sanat365.com

"Modern"

sanat365.com/blog365

Alfonso Ruiz Felipe, Mareas/Gelgit

24 Mart 2018 Cumartesi     183
Türkiye’de başarılı çalışmalara imza atan Alfonso Ruiz Felipe’nin ‘Mareas/Gelgit’ isimli seramik sergisi 14 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında Trump Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı, hayatın dalgalarını ve gelgitlerini yansıtan eserlerinde ışık ve gölge oyunlarına da yer veriyor. Eserlerinde renk-biçim denemesi yapan ve her bir seramik çalışmasını yalnızca elleriyle şekillendiren İspanyol sanatçı Alfonso Ruiz Felipe, ‘Mareas/Gelgit’ isimli sergisini Trump Art Gallery’de (TAG) sanatseverlerin beğenisine sunacak. Küratörlüğünü Kenan Bahar Derre’nin yaptığı, birbirinden renkli ve zarif dokunuşlu yaklaşık 40 farklı eserin yer aldığı sergi, 14 Mart – 16 Nisan tarihleri arasında Trump Art Gallery’de (TAG) sanatseverlerle buluşacak. Hayatın dalgalarını ve küçük & büyük gelgitlerini eserlerine yansıtan Alfonso Ruiz Felipe, yarattığı tanımsız formlu seramiklerin bazılarını ahşapla buluşturuyor, bazılarını da ışık ve gölge oyunlarıyla süslüyor. Eserlerinde elle şekillendirilmiş amorf formlar tercih ederken, yarattığı tanımsız formlarla anın duygusunu yakalamayı ve bunu sırlama tekniğiyle birleştiren sanatçı “Gelgit`li günlerden geçiyoruz” diyor ve şöyle devam ediyor: “Dünya dağılıp dağılıp tekrar birleşiyor. Hayatlarımız bizim kararlarımız dışında şekilleniyor. Ve biz bazen dalgalı, bazen durgun; bazen mutlu oluyor, bazen içe kapanıyoruz. Gelgit`ler bittiğinde arta kalanlardan yeni bir hayat, kendimizden yeni bir kimlik yaratıyoruz. Seramikler de öznesi olduğumuz hayat gibi, dipten gelen bir duyguyla çoğu zaman tesadüfi, çamurun ve sırrın benden bağımsız kararıyla şekilleniyor. Ateşin, suyun, havanın, rengin ve hayatın dalgalarını, büyük küçük gelgitlerin izlerini taşıyor” diyor. *Alfonso Ruiz Felipe Hakkında: 1969’da İspanya’da doğdu. Suriye, Lübnan, Beyrut ve Mısır’ın ardından Türkiye’ye gelen Alfonso Ruiz Felipe, 2006 yılında arkadaşları aracılığıyla Caferağa Medresesi’nde seramik ile tanıştı. Hızlı bir biçimde seramik alanında kendini geliştiren sanatçı, 2013 yılında Taksim Atatürk Kitaplığı sergi salonunda ikinci sergisini açtı. Türkiye ve İspanya`da pek çok karma sergiye katıldı. Çalışmaları Madrid Reina Sofía Modern Sanatlar Müzesi butiğinde hala satılmaktadır. 14 yıldır Türkiye’de yaşayan ve Türkiye’de pek çok başarılı işlere imza atan Alfonso Ruiz Felipe,seramik çalışmalarını İstanbul`da sürdürmektedir.
sanat365.com/blog365

Beyaz Müzayede, Sezonu Ustaların Gözde Eserleri ile Kapatıyor

24 Mayıs 2017 Çarşamba     252
Beyaz Müzayede, 4 Haziran`da Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek `40. Çağdaş ve Modern Sanat Müzayedesi` ile sezonu kapatıyor. Türkiye`nin ve dünyanın önde gelen çağdaş sanatçılarının birbirinden değerli yapıtlarının yer aldığı müzayedede, Tate Modern`ın kurucuları arasında bulunan önemli koleksiyonerler Sir ve Lady Sainsbury`nin de koleksiyonuna giren Mübin Orhon`un 1965 tarihli `Le Havre` isimli başyapıtı, 250 bin-400 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Mübin Orhon`un yanı sıra, Nejad Melih Devrim, Fahrelnissa Zeid, Selim Turan, Abidin Dino, Hakkı Anlı gibi `Fransız ekolü` Türk Çağdaş Sanatı`nın birbirinden değerli temsilcilerinin çeşitli dönemlerine ait önemli eserler ve başyapıtlardan oluşan çok zengin bir koleksiyon, sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Birbirinden değerli eserlerin satışa sunulacağı 40. Beyaz Müzayede`de Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın en büyük ustalarından Burhan Doğançay`ın 1970 ve 2000 yılları arasına ait 9 eseri yer alıyor. Sanatçının 1973 tarihli Hücum Serisi`nden `Swirling Breakthrough` isimli yapıtı 170 bin-250 bin TL ve 1970 tarihli `The House of the Rising Sun` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat arağı ile satışa çıkıyor. Türk Çağdaş Soyut Sanatı`nın çok önemli ustası Adnan Çoker`in ise 1996 tarihli `Çemberli Mor II` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL ve 1997-2014 tarihli `Beş Kare` isimli yapıtı 160 bin-220 bin TL tahmini fiyat aralığı ile satışa sunuluyor. Müzayede`de Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın ustalarının görkemli eserleri ve başyapıtlarının yer aldığı, son yılların en zengin figüratif koleksiyonu sanatseverler ile buluşuyor. Türk Çağdaş Figüratif Sanatı`nın diğer ustalarına kıyasla sınırlı sayıda eseri bulunan Alaettin Aksoy`un 1987 tarihli `Yalan` isimli 150x188cm ebatlı başyapıtı 200 bin-300 bin TL, bu sene kaybettiğimiz Yüksel Arslan`ın 2002 tarihli `G. Büchner et R. Lenz` isimli 564 no`lu `Arture`ü 80 bin-160 bin TL ve Mehmet Güleryüz`ün 1986 tarihli `Kaplan Adamın Karısı` isimli yapıtı 180 bin-260 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile görücüye çıkıyor. 4 Haziran`da satışa sunulacak eserler arasında Türk Modern Naif Sanatı`nın en büyük ustası Nedim Günsür`ün 1979 tarihli `Balıkçı Evi` isimli önemli yapıtı 100 bin-160 bin TL ve Türk Modern Sanatı`nın en büyük ustalarından `Hocaların Hocası` Bedri Rahmi Eyüboğlu`nun `Karabaş Dönemi` diye anılan, sanatçının kitaplarında da yer alan, koleksiyonerler tarafından en çok aranan dönemine ait `Kalamış`tan` isimli meşhur yapıtı 70 bin-130 bin TL tahmini fiyat aralıkları ile yer alıyor. Türk ve dünya çağdaş sanatından saygın ustalar, seçkin eserler 40. Beyaz Müzayede`de ayrıca diğer çağdaş ve modern sanat ustalarımızdan Fikret Mualla, Ömer Uluç, Ferruh Başağa, Güngör Taner, Mustafa Ata, Zekai Ormancı, Devrim Erbil, Alev Ebüzziya Siesbye, Neşe Erdok, Komet, Ergin İnan, Cihat Burak, Cevat Dereli, Koray Ariş, Osman Dinç, Orhan Peker, Şükriye Dikmen, Nuri İyem, Avni Arbaş, Adnan Varınca, Fethi Arda, Turan Erol, Ali Çelebi, Nuri Abaç, Zühdü Müridoğlu; Türk Çağdaş Sanatı`nın orta ve genç kuşağından Canan Tolon, Kemal Önsoy, Selma Gürbüz, Azade Köker, Kezban Arca Batıbeki, Ahmet Güneştekin, Serdar Arat, Elvan Alpay, Haluk Akakçe, Seçkin Pirim, Murat Pulat gibi Türk Çağdaş Sanatı`nın ustalarından gençlerine kadar geniş yelpazeye ait değerli Türk sanatçıların yanı sıra, eserleri dünya müzelerinde yer alan Sarah Morris, Gudmundur Erro, Jan Voss, Pat Andrea, Ben Willikens, Mark Brusse ve Hunt Slonem gibi dünya çağdaş sanatı ustalarının seçkin eserleri de satışa sunuluyor. 2016-2017 sezonunun son müzayedesi olan 40. Beyaz Çağdaş ve Modern Müzayedesi`nde önemli koleksiyonlardan derlenmiş 137 sanatçının 271 sıra dışı eseri yer alıyor. Beyaz Müzayede`deki yapıtlar, 25 Mayıs-3 Haziran tarihlerinde saat 10.00-20.00 arasında Beyaz Müzayede`nin Nişantaşı`ndaki sanat mekânı `Beyaz Space`de sanatseverlerin ziyaretine açık sergileniyor. Aziz Karadeniz tarafından yönetilecek olan 40. Beyaz Müzayede, 4 Haziran Pazar günü saat 13.30`da Maslak`ta Orjin Sanat Merkezi`nde gerçekleştirilecek.
sanat365.com/blog365

Vasıf Pehlivanoğlu, Denize Doğru Bakış

13 Şubat 2017 Pazartesi     226
Vasıf Pehlivanoğlu "Denize Doğru Bakış" isimli sergisiyle Akademililer Sanat Merkezi’nde sanatseverlerin karşısına çıkıyor. İçinde taşıdığı deniz tutkusunu, deniz insanlarını, yaşadığı şehrin denizle olan ilgisini kendine ait bir figür anlayışıyla anlatan Vasıf Pehlivanoğlu, bir yapı - söküm mantığı ile yaptığı resimlerde denize bağlı yaşamı yeniden var ederek mekan belleği üzerine bir düşünce sistematiği oluşturmaktadır.    Denizhan Özer küratörlüğünde gerçekleşen sergide, sanatçı bir kent mekanı olarak deniz kıyısı, tersaneler, rıhtımlar, balıkçı barınakları, gemiler üzerinden yaşadığı, ürettiği ve üzerinde düşündüğü şehir olarak İstanbul`u sorunsallaştırmış, unuttuğumuz, göremediğimiz yada görmek istemediğimiz yanları ile tuval üzerine aktarmıştır. Gerçekleştirdiği iç derinliğe sahip kurgularla zamanın ruhunu yakalayan sanatçı, moderniteye özgü kültürel unutkanlığa karşı getirdiği eleştiri ile belirsizlik içinde yol alan günümüz insanına sorumluluklar taşıdığını geçmişin izlerini sürerek anlatmaktadır. Güçlü desen yapısıyla oluşan kompozisyonlarda ki deniz insanlarının gerçek hikayeleri ile gelişen resimlerin izleyici ile diyaloğa geçip, gündelik hayattan izler taşımasını sanatçının diyalog arayışı olarak görülebilir.  Her türlü özentiden uzak, çevresini tek başına izleyen, gözlem yapan ve karşılaşmalarını içtenlikle görselleştirerek anlamlandıran Vasıf Pehlivanoğlu`nun "Denize Doğru Bakış" sergisi 22 Şubat - 25 Mart 2017 tarihleri arasında Akademililer Sanat Merkezi’nde 11.00 - 19.00 saatleri arasında görülebilir.
sanat365.com/blog365

Furkan Akhan, Hiç Bir Yerden

13 Şubat 2017 Pazartesi     225
REM Art Space, 02 Şubat – 03 Mart 2017 tarihleri arasında Furkan Akhan’ın "Hiç Bir Yerden" adlı ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Post modern toplumda şizofreniye dönüşen tek tipleşme halleri yalnızlaşma alanlarını mecbur kılar. Özel olana, kendine ait olan alana kaçmaya çalışan birey nesneleşmemenin direnişini sergiler. Dış dünyadan kaçış ve saklanma durumu,bir yandan bu durumu korumamızı gerektirir bu da özel alanın sınırlarını çizmemizi ve duvar örmemizi sağlar. Çünkü bu alanda belli sırlar bu duvarların içinde tutulacak, yaşamsal farklılılıklarımızı içinde barındırıcak, korunması gereken durumlar korunacaktır. Kendine ait alanlarda birey ifade biçimlerini çoğullaştırır. Toplumsal anlamdaki baskılara karşı direniş göstermek açısından iç ve dış duvarlar yaratmaya mecbur kalır. Hiç bir yerden sergisi, sanatçı Akhan’ın son dönem ürettiği resim çalışmalarını üç bölüme ayırıyor. Serginin ana çalışmalarından olan gömlek, sistemin zorladığı birey kadar yorgun ve bitkin bir halde karşımıza çıkıyor. Sistem tarafından zorlanan bireyin sembolu olan, düğmeler ve yakalar kimliğin yok oluşu, özgürlüğün kısıtlanışını ve tek tipleşmeyi hissettiriyor. Serginin başlangıcında ve sonunda yer alan video çalışmaları ise, dış mekandan iç mekana olan yolculukta bireyin sisteme dahil olma ve mecbur kaldığı bu durumdan arınma anına şahit ediyor.
sanat365.com/blog365

365Soruyor, Ömer Faruk Kılıç

13 Aralık 2016 Salı     323
Ömer bey merhabalar, sanatın farklı alanlarında ve farklı tarzlarda üretimleriniz var. Seramik bölümü mezunu olduğunuzu biliyoruz, resim ve heykele yöneliminiz nasıl oldu? Biraz bize sanatsal süreciniz ve felsefenizden bahseder misiniz? Resimin yanısıra plastik sanatlara karşı her zaman ilgim vardı. Zaten bunun doğal süreci olarak seramik okudum. Ve bu okul sürecinde seramik çamuru ile heykel arasındaki ilişkiyi etüt edip inceleme şansım oldu. Hissiyat olarak yakınlık duyduğum üç boyutlu obje şekillendirmeye insanoğlunun kullandığı en eski ve doğal malzeme olan çamur ile başlamış oldum... Son solo serginizin ismini “G E N” koymuşsunuz, bize serginin kavramı ve içeriğini anlatabilir misiniz? İçinde bulunduğumuz çağdaş toplumdaki insan benliğinin kendi kendine oluşturduğu sistemde hapsolması ve bu durumla mücadelesindeki acizliğini evrensel temalara dayandırarak genel anlamda ahlaki ve toplumsal çöküş ile ilgili çarpıcı bir farkındalık yaratabilmek istedim... Sergide ciddi bir üretim görüyoruz, ne kadar sürdü bu solo sergi için hazırlanmanız? Ben sürekli üretim sürecinin içindeyim. Yani hayatımın büyük çoğunluğunu oluşturan bir unsur bu. Neticede en büyük tutkum ve işim. Dolayısı ile normal bir iş ile kıyaslandığında da oldukça zahmetli ve uzun mesaileri olan bir çalışma prensibi gerektiriyor. Sonuç olarak soru aslında sürekli üretim halinde olan biri için anlamını yitiriyor bir yerde... Sergide yer alan resimlerinizi nasıl bir kurgu ile izleyebiliriz? Tarzlara göre mi yoksa kronolojik bir sırayla mı bir araya geldiler? Genelde ruhumuzun derinliklerindeki en temel hisleri tüm çıplaklığı ve cüretkarlığı ile fakat alışılmış formların ötesinde yansıtmaya çalışıyorum. Tüm eserlerin ortak noktasıda bu. Sergideki düzenleme ve numaralandırma sistemi bile bu kurguda hazırlandı... Heykellerinizde atık malzemeleri kullandığınızı biliyoruz, neden böyle bir tercihte bulundunuz? Aslında sadece atık malzemeler diyemeyiz. Günlük hayatımızda kullandığımız bir çok araç gereç de bunlara dahil. Endüstriyel ürünler, makine parçaları, daktilolar, ahşaplar vs. Materyalleri varolan halleri ile üzerlerinde çok fazla işlem yapmaksızın kullanmayı seviyorum. Bu bir şekilde sanki onların kendi varoluşlarına saygı duruşu gibi geliyor bana... Heykelleriniz ilk bakışta karmaşık, devingen ve çok sesli olmalarına rağmen bir bütünlük içinde bir araya gelmişler ve çok çarpıcı etki yaratmaktalar. Nedir bu çarpıcı etkiyi veren sizce? Heykel sabit bir formda olan üç boyutlu bir nesne olduğundan dolayı proporsiyon ve o sabitlik içindeki duygu yoğunluğu benim için en önemli unsur. Heykel çalışmalarımı bu yöntem üzerine kurguluyorum. Organik ve inorganik malzemelerin zenginleştirici bütünlüğü heykellerimde ilk başta karmaşık gibi gelen ama dikkatli gözlerin rafine ahenkler yakalayabileceği bir etki yarattığını düşünüyorum... Bodrum’da ikamet ettiğinizi öğrendik, Eserlerinizdeki tempo ve dinamizmi yansıtırken Bodrum’da ruhunuz biraz dinleniyor diyebilir miyiz? Yaşadığı coğrafya ve bölge tabi ki insanı etkiliyor. Ancak benin temel üretim felsefem evrensel ve zamansız işler ortaya koyabilmek. Aynı zamanda da bu süreçten zevk alabilmek. Dolayısı ile Bodrum böyle bir ideal için doğru sayılabilecek yerlerden biri bana göre... Gelecek projelerinizde neler var? Gençlere ve çocuklara yönelik çalışmalar yapmak istiyorum. Örneğin onların bakış açılarını zenginleştirmeye yönelik atölye çalışmaları vs. gibi... Aynı zamanda yurt dışında işlerimi farklı bakış açılarının beğenilerine sunabileceğim projeler ile ilgileniyorum. Ülkemizde son dönem modern sanat ile ilgili neler yapılabildiğinin örneklerini görmeleri açısından bunun önemli olduğunu düşünüyorum... Sanat365.com ile yollarınız nasıl kesişti? Online platformlar hakkında neler düşünüyorsunuz? Sanat365` in kurucusu Selver Hanım’ın işlerimi online platformları olan Sanat365.com`da yayınlamak istemesi üzerine bana ulaşması ile yollarımız kesişmiş oldu diyebilirim... Eklemek istedikleriniz? Sanat dallarının tümü temelde alışkanlıklarımızı kırmaya yöneliktir! Ve insanın en zorlandığı şey alışkanlıklarını değiştirmektir!
sanat365.com/blog365

POZ

31 Ekim 2016 Pazartesi     332
Pg Art Gallery 15 Kasım – 15 Aralık tarihleri arasında Merih Akoğul’un küratörlüğünü üstlendiği; Ozan Bilgiseren, Emine Ceylan, Murat Dikmen, Abdullah Hekimhan, Işıl Arısoy Kaya, Derya Kılıç, Mehmet Ömür, Ahmet Sel, Muammer Yanmaz ve Hakan Yaşar’ın çalışmalarının yer aldığı ‘Poz’ adlı fotoğraf sergisine ev sahipliği yapıyor. Pozun Gizi Fotoğrafın çıkışına somut gerçeklik üzerinden öncülük eden belgeci bakışın 1980’lerde yaşanan postmodernist şoktan sonra farklı bir bağlam kazanmasıyla, fotoğrafçının klasik portre geleneği üzerinden dünyayı algılama biçimi de değişmiştir. Farklı anlatım biçimlerinin yeni bir fotografik alt dil oluşturma çabası, suretten sanata giden portre fotoğrafçılığı serüveninde önemli bir basamak olmuştur. Yüzün gizi, bu kez de resmin stilizasyonundan, fotoğrafın bakış estetiğine fizik, kimya ve optik aracılığıyla geçiş yapmış, bakmak ve görmek eylemleri, fotoğrafın bileşenleri üzerinden yeniden tanımlanmıştır. Fotoğrafın gerçekliği sanılanın aksine nesnenin kendi gerçekliği değil, fotoğrafçının bulunduğu açıdan, o zaman dilimi üzerinde saptanan anın gerçekliği olmuştur. Gelenek çağdaşlaşırken, yüzlerin gizi ışığın sihriyle birleşip, portrelere yeni bir söylem kazandırmıştır. Buradaki asıl farklılık, fotoğrafın icadının portre geleneğinin kendisinden çok, portreye olan bakışı değiştirmiş olmasıdır. Poz ya da fotoğraf makinesinin karşısında durma eylemi, bakan (model) ile bakılan (fotoğrafçı) arasında saniyeler süren sessiz iletişimin adıdır. Karar anı sanılanın aksine yalnızca hareketin olduğu yerde değil, hareketsiz bir biçimde duran ya da uzayan sürecin içinden koparılan o seçkin parçada kendini daha fazla belli eder. Tüm iyi fotoğrafların oynadığı alan da tam burasıdır. Poz, fotoğrafçı ile modeli arasında karşılıklı verilmiş bir sözdür. Ve izleyici de bunun şahididir. Merih Akoğul Küratör
sanat365.com/blog365

Hadra Tanrıverdi Birecik, Toplu Monologlar

10 Ekim 2016 Pazartesi     297
Hadra Tanrıverdi Birecik‘in "Toplu Monologlar" isimli resim sergi 14 Ekim ‘de Galeri Eksen Balat’ta açılıyor. "Diziler halinde oluşturduğum çalışmalar, modern hayatın içindeki bölünmüşlüğü, yalnızlığı tekrarı imler. Bu yolla bazı estetik, duygusal ilişkiler kurduğumu düşünüyorum. Fotoğraf ve yazı gibi imgeleri , birbirlerine eklemleyerek yeniden yapılandırarak, çok katmanlı hayatı da irdelemiş oluyorum.
Biçim ve keskin dış çizgiler, karşıtlık yaratan boşlukla hacim kazanmıştır. Figürü kendine egemen olan bir boşluğun içine yerleştirerek, bu boşlukla modelin yalnızlığını ve soyutlanışını görürsünüz. Grafiksel yazılar ve ifade yeni anlamlar yaratır." Sergi 27 Ekim’e kadar Pazar ve Pazartesi günleri hariç görülebilir.
sanat365.com/blog365

Maria Kokkini, Why

10 Ekim 2016 Pazartesi     250
...Belirgin ironik bakış açısı ile Maria Kokkini resimleri iyimserlik ile gündelik modern yaşama gönderme yapmaktadır. Resimlerindeki parlak renkler ve geniş çizgiler hem yakınlaşma hem de üstünlük duygularını yansıtmaktadır. Bu özgün işler, sanatı bugün krizler ile savaşırken silah olarak kullanılabileceğini gösteriyor. Modern resmin yanı sıra çizgi roman gibi alternatif sanat formlarından da etkilenerek, tamamen alışılmadık şekiller, boşluklar ve kişiler yaratır. Maria Kokkini resimlerinde, hem iç hem de dış mekan referanslarıyla görüntülerin geometrisi doğa ile modern şehir yaşamı arasındaki etkileşimi gösteriyor. Yoğun renk kontrasları ve objeler içine çerçevelenmiş yüzlerin derin duygusal dokunmalar ile gerçeküstü rezonans ve güçlü sembolleri vardır.   Sergi 14-30 Ekim tarihleri arasında Galeri Selvin’de ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

Hasan Saygın, Yılların Ardından

10 Ekim 2016 Pazartesi     315
Hasan Saygın "Yılların Ardından" isimli kişisel resim sergisi ile 23 Eylül – 12 Ekim 2016 tarihleri arasında Galeri Soyut`ta izleyici ile buluşuyor. Hasan Saygın konularında rönesans ressamlarından, nü ve natürmortlardan esinlenmiştir. Realist (gerçekçi) çalışmaları ön plandadır. Yerine göre, geri planda modern renkler ve lekeleriyle çağdaş bir yorum kullanmıştır. Halen Fransa’da yaşayan Hasan Saygın, eserlerini Fransa’da, Avrupa Ülkelerinde, ABD’de ve Çin’de sergilemeye devam ettirmektedir.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat