sanat365.com

"Türk"

sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Ödülleri Takdim Edildi

25 Mayıs 2017 Perşembe     152
Sinemada “Kadının emeğini görünür kılma” amacını kanıtlamış Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 20. yılı ödül töreni Yetkin Dikinciler ve Dolunay Soysert sunumu ile Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirildi. Birbirinden değerli sanatçıların ağırlandığı bu özel geceye Hollanda’da Kraliyet Oyuncusu unvanını kazanan Nilgün Yerli muhteşem kabare sanatı ile damgasını vurdu… 20 yıldır sayısız destekçisi ile zirvede kalan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl festivalin 20.yaşını 20 ilde ve KKTC gerçekleştirdiği film gösterimleri ile kutladı. Açık havada gerçekleşen açılış töreninde bir ilke imza atan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, kapanış töreninde Onur Ödülünü Perran Kutman’a takdim ederek büyük alkış topladı. Uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman :“Onur kelimesi ne kadar ağır bir kelime. Mesleğe saygı yatıyor, mesleği sevmek yatıyor. Nice 20 yıllara Uçan Süpürge. Bu ödüle layık görüldüğüm için sonsuz teşekkür ediyorum.” dedi. Tema ödülünün bu yılki sahibi Aslı Erdoğan törene katılamadığı için ödülü annesi Mine Aydostlu’ya verildi. Mine Aydostlu : “ Kızım 9 ay önce tutuklandı, 4.5 ay hapishanede kaldı. Hala yargılanmakta. Suçu ne idi ? Suçu gazeteci, yazar olmak, hakikati aramak ve yazmak. Bunun için hapishaneye atıldı. Cezaevinde olduğu sürece Uçan Süpürge’nin bizlere desteğini hiç unutmuyorum. Tüm kadınlara bu mücadelede çok teşekkür ediyor, saygı ile anıyorum.” dedi. Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün Emel Çelebi’ye, Genç Cadı Ödülü’nün ise Ecem Uzun’a takdim edildiği gecede Yetkin Dikinciler : Şahane bir 20 yıl! Ne zorluklar, eşikler, önyargılar aşıldı. Gözyaşları, kahkahalar, kavgalar. Uçan Süpürge her yıl mucizeler yaratarak Ankaralılara olağanüstü güzellikler yaşattı. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya, dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz bu yıl Uçan Süpürge’nin teması “Birlikte Festival Yapıyoruz.“ Pek çok kişi ve kuruluşla... 20. Yıl bu açıdan çok özel. Bu yıl festivalin süpürgesi gerçekten uçtu. 20 ayrı kenti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de içine alarak aynı anda seyirciye merhaba dedi. Bütün bu kentlerdeki kadınlarla, sinemaseverlerle, oyuncularla, yönetmenlerle, hep birlikte festival yaptık.” dedi Dolunay Soysert: “Kadınlar sinemada var olmak için ne kadar çok çalıştıysa, biz de festival için o kadar çabaladık. Çalıştık, didindik, koştuk, eğlendik, direndik ve kabul ettirdik. Sinemada kadının emeğini, varlığını görünür kıldık ve kılmaya da devam edeceğiz. 20. yılında, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20 yıl önce olduğu gibi, sizleri bir kez daha bu sahneden selamlıyor.” dedi Bu yıl FIPRESCI ödülü Yeşim Ustaoğlu’nun yönettiği Tereddüt Filmine verildi. Yeşim Ustaoğlu’na ödülü FIPRESCI jürisi Sevin Okyay, Bartosz Zurawiecki, Renata Habets tarafından takdim edildi.
sanat365.com/blog365

Beyaz Müzayede, Sezonu Ustaların Gözde Eserleri ile Kapatıyor

24 Mayıs 2017 Çarşamba     100
Beyaz Müzayede, 4 Haziran`da Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek `40. Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi` ile sezonu kapatıyor. Türkiye`nin ve dünyanın önde gelen çağdaş sanatçılarının birbirinden değerli yapıtlarının yer aldığı müzayedede, Tate Modern`ın kurucuları arasında bulunan önemli koleksiyonerler Sir ve Lady Sainsbury`nin de koleksiyonuna giren Mübin Orhon`un 1965 tarihli `Le Havre` isimli başyapıtı, 250 bin-400 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Mübin Orhon`un yanı sıra, Nejad Melih Devrim, Fahrelnissa Zeid, Selim Turan, Abidin Dino, Hakkı Anlı gibi `Fransız ekolü` Türk Çağdaş Sanatı`nın birbirinden değerli temsilcilerinin çeşitli dönemlerine ait önemli eserler ve başyapıtlardan oluşan çok zengin bir koleksiyon, sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Birbirinden değerli eserlerin satışa sunulacağı 40. Beyaz Müzayede`de Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın en büyük ustalarından Burhan Doğançay`ın 1970 ve 2000 yılları arasına ait 9 eseri yer alıyor. Sanatçının 1973 tarihli Hücum Serisi`nden `Swirling Breakthrough` isimli yapıtı 170 bin-250 bin TL ve 1970 tarihli `The House of the Rising Sun` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat arağı ile satışa çıkıyor. Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın çok önemli ustası Adnan Çoker`in ise 1996 tarihli `Çemberli Mor II` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL ve 1997-2014 tarihli `Beş Kare` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Müzayede`de Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın ustalarının görkemli eserleri ve başyapıtlarının yer aldığı, son yılların en zengin figüratif koleksiyonu sanatseverler ile buluşuyor. Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın diğer ustalarına kıyasla sınırlı sayıda eseri bulunan Alaettin Aksoy`un 1987 tarihli `Yalan` isimli 150x188cm ebatlı başyapıtı 200 bin-300 bin TL, bu sene kaybettiğimiz Yüksel Arslan`ın 2002 tarihli `G. Büchner et R. Lenz` isimli 564 no`lu `Arture`ü 80 bin-160 bin TL ve Mehmet Güleryüz`ün 1986 tarihli `Kaplan Adamın Karısı` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile görücüye çıkıyor. 4 Haziran`da satışa sunulacak eserler arasında Türk Modern Naif Sanatı`nın en büyük ustası Nedim Günsür`ün 1979 tarihli `Balıkçı Evi` isimli önemli yapıtı 100 bin-160 bin TL ve Türk Modern Sanatı`nın en büyük ustalarından `Hocaların Hocası` Bedri Rahmi Eyüboğlu`nun `Karabaş Dönemi` diye anılan, sanatçının kitaplarında da yer alan, koleksiyonerler tarafından en çok aranan dönemine ait `Kalamış`tan` isimli meşhur yapıtı 70 bin-130 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile yer alıyor. Türk ve dünya çağdaş sanatından saygın ustalar, seçkin eserler 40. Beyaz Müzayede`de ayrıca diğer çağdaş ve modern sanat ustalarımızdan Fikret Mualla, Ömer Uluç, Ferruh Başağa, Güngör Taner, Mustafa Ata, Zekai Ormancı, Devrim Erbil, Alev Ebüzziya Siesbye, Neşe Erdok, Komet, Ergin İnan, Cihat Burak, Cevat Dereli, Koray Ariş, Osman Dinç, Orhan Peker, Şükriye Dikmen, Nuri İyem, Avni Arbaş, Adnan Varınca, Fethi Arda, Turan Erol, Ali Çelebi, Nuri Abaç, Zühdü Müridoğlu; Türk Çağdaş Sanatı`nın orta ve genç kuşağından Canan Tolon, Kemal Önsoy, Selma Gürbüz, Azade Köker, Kezban Arca Batıbeki, Ahmet Güneştekin, Serdar Arat, Elvan Alpay, Haluk Akakçe, Seçkin Pirim, Murat Pulat gibi Türk Çağdaş Sanatı`nın ustalarından gençlerine kadar geniş yelpazeye ait değerli Türk sanatçıların yanı sıra, eserleri dünya müzelerinde yer alan Sarah Morris, Gudmundur Erro, Jan Voss, Pat Andrea, Ben Willikens, Mark Brusse ve Hunt Slonem gibi dünya çağdaş sanatı ustalarının seçkin eserleri de satışa sunuluyor. 2016-2017 sezonunun son müzayedesi olan 40. Beyaz Çağdaş ve Modern Müzayedesi`nde önemli koleksiyonlardan derlenmiş 137 sanatçının 271 sıra dışı eseri yer alıyor. Beyaz Müzayede`deki yapıtlar, 25 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde saat 10.00-20.00 arasında Beyaz Müzayede`nin Nişantaşı`ndaki sanat mekânı `Beyaz Space`de sanatseverlerin ziyaretine açık sergileniyor. Aziz Karadeniz tarafından yönetilecek olan 40. Beyaz Müzayede, 4 Haziran Pazar günü saat 13.30`da Maslak`ta Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Başladı

23 Mayıs 2017 Salı     97
20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya sunumu ile 20. yıla yakışan görkemli bir açılış gerçekleştirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) jürisi Sevin Okyay katılımı ile Karum’un önündeki açık alanda “Birlikte Festival Yapıyoruz” diyen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 20 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inden canlı bağlantılar ve bant kayıtları ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Geçmiş yıllarda ‘Genç Cadı Ödülü’ alan Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya’nın açılış konuşmaları ile başlayan festival, 20. yıla özel hazırlanan film gösterimi, 20 il ve KKTC’den canlı bağlantı kurularak devam etti. Canlı bağlantıların yoğun ilgi gördüğü ve Trt’nin arşivinden derlenen festivalin ilk beş yıllarına ait tanıtım videosu ile nostaljik anlar yaşandı. Nergis Hanım filminde canlandırdığı ‘Bahar` karakteriyle  ‘Genç Cadı’ ödülünü kazanan Begüm Akkaya: “ Kurulduğu ilk yıldan itibaren kadın sivil toplum kuruluşları arasında iletişim, dayanışma ve iş birliğini arttırarak bu kuruluşların güçlenmesine katkıda bulunan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin açılışını sunmaktan öte 20. yılını hep birlikte kutluyoruz. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçtiğimiz için bu yıl temamızı “Birlikte Festival Yapıyoruz” olarak belirledik. Festivalin 20. yılında yapılan söyleşiler ve paneller göz dolduruyor. “Kadın bakışıyla edebiyat, sinema ve hukuk” fotoğraf, karikatür ve belgesel türlerinde kadın bedeni ve kadın oluşunu sorgulayan “Görsel Kültür ve Kadın” ve Türk Sinemasının birbirinden ünlü oyuncularının yer aldığı sinemada üç kuşağın bir arada olduğu “Kadın ve Sinemayı” kaçırmayın deriz.” dedi. Mavi Dalga’ filmi ile ‘Genç Cadı’ ödülü kazanan Ayris Alptekin : “ Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Ulusal ve Uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarını “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” etkinliğinde bir araya getirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin filmleri yarışacak.” dedi. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnesinde gerçekleşecek ödül töreninde Onur Ödülü Perran Kutman’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülü Emel Çelebi’ye, Tema Ödülü Edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a ve Genç Cadı Ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek.
sanat365.com/blog365

Engelsiz Filmler Festivali Beşinci Yaşını Kutluyor

12 Mayıs 2017 Cuma     121
Yılın önemli festival filmlerini engelli sinemaseverler ile buluşturan Engelsiz Filmler Festivali, bu yıl 5. kez kapılarını açıyor. Engelli bireylerin kültürel ve sosyal çevredeki özgürlüğünü savunmalarına ön ayak olan festival, sinemaseverler tarafından merakla bekleniyor. Geçtiğimiz yıllarda sadece Ankara`da gerçekleşen Engelsiz Filmler Festivali, bu yıl Ankara`nın yanı sıra İstanbul ve Eskişehir`de de sinemaseverlerle buluşacak. Medya sponsorları arasında Türkiye`nin sinema sitesi Sinemalar.com`un da yer aldığı 5. Engelsiz Filmler Festivali, ilk olarak 5 Mayıs`ta Eskişehir`de başlayacak ve festivalin ilk ayağı burada 7 Mayıs`ta sona erecek. Ardından 12-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul`da yolculuğuna devam edecek olan festival, 18-23 Mayıs`ta Ankara`da yapacağı gösterimlerin ardından son bulacak. Eskişehir`de Taşbaşı Kültür ve Sanat Merkezi, İstanbul`da Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu (SineBu) ve Ankara`da Çağdaş Sanatlar Merkezi ile Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu`nda gerçekleştirilecek olan gösterimlerin tamamı ücretsiz olacak. Geçtiğimiz yılın ses getiren uzun ve kısa 35 festival filmi, "Engelsiz Yarışma", "Türkiye Sineması", "Dünyadan", "Engel Tanımayan Filmler", "Uzun Lafın Kısası", "Çocuklar İçin", "Sinema Tarihinden", "Otizm Dostu Gösterim" adlı bölümler altında programda yer alacak. Görme engelliler için sesli betimleme, duyma engelliler için ise işaret dili ve ayrıntılı altyazı ile gösterilecek olan filmler sayesinde engelli bireylerin sinemayla aralarındaki mesafe kaldırılacak. Yeni filmlerin yanında Giuseppe Tornatore`nin Nuovo Cinema Paradiso ve Yılmaz Güney`in Sürü filmleri gibi klasikler de festival kapsamında gösterilecek. Festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler ve atölyeler de düzenlenecek. Bu sene ilk kez "Sanal Gerçeklik (VR)" etkinliği ile izleyiciler sanal gözlük kullanarak interaktif bir deneyim yaşayacak. British Council işbirliğiyle düzenlenecek olan "Bakış Açısı Atölyesi" ile beden hareketi ve kamera hareketi arasındaki ilişki arasında köprü kurulacak. Ayrıca, "Kahramanların Animasyonu" atölyesinde çocuklar kendi betimledikleri karakterleri tasarlayarak küçük bir animasyon hazırlayacak.
sanat365.com/blog365

Uçan Süpürge Ödülleri Açıklandı

12 Mayıs 2017 Cuma     125
Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali ve Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20. yılında birbirinden değerli isimlere ödüllerini takdim ediyor. 23 Mayıs’ta Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirilecek Ödül Töreni’nde, bu yıl Onur ödülü uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman’a verilecek. Sinemanın farklı alanlarından emek veren kadınların başarılarını ve emeklerini görünür kılma amacı taşıyan Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün sahibi ise belgesel sinemacı ve Documentarist İstanbul Belgesel Günleri’nin ve Hangi İnsan Hakları Film Festivali’nin kurucusu ve programcısı Emel Çelebi olacak. Birlikte olmanın, el ele vermenin kıymetini hatırlatan, ben değil “biz” dediğimiz müddetçe varlığımızın bir bütünlük kazandığını bir kez daha kanıtlayan, edebiyatı ve kalemiyle barışın emeğin yanında olduğu bilinen edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a Uçan Süpürge Tema ödülü verilecek. Genç kadın oyuncuları yüreklendirmek, onların sinema yolculuklarını destekleyerek bu alandaki üretimlerine dikkat çekmek ve Türkiye sinemasında kadınlara yönelik güçlü, olumlu kadın rollerinin yazılmasına teşvik etmek amacıyla Uçan Süpürge Genç Cadı ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek. Basın toplantısında açıklama yapan Festival Danışmanı Özge Mumcu Aybars: “20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu 20 ilde uçacak. 20 yıl önce önünde örneği olmayan FIPRESCI’nin dünyada tek ödül verdiği festival sizlerin emeği ile oldu. Bu yıl film gösterimlerimiz ücretsiz olup tüm halkımız davetli. Bütün program Uçan Süpürge ve KAMER’in sitelerinde mevcut. Hep seyircisi olduğum Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl danışman olarak yer almak benim için büyük gurur. 20 Mayıs’ta saat 20.00’de Karum’un önündeki çim alanda olup, 23 Mayıs’ta Ankara Opera ve Balesi’nde saat 20.00’de ödül töreni ile kapanış gerçekleşecek. Festival olgusunu başka ülkeye gitme halinden çıkarıp birlikte harika bir festival yapacağız.” dedi. Her yıl olduğu gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sinema Genel Müdürlüğü, T.C Başbakanlık Tanıtma Fonu, Çankaya Belediyesi, Açık Toplum Vakfı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, Ankara Üniversitesi İletişimliler Vakfı (İLEV), Sheraton Otel Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmler Festivali’nin destekçileri arasında yer alıyor.
sanat365.com/blog365

Büyüme Sancıları

10 Mayıs 2017 Çarşamba     119
Pera Film, sezona Büyüme Sancıları film programıyla devam ediyor. 3–20 Mayıs tarihlerinde gösterimde olan program, çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde karşılaştığımız kimi zorlukları yansıtan filmlere yer veriyor. Pera Film`in yeni programı, dünyanın dört bir yanında, farklı yaşlardan çocuk ve gençlerin Büyüme Sancıları`na kulak veriyor. 2000`li yıllardan günümüze bir seçki sunan programda çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde karşılaştığımız kimi zorlukları yansıtan filmler yer alıyor. Program kapsamında 11 film gösteriliyor: Rauf (Soner Can, Barış Kaya, 2016), Bir Kız (Fredrik Edfeldt, 2009), Tatil Kitabı (Seyfi Teoman, 2008), Balinanın Sırtında (Niki Caro, 2002), The Fits (Anna Rose Helmer, 2015), Kimse Fark Etmiyor (Hirokazu Koreeda, 2004), 52 Salı (Sophie Hyde, 2000), Yaş 17 (André Téchiné, 2016), Frances Ha (Noah Baumbach, 2012), Attila Marcel (Slyvain Chomet, 2013), Ayışığı (Barry Jenkins, 2016). Çocuktan al haberi! Büyüme Sancıları film programı kapsamında çocukluk üzerine 6 film gösteriliyor. Soner Caner ve Barış Kaya`nın ilk filmi Rauf, aynı zamanda 35. İstanbul Film Festivali`nde Jüri Özel Ödülü sahibi. Filmde, 9 yaşındaki Rauf`un ustasının 20 yaşındaki kızına olan aşkı, umudun ve barışın peşinden giden bir çocuğun arayışına dönüşüyor. Kendi ayakları üzerinde durma kararı alan 9 yaşındaki bir çocuğun, farkında olduğu ve olmadığı tehlikelerle sınandığı Bir Kız, evde tek başına kalmanın Evde Tek Başına serisi kadar eğlenceli olmayabileceğini söylüyor. Fredrik Eldfeldt`in bu ilk filmi, Kuzey Avrupa sinemasının yalınlığıyla güzelleşiyor ve olağanüstü şartlar altında bir anda ortaya çıkan büyüme sancılarına kulak veriyor. Türkiye sinemasının genç yaşta hayatını kaybeden başarılı yönetmeni Seyfi Teoman`ın ilk filmi Tatil Kitabı, bir aile dramına, yaz tatilindeki 10 yaşındaki Ali karakterinin gözlerinden bakıyor. Genç oyuncusu Keisha Castle-Hughes`a Oscar adaylığı getiren Balinanın Sırtında, 11 yaşındaki Pai`nin geleneklere, ataerkil düzene ve büyükbabasına karşı giriştiği mücadeleyi konu ediniyor. Film İngiliz yönetmen Niki Caro imzası taşıyor. Güçlü, çalışkan, hırslı ve disiplinli boks tutkunu 11 yaşındaki Toni`nin, aynı zamanda bir dans grubunun parçası olma ikilemini yansıtan The Fits, başrol oyuncusu Royalty Hightower`ın performansıyla güçlenen, İngiliz yönetmen Anna Rose Holmer imzalı bir ilk film. Kimse Fark Etmiyor, annesi tarafından terk edilen ve kardeşlerinin sorumluluğunu almak zorunda kalan 12 yaşındaki Akira`nın kimsenin bilmediği ve kendi kurallarını koyup yönettiği bir dünyanın hikâyesini konu ediniyor. Japon sinemasının bu aile dramı, Hirokazu Koreeda`nın imzasını taşıyor. Çocukluktan Gençliğe, Gençlikten Yetişkinliğe! Büyüme Sancıları programının ergenlik dönemini irdelediği ve erişkinliğin ilk yıllarına tanıklık eden bölümünde ise 5 film yer alıyor. Çekimleri 52 hafta boyunca, her salı günü yapılan 52 Salı, bir genç ve bir yetişkinin eşzamanlı değişimini konu alıyor. Film, 16 yaşındaki Billie`nin annesinin trans bir erkek olduğunu ve artık hayatına James olarak devam edeceğini söylemesiyle başlayan süreci gözler önüne seriyor. Fransız sinemasının usta yönetmenlerinden André Téchiné yönetmenliğindeki Yaş 17, büyüme sancılarına ve cinsel kimlik çatışmalarına Damien ve Thomas`ın ilişkisi üzerinden bir bakış sunuyor. Yaptığı hatalarla büyüyerek bir yetişkine dönüşen 27 yaşındaki Frances`in duygusal yolculuğunu konu edinen Frances Ha, gerçek dünyayla tanışmak zorunda kalmış, fakat bu dünyada hayallerinden ödün vermemiş tüm çocuk ruhlara hitap ediyor. Filmin başrol oyuncusu Greta Gerwig aynı zamanda, yönetmen Noah Baumbach ile birlikte ortak senarist olarak karşımıza çıkıyor. İlk kez animasyon dışında bir film çeken Fransız yönetmen Sylvain Chomet, Attila Marcel`da hâlâ konuşamayan ve kendini renkli takım elbiseleriyle ifade eden 33 yaşındaki koca çocuk Paul`un yetişkin bir bireye dönüşme sürecini işliyor. Bu yılın En İyi Film dalında Altın Küre Ödülü`nü kazanan, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil 8 dalda Oscar adayı Ay Işığı şu ana kadar kazandığı 100`ün üzerinde ödül ile yılın merakla beklenen yapımlarından biri. ABD`li yönetmen Barry Jenkins imzalı film Miami`de yaşayan siyahi eşcinsel Chiron`un çocukluk, ergenlik ve yetişkin dönemlerinde bedenini, arzularını ve duygularını keşfetme çabalarına odaklanıyor. Bağımsız sinemanın ve LGBT sinemasının zirvesi olarak nitelendirilen film, En İyi Film dahil 3 dalda Oscar sahibi. Pera Film`in Büyüme Sancıları film programı 3 – 20 Mayıs tarihlerinde izlenebilir.
sanat365.com/blog365

Zorlu PSM Caz Festivali Michel Camilo, Tomatito performansı ve Gaye Su Akyol konserleriyle açıldı

5 Mayıs 2017 Cuma     45
"Zorlu PSM Caz Festivali" Michel Camilo & Tomatito performansı ve Gaye Su Akyol konserleriyle açıldı Zorlu PSM`nin tüm sahnelerinin farklı birer deneyime ev sahipliği yapacağı Zorlu PSM Caz Festivali, 3 Mayıs Çarşamba günü Ana Tiyatro`da gerçekleşen Michel Camilo & Tomatito ile Studio`da sahne alan Gaye Su Akyol konserleriyle başladı. 12 Mayıs`a kadar devam edecek festival; Chick Corea, Jan Garbarek, Stephan Micus gibi cazın usta isimlerini ağırlarken; bir yandan da funk, indie, klasik, pop ve rock müziğin heyecan verici renklerini Beth Hart, Pantha du Prince, Brazzaville, Esmerine gibi sanatçılarla programına dahil ediyor. Bu sene ilk kez düzenlenen ve İstanbul`un kültür sanat hayatına yeni bir soluk getiren Zorlu PSM Caz Festivali, aynı gecede Zorlu PSM`nin iki farklı sahnesinde gerçekleşen unutulmaz performanslarla başladı. Grammy Ödüllü piyanist Michel Camilo ile İspanyol flamenko virtüözü Tomatito, Zorlu PSM Ana Tiyatro`da aynı sahneyi paylaşırken, yine festival kapsamında Zorlu PSM Studio`da Gaye Su Akyol performansı yer aldı. Festivalin ilerleyen günlerinde yaşayan caz efsanesi Chick Corea (12 Mayıs), ABD`li caz davulcusu Brian Blade ve Porto Rikolu caz kontrbasçısı Eddie Gomez`le beraber, Garanti Caz Yeşili kapsamında Ana Tiyatro`da sahne alacak. Jan Garbarek (5 Mayıs), Beth Hart (10 Mayıs), Stephan Micus (10 Mayıs) unutulmaz performanslara imza atacak. Festivalin renkliliğini vurgulayan Esmerine (4 Mayıs), Brazzaville (5 Mayıs) ve Pantha du Prince (6 Mayıs) performanslarıyla sürecekfestivalde, 6 Mayıs`ta çeşitli atölyelerle birlikte ücretsiz amfi konserleri de gerçekleşecek. Zorlu PSM Caz Festivali`nin 10 güne yayılacak çeşitli belgesel ve film gösterimlerinin de ücretsiz yapılacağı festival programında, 6 Mayıs`ta gün boyu gösterimleri gerçekleştirilecek film maratonunun finali VIP Lounge`da Bant Mag DJ Set`le yine ücretsiz olacak. Okay Temiz`in (8 Mayıs) caz müziğini doğaçlamayla birleştirirken Türk folklörü ve sufi müziğinden ilham alan projesi Oriental Wind`in, Önder Focan & Şallıel Bros`un (11 Mayıs), Redd`in (11 Mayıs), ve Esra Kayıkçı`nın (4 Mayıs) performanslarının da izlenebileceği Zorlu PSM Caz Festivali, Gülün / Allulli / De Raymondi (9 Mayıs) ve "Anadolu`nun Kayıp Şarkıları" (7 Mayıs) gibi farklı projelere de sahnelerini açacak.
sanat365.com/blog365

Takayoshi Sakabe, Songe

5 Mayıs 2017 Cuma     94
Takayoshi Sakabe, Türkiye`deki ilk kişisel sergisi "Songe / Düş" başlığıyla 20 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında Cep Gallery Contemporary Exhibition Platform`da yer alacak. Takayoshi Sakabe`in Türkiye`de gerçekleşen ilk kişisel sergisi olan "Songe / Düş", Japon sanatçının işlerinden kapsamlı bir seçki sunuyor. Sergi 20 Nisan – 15 Mayıs Tarihleri arasında Cep Gallery Contemporary Exhibition Platformda görülebilecek.
sanat365.com/blog365

Kamera Arkasındaki Kadınlar

3 Mayıs 2017 Çarşamba     75
Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Festival kapsamında ulusal ve uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın kadın yönetmen/yapımcılar Türkiye’de ilk defa yapılan Kadın Yönetmenler/Yapımcılar Buluşması etkinliğinde bir araya geldi. Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarının ve basın mensuplarının yoğun katılımıyla gerçekleşen “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” ayrıca kitap haline getirilecek ve network ağı veri tabanı oluşturulacak… Etkinliğe Yapımcı kadınlardan; Türkan Şoray, Biket İlhan, Hülya Uçansu, Leyla Özalp, Zeynep Özbatur Atakan, Andaç Haznedaroğlu, Çiğdem Mater, Nida Karabal Akdeniz; Yönetmen kadınlardan; Işıl Özgentürk, Nisan Dağ, Emel Çelebi, Çiçek Kahraman, Nihan Belgin, Belgesel yapımcısı Nezahat Gündoğan ve 100’e yakın kadın yapımcı ve yönetmen katılırken Şarkıcı Melis Sökmen’de yer aldı. EDİLGEN KADIN DEĞİL YAŞAYAN KADIN YAŞATILMALI Türkan Şoray: “Erkek yönetmenler edilgen kadın yerine daha yaşayan kadını yaşatmaya başladılar. Feminizm akımıyla birlikte kamera arkasındaki kadınlarımız daha çok duyulmaya başladı. kamera arkasında ne emekler verildiğini 50 yıllık sinema yaşamımda çok iyi biliyorum. Eminim burada çok arkadaşım var hepsini emeklerinden dolayı yürekten kutluyorum. Kadın isterse sinemada mucizeler yaratabilir bu beraberlik ve dayanışmanın yıllarca sürmesini ve sinemaya güzellik getirmesini diliyorum. Nice 20 yıllara diyorum. Gelecek yıl burada birçok kadın sinemacılarımızı daha alkışlamak dileği ile. ” AVRUPA’DA UYGULANAN YENİ FİLM TESTİ: “BECHDEL” Zeynep Özbatur Atakan : 2014 yılında uçan süpürgeden ödül almıştım. O kadar etkilendim ki o gün bugündür her projenin içinde yer alıyorum. Bu yıl Cannes film festivalinde açıklanan filmden sadece yüzde 15’i kadın yönetmenlerden oluşuyor. Fırsat eşitliği sadece Türkiye’de değil tüm dünyada sorun . Kamera arkasındaki kadınlar olarak aslında Türkiye ön sıralarda. Haziran sonunda da rakamlarla bunu sunuyor olacağız. Fırsat eşitliğinin yaratılması dünyada da şu dönem en çok üzerinde durulan konu. Kamera önündekiler için ise başka bir sorun var. Edilgen karakterler yaratılıyor ve bunun yanı sıra karakterler belli yaş grubu ve belli bir şablona oturtuluyor. Avrupa bu önüne geçmek için bir test uyguluyor. Bu teste göre filmin 2 tane önemli kriteri olmalı. Adı da bechdel testi. Teste göre filmde 2 kadın ana karakter olmalı edilgen değil etkin olmalı. En az 2 diyalogda erkek dışında bir şey konuşulmalı. Bu testi geçiyor olması filme artı değer kazandırıyor. Örnek olması ve ders alınması gereken bir bilgi bu. Kadın rolleri için bizim de daha etkin çalışmamız gerekiyor. Edilgen ve fonksiyonsuz kadın karakterler göstermek yerine güçlü sağlam ve farklı karakterler gösterilmeli. Dünya sinemasında kadın karakterler güçlenirken özellikle tv dizilerinde tam tersi edilgen karakterler var. 1986 yılından bu yana film yapım sektöründeyim. Ve inanın gelişimimiz olağanüstü. “Kadın” yönetmen demek yerine yönetmen kadın demeyi daha uygun buluyorum. Çok genç ve kuvvetli bir kuşak geliyor. Çok güzel projeler yapıyorlar pek çok filmleri festivale çıkıp vizyona giriyor. TEMSİLİN CİNSİYETİ VAR ! Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Kurucusu Halime Güner: Uçan Süpürge 20 yıl önce sinemada kadının emeğinin görünür kılınması için kadın yönetmenlerin çektiği filmleri gösteren bir festival ile yola çıktı. Önümüzde hiçbir örnek yoktu. Bu işin bir okulu yoktu. Fakat bu durumun kadın örgütlenmesi içinde güçlü bir inancı vardı. Kadın Filmleri Festivali Uçan Süpürge’nin projelerinden biriydi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayatın her alanında sağlandığı kadınların güçlendiği ve herkes için adil bir dünyaya kavuşmak amacıyla değişim yaratmak için 21 yıldır yaptığı birçok projeden biriydi. Bu yıl hepimizin ortak deneyimidir yaşadığımız umutsuzluk mutsuzluk çaresizlik ve örgütlenme konusunda yalnızlık… Barışı, adaleti, şiddetsizliği konuşmaya çok ihtiyacımız var. Bu nedenle ikinci başlığımızdaki tanışmada siz kadın yönetmen ve yapımcıların Türkiye toplumunda cinsiyet eşitliği konusunda öncelikle yapılması gereken nedir? Sorusuna verecekleri cevap bizim için yol gösterici olacaktır. Festival bu yıl 20. Yaşının yaşarken 20 Mayıs’ta 20 ilde Adıyaman, Ağrı, Batman, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Hakkari, İzmir, Kars, Malatya, Mardin, Muğla, Siirt, Şanlıurfa, Tunceli, Van’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde bu etkinlikleri eş zamanda yapmanın heyecanını yaşıyor. Akademisyen Fatmagül Berktay: Türk sinemasındaki kadın yönetmen ve yapımcılar kadın hareketinin daima içinde yer aldılar. Temsille ilgili bir durum bu ve temsilin cinsiyeti var. Dolayısıyla iktidarla ve ayrımcılıkla ilgili siyasi bir mesele . Kadınlar insan, özne olma hakkından yoksun bırakıldılar yıllarca. Kendilerini ilgilendiren konularda karar alamıyorlardı. Başkalarının kararlarına uymak zorunda kaldılar. Eğer kadınların ev içinde annelik eşlik görevini yerine yetirmeleri doğal kabul edilmişse kadınların bilim insanı inşaatçı sanatçı olamayacakları düşünülüyorsa o zaman elbette bu düşünce ve önyargılar hem erkekler hem de kadınlar tarafından içselleştirilir. Karşılığında erkek egemenliği meşrulaşır. Kadın sanatçılar yaratıcılıklarını özgürleştirmeye çalışırken toplumda kamusal alana fırlatılmışlığın sorunları ile de hesaplaşmak zorunda kalıyorlar. Kendilerine biçilen simge nesne sorunundan çıkıp özneleşmek en büyük mücadele. Kadın sanatçılar da diğer kadınlar gibi baskılarla kuşatılmış durumda ama aynı zamanda bu baskı ve sınırlamaları içselleştirmiş durumdalar. Filmmor adına açıklama yapan Melek Özman: Kadın filmleri festivalleri gibi bağımsız dayanışma, güçlenme, üretim alanlarımızı korumalı, büyütmeli, bu dayanışmayı üretimi her alana taşımalıyız. Bağımsızlığımız için ekonomik ve teknik bağımsızlık çok önemli. Aynı zamanda içine doğduğumuz rekabeti nasıl aşacağımızın, dayanışmayı sahiden yaşatacağımızın yollarını bulabilmek için bir araya gelmek, birbirimizi dinlemek için de iyi ki buluştuk, iyi ki buradasınız. Birlikte yollar bulmak, açmak üzere…

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat