Hafıza Panosu” 2012’den bugüne kadar boşaltılan, Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanlarından olan Fikirtepe’den geriye kalanların bir araya getirilerek gerçekleştirildiği bir enstalasyon çalışması. Şu an neredeyse eski dokusunu tamamen kaybetmiş ve dev bir şantiyeye dönüşmüş olan mahalle, İstanbul’un en eski yerleşim merkezlerinden birinde yer alıyor. 20’nin üstünde inşaat firmasının çalıştığı ve toplamda 18 milyar US$ üstünde harcama yapıldığı tahmin edilen 9189 apartmanda, toplam 140 bin kişinin ikamet edeceği Fikirtepe’nin geçmişinden geriye kalanları Seydi Murat Koç tam 144 parçadan oluşan enstalasyonda sunuyor. 2 YIL BOYUNCA BÖLGEDEN PARÇALAR TOPLADI Seydi Murat Koç enstalasyonu gerçekleştirmek için 2015 yılından bu yana bölgede çeşitli parçalar topladı. Türkiye’nin bir dönemine tanıklık eden ve hepimizin hayatının parçası olan günlük hayat nesnelerini, her evin kendine has biricik kültürünün uzantılarını büyük özenle biraya getirdi. İç zaman, bu “hafıza” alanını belki de son kez bir arada görmeyi dileyenleri bekliyor.
sanat365.com/blog365

Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’nin İzleri Atlı Köşk’te

24 Mart 2018 Cumartesi     116
"Boğaziçi’nde Bir Hanedan: Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’nin İzleri Atlı Köşk’te" sergisi, 17 Şubat 2018 Cumartesi, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) açılıyor. Sergi, Müze’de gerçekleştirilen ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’nın üyelerinin yaşam hikâyeleri, İstanbul’daki mimari izleri, Osmanlı ve Türkiye kültür-sanat dünyasındaki önemleri gibi konulara odaklanan “Boğaziçi’nde Bir Hanedan: Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi” konferans serisiyle bağlantılı bir içerikle, aileye ait fotoğraf ve objelerden bir seçki sunuyor. Bugün SSM’ye ev sahipliği yapan ve Prens Mehmed Ali Hasan’ın 1925’te dönemin önemli mimarı Edoardo De Nari’ye yaptırdığı Atlı Köşk, ilk sahipleri olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı üyelerinin günlük hayatlarını ve geçmişlerini yansıtan bir sergilemeye sahne oluyor. Bir dönem İstanbul’a damga vuran Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’ndan bu çağa ulaşan bir anı niteliğine sahip olan Köşk, bu sergiyle ailenin altın çağını zihinlerde canlandırıyor. Gelenek ile yeniliğin iç içe geçtiği 19. yüzyıl İstanbul gündelik hayatının ve kültür ortamının önde gelen aktörleri arasında yer alan, sosyal hayata etkilerini Cumhuriyet döneminde de sürdüren Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı üyelerinin anıları, ailenin geçmişine ışık tutuyor ve ülke tarihinin bir sayfasını gözler önüne seriyor. Önce kumandan, daha sonra ise vali olarak gönderildiği Mısır’da kısa sürede kurduğu mutlak hâkimiyet ile bölgenin tarihinde yeni bir dönem başlatan Mehmed Ali Paşa ve soyundan gelenler, bağlarını koparmadıkları İstanbul’da düşünce ve kültür hayatındaki dönüşümü hızlandıran bir unsur olarak varlık göstermişlerdir. Eğitim, siyaset ve seyahat gibi nedenlerle Avrupa ülkeleriyle sıkı ilişki içindeki aile, görkemli yaşam biçimleri ve takipçisi oldukları Avrupai modalarla Osmanlı saray çevresini de etkilemiştir. Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı, mesenlik faaliyetleriyle de kültür hayatında belirleyici bir etki göstermiş, Osmanlı’da ve Türkiye’de sanatın farklı dallarına değer katan birçok isme maddi ve manevi destek sağlamıştır. SSM’de sergilenen Hanedan fotoğrafları, yüzyılı aşkın bir geçmişi aydınlatırken, onların kişisel eşyalarından geniş bir seçki de, “saltanat” fikrini nasıl yaşattıklarını gözler önüne seriyor. Aile üyelerinin, Avrupa’nın ünlü markalarından sipariş ettikleri, inisyallerini taşıyan ev eşyaları, onların Hanedan statülerinin sembolleri olarak seçkide yerini buluyor. Yine sergide örnekleri görülebilecek Mısır Hıdivleri armaları üzerindeki üçer yıldız, ailenin hüküm sürdüğü Mısır, Darfur ve Sudan’ı temsil ediyor. Gümüş tepsilerden ipek kumaşlara uzanan bir seçki ise Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’nın görkemli yaşamına bir pencere açıyor. Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’ne ait fotoğraf ve objelerden bir seçkinin yer aldığı “Boğaziçi’nde Bir Hanedan: Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’nin İzleri Atlı Köşk’te” sergisi 29 Nisan 2018’e kadar Atlı Köşk’te ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

Zeynep Dilek ve Mehmet Çetiner, Özet

24 Mart 2018 Cumartesi     170
`Sanatçı, kendini en özgün, kendiyle en özdeş ifade biçimini seçiyor ve nesnel hale getiriyor, yani eserini yaratıyor. Kendi işinde, bir nevi kendini doğuruyor. Sanatçı hayatta karşılaştığı, istem dışı maruz kaldığı ya da bilinçli olarak seçtiği her ne ise, göstermek istediği kadarıyla, bir dönüştürücü işleviyle sanatında izleyiciye kendini açıyor, her çalışmasıyla, her seferin de yeniden... Ve yeniden...` Zeynep Dilek -Mehmet Çetiner Türk soyut resminde özellikle son 20 yılın en önemli temsilcilerinden olan Zeynep Dilek ve Mehmet Çetiner çiftinin "Özet" adlı sergisi 10-31 Mart tarihleri arasında Galeri Diani’de! `Çalışmalarımız bir soyutlama değildir. Soyuttur. Soyut sanatın salt kendine ilişkin olan bir duruşu vardır. Sanat eserinin kendisi sanat nesnesidir. Sanat eserini yapan kişi öznenin sanatçı olarak tuvalde var olması da doğal bir sonuç. Biz de "ben- sanat- nesnesi- eser" olarak ortada olmak istiyoruz. Kendi üretimimizle özdeşliyoruz.` düşüncesinden yola çıkan sanatçı çiftin "Özet" adlı sergisi Galeri Diani’de 10- 31 Mart 2018 tarihleri arasında izleyicilerin beğenisine sunuluyor. Çetiner çifti sanat yaşamlarının basamaklarını 1989 yılından beri beraber tırmanıyorlar. Ve Türk Resim Sanatında son derece özveriyele düşüncelerinden ve sanat yaşamlarından hiç ödün vermeden üreten ender görülen sanatçı çiftlerden. Soyut sanatının önemli temsilcileri olmak dışında çift olarak birbirlerinden son derece farklı, ayırt edici sanat eserleri üretebiliyorlar. Aynı mekanda ve yaşamda üretmenin dezavantajlarını değil avantajlarını kullanıp bir kuşağa damga vurmayı becebiliyorlar. Tüm bu özelliklerini bu sergilerinde; hem yaşamda hem sanatta birlikteliklerini, vazgeçmedikleri ilkelerini bir "Özet" olarak izleyiciye aktarmak isterken yaşamlarında ki en önemli ilkeri olan `Soyut bir soyutlama değildir. Soyuttur.` kavramının altını kuvvetle çizip izleyiciye geniş bir seçkide ve farklı tekniklerde sunuyorlar.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Ödülleri Takdim Edildi

25 Mayıs 2017 Perşembe     315
Sinemada “Kadının emeğini görünür kılma” amacını kanıtlamış Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 20. yılı ödül töreni Yetkin Dikinciler ve Dolunay Soysert sunumu ile Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirildi. Birbirinden değerli sanatçıların ağırlandığı bu özel geceye Hollanda’da Kraliyet Oyuncusu unvanını kazanan Nilgün Yerli muhteşem kabare sanatı ile damgasını vurdu… 20 yıldır sayısız destekçisi ile zirvede kalan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl festivalin 20.yaşını 20 ilde ve KKTC gerçekleştirdiği film gösterimleri ile kutladı. Açık havada gerçekleşen açılış töreninde bir ilke imza atan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, kapanış töreninde Onur Ödülünü Perran Kutman’a takdim ederek büyük alkış topladı. Uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman :“Onur kelimesi ne kadar ağır bir kelime. Mesleğe saygı yatıyor, mesleği sevmek yatıyor. Nice 20 yıllara Uçan Süpürge. Bu ödüle layık görüldüğüm için sonsuz teşekkür ediyorum.” dedi. Tema ödülünün bu yılki sahibi Aslı Erdoğan törene katılamadığı için ödülü annesi Mine Aydostlu’ya verildi. Mine Aydostlu : “ Kızım 9 ay önce tutuklandı, 4.5 ay hapishanede kaldı. Hala yargılanmakta. Suçu ne idi ? Suçu gazeteci, yazar olmak, hakikati aramak ve yazmak. Bunun için hapishaneye atıldı. Cezaevinde olduğu sürece Uçan Süpürge’nin bizlere desteğini hiç unutmuyorum. Tüm kadınlara bu mücadelede çok teşekkür ediyor, saygı ile anıyorum.” dedi. Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün Emel Çelebi’ye, Genç Cadı Ödülü’nün ise Ecem Uzun’a takdim edildiği gecede Yetkin Dikinciler : Şahane bir 20 yıl! Ne zorluklar, eşikler, önyargılar aşıldı. Gözyaşları, kahkahalar, kavgalar. Uçan Süpürge her yıl mucizeler yaratarak Ankaralılara olağanüstü güzellikler yaşattı. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya, dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz bu yıl Uçan Süpürge’nin teması “Birlikte Festival Yapıyoruz.“ Pek çok kişi ve kuruluşla... 20. Yıl bu açıdan çok özel. Bu yıl festivalin süpürgesi gerçekten uçtu. 20 ayrı kenti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de içine alarak aynı anda seyirciye merhaba dedi. Bütün bu kentlerdeki kadınlarla, sinemaseverlerle, oyuncularla, yönetmenlerle, hep birlikte festival yaptık.” dedi Dolunay Soysert: “Kadınlar sinemada var olmak için ne kadar çok çalıştıysa, biz de festival için o kadar çabaladık. Çalıştık, didindik, koştuk, eğlendik, direndik ve kabul ettirdik. Sinemada kadının emeğini, varlığını görünür kıldık ve kılmaya da devam edeceğiz. 20. yılında, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20 yıl önce olduğu gibi, sizleri bir kez daha bu sahneden selamlıyor.” dedi Bu yıl FIPRESCI ödülü Yeşim Ustaoğlu’nun yönettiği Tereddüt Filmine verildi. Yeşim Ustaoğlu’na ödülü FIPRESCI jürisi Sevin Okyay, Bartosz Zurawiecki, Renata Habets tarafından takdim edildi.
sanat365.com/blog365

Beyaz Müzayede, Sezonu Ustaların Gözde Eserleri ile Kapatıyor

24 Mayıs 2017 Çarşamba     252
Beyaz Müzayede, 4 Haziran`da Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek `40. Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi` ile sezonu kapatıyor. Türkiye`nin ve dünyanın önde gelen çağdaş sanatçılarının birbirinden değerli yapıtlarının yer aldığı müzayedede, Tate Modern`ın kurucuları arasında bulunan önemli koleksiyonerler Sir ve Lady Sainsbury`nin de koleksiyonuna giren Mübin Orhon`un 1965 tarihli `Le Havre` isimli başyapıtı, 250 bin-400 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Mübin Orhon`un yanı sıra, Nejad Melih Devrim, Fahrelnissa Zeid, Selim Turan, Abidin Dino, Hakkı Anlı gibi `Fransız ekolü` Türk Çağdaş Sanatı`nın birbirinden değerli temsilcilerinin çeşitli dönemlerine ait önemli eserler ve başyapıtlardan oluşan çok zengin bir koleksiyon, sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Birbirinden değerli eserlerin satışa sunulacağı 40. Beyaz Müzayede`de Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın en büyük ustalarından Burhan Doğançay`ın 1970 ve 2000 yılları arasına ait 9 eseri yer alıyor. Sanatçının 1973 tarihli Hücum Serisi`nden `Swirling Breakthrough` isimli yapıtı 170 bin-250 bin TL ve 1970 tarihli `The House of the Rising Sun` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat arağı ile satışa çıkıyor. Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın çok önemli ustası Adnan Çoker`in ise 1996 tarihli `Çemberli Mor II` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL ve 1997-2014 tarihli `Beş Kare` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Müzayede`de Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın ustalarının görkemli eserleri ve başyapıtlarının yer aldığı, son yılların en zengin figüratif koleksiyonu sanatseverler ile buluşuyor. Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın diğer ustalarına kıyasla sınırlı sayıda eseri bulunan Alaettin Aksoy`un 1987 tarihli `Yalan` isimli 150x188cm ebatlı başyapıtı 200 bin-300 bin TL, bu sene kaybettiğimiz Yüksel Arslan`ın 2002 tarihli `G. Büchner et R. Lenz` isimli 564 no`lu `Arture`ü 80 bin-160 bin TL ve Mehmet Güleryüz`ün 1986 tarihli `Kaplan Adamın Karısı` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile görücüye çıkıyor. 4 Haziran`da satışa sunulacak eserler arasında Türk Modern Naif Sanatı`nın en büyük ustası Nedim Günsür`ün 1979 tarihli `Balıkçı Evi` isimli önemli yapıtı 100 bin-160 bin TL ve Türk Modern Sanatı`nın en büyük ustalarından `Hocaların Hocası` Bedri Rahmi Eyüboğlu`nun `Karabaş Dönemi` diye anılan, sanatçının kitaplarında da yer alan, koleksiyonerler tarafından en çok aranan dönemine ait `Kalamış`tan` isimli meşhur yapıtı 70 bin-130 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile yer alıyor. Türk ve dünya çağdaş sanatından saygın ustalar, seçkin eserler 40. Beyaz Müzayede`de ayrıca diğer çağdaş ve modern sanat ustalarımızdan Fikret Mualla, Ömer Uluç, Ferruh Başağa, Güngör Taner, Mustafa Ata, Zekai Ormancı, Devrim Erbil, Alev Ebüzziya Siesbye, Neşe Erdok, Komet, Ergin İnan, Cihat Burak, Cevat Dereli, Koray Ariş, Osman Dinç, Orhan Peker, Şükriye Dikmen, Nuri İyem, Avni Arbaş, Adnan Varınca, Fethi Arda, Turan Erol, Ali Çelebi, Nuri Abaç, Zühdü Müridoğlu; Türk Çağdaş Sanatı`nın orta ve genç kuşağından Canan Tolon, Kemal Önsoy, Selma Gürbüz, Azade Köker, Kezban Arca Batıbeki, Ahmet Güneştekin, Serdar Arat, Elvan Alpay, Haluk Akakçe, Seçkin Pirim, Murat Pulat gibi Türk Çağdaş Sanatı`nın ustalarından gençlerine kadar geniş yelpazeye ait değerli Türk sanatçıların yanı sıra, eserleri dünya müzelerinde yer alan Sarah Morris, Gudmundur Erro, Jan Voss, Pat Andrea, Ben Willikens, Mark Brusse ve Hunt Slonem gibi dünya çağdaş sanatı ustalarının seçkin eserleri de satışa sunuluyor. 2016-2017 sezonunun son müzayedesi olan 40. Beyaz Çağdaş ve Modern Müzayedesi`nde önemli koleksiyonlardan derlenmiş 137 sanatçının 271 sıra dışı eseri yer alıyor. Beyaz Müzayede`deki yapıtlar, 25 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde saat 10.00-20.00 arasında Beyaz Müzayede`nin Nişantaşı`ndaki sanat mekânı `Beyaz Space`de sanatseverlerin ziyaretine açık sergileniyor. Aziz Karadeniz tarafından yönetilecek olan 40. Beyaz Müzayede, 4 Haziran Pazar günü saat 13.30`da Maslak`ta Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Başladı

23 Mayıs 2017 Salı     208
20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya sunumu ile 20. yıla yakışan görkemli bir açılış gerçekleştirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) jürisi Sevin Okyay katılımı ile Karum’un önündeki açık alanda “Birlikte Festival Yapıyoruz” diyen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 20 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inden canlı bağlantılar ve bant kayıtları ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Geçmiş yıllarda ‘Genç Cadı Ödülü’ alan Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya’nın açılış konuşmaları ile başlayan festival, 20. yıla özel hazırlanan film gösterimi, 20 il ve KKTC’den canlı bağlantı kurularak devam etti. Canlı bağlantıların yoğun ilgi gördüğü ve Trt’nin arşivinden derlenen festivalin ilk beş yıllarına ait tanıtım videosu ile nostaljik anlar yaşandı. Nergis Hanım filminde canlandırdığı ‘Bahar` karakteriyle  ‘Genç Cadı’ ödülünü kazanan Begüm Akkaya: “ Kurulduğu ilk yıldan itibaren kadın sivil toplum kuruluşları arasında iletişim, dayanışma ve iş birliğini arttırarak bu kuruluşların güçlenmesine katkıda bulunan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin açılışını sunmaktan öte 20. yılını hep birlikte kutluyoruz. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçtiğimiz için bu yıl temamızı “Birlikte Festival Yapıyoruz” olarak belirledik. Festivalin 20. yılında yapılan söyleşiler ve paneller göz dolduruyor. “Kadın bakışıyla edebiyat, sinema ve hukuk” fotoğraf, karikatür ve belgesel türlerinde kadın bedeni ve kadın oluşunu sorgulayan “Görsel Kültür ve Kadın” ve Türk Sinemasının birbirinden ünlü oyuncularının yer aldığı sinemada üç kuşağın bir arada olduğu “Kadın ve Sinemayı” kaçırmayın deriz.” dedi. Mavi Dalga’ filmi ile ‘Genç Cadı’ ödülü kazanan Ayris Alptekin : “ Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Ulusal ve Uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarını “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” etkinliğinde bir araya getirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin filmleri yarışacak.” dedi. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnesinde gerçekleşecek ödül töreninde Onur Ödülü Perran Kutman’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülü Emel Çelebi’ye, Tema Ödülü Edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a ve Genç Cadı Ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat