sanat365.com

"GaleriBu"

sanat365.com/blog365

Güneşin Sustuğu Yer

11 Kasım 2019 Pazartesi     110
“Cehennemin sınırları yoktur, kendine ait bir yeri de yoktur, Bulunduğumuz yerdir cehennem ve cehennem neredeyse biz de oradayız. “ Dr. Faustus, Chritopher Marlowe Galeri Bu 09.11.2019 – 07.12.2019 tarihleri arasında, Aykut Öz’ün “Güneşin Sustuğu Yer” isimli solo sergisine ev sahipliği yapıyor. "Güneşin Sustuğu Yer" sergisi, Aykut Öz’ün geniş bir zaman aralığına yayılan üretim sürecinde heykel, resim, video, stop motion ve mekâna özgü yerleştirmelerinden oluşan kapsamlı bir sergi olarak izleyiciyle buluşuyor. Öz sergide, cehennem imgesini sanat tarihi, gündelik hayat, felsefe ve bellek bağlamlarında yeniden masaya yatırarak kendi cehennemini yaratıyor ve hem kişisel hem de toplumsal sorunsalların üzerine mizahi ve eleştirel bir dil kurguluyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde uzun yıllardır sahne ressamı olan Öz, özellikle malzeme kullanımı konusunda oldukça zengin bir dile sahip. Kimi zaman buluntu objeler üzerine, kimi zaman bronz bir heykelde kimi zamansa kağıttan ürettiği 3 boyutlu heykelleriyle izleyiciye tanıdık nesne ve mekanlar yaratarak cehennemde meraklı ve tekinsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Aykut Öz sergiyi; “Cehennemi yapılan kötülüklerin cezasının çekildiği mistik bir öte dünya, insanüstü bir cezaevi olarak değil de, ben ve dış dünyanın etkileşimiyle oluşan olumsuz haller ve durumlar için kullanmaktayız çoğunlukla. Savaşlar, cinsel istismarlar, yalanlar, dolandırıcılıklar, din istismarları, hayvan istismarları ve bunlara ekleyebileceğimiz daha birçok bize insana özgü kötülük örnekleri yaşamımızı cehenneme çevirmek için yeterlidir aslında. Ama biz tüm bu kötülüklerle yaşamaya öyle alışmışızdır ki, genellikle kısa tepkiler vermek dışında bir edimimiz olmaz. Bizim için gerçek cehennemler küçük öznel hayatlarımızın içindedir. İş, eş, okul, yemek, arkadaş, patron, işçi, memur, ayakkabı, otomobil vs vs, say sayabildiğince. Statü savaşlarından tut da ayağı vuran ayakkabıya kadar bir çok unsur cehennem eder bize hayatı. Bütün bu cehennemlerden uzaklaşmak adına yapay cennetlerde buluruz avuntuyu; AVMler, marketler vs vs, kısacası para harcayıp rahatlayabileceğimiz mekanlardır bunlar. Ve aslında büyük cehennemin sponsorları oluruz, bu düzenin içinde düşe kalka, yuvarlanır gideriz. Dante ve Rodin`in izinde...” şeklinde tanımlıyor. 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü’nde öğrenimini tamamlayan Aykut Öz, 2010 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Sahne dekorasyonu, stop-motion canlandırma, resim ve heykelle ilgili çeşitli projelerde yer aldı. Bugüne kadar dokuz kişisel sergi açtı. Sanat Kurumu tarafından 2016 yılı için heykel dalında yılın sanatçısı seçildi. Şu anda heykel, resim ve canlandırma çalışmalarının yanı sıra Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamı olarak görev yapmakta ve Başkent üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi , Çizgi film Animasyon bölümünde stop motion animasyon derslerine girmektedir. “Güneşin Sustuğu Yer” 9 Kasım – 7 Aralık tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.
sanat365.com/blog365

Pas Geç

18 Eylül 2019 Çarşamba     59
Galeri Bu Pavilion yeni sezona, Fransa`nın önemli sanat okullarından Montpellier Sanat Okulu ve MO. CO. (Montpellier Contemporary) tarafından geliştirilen Saison 6 Artist Residency programının sanatçılarının sergisi "Touch-and-Go" sergisiyle başlıyor. Saison 6, 16. İstanbul Bienali küratörü ve MO. CO. (Montpellier Contemporary) direktörü Nicolas Bourriaud tarafından geliştirilmiş, Montpellier Yüksek Sanat Okulu’ndan mezun olmuş altı genç sanatçı için tasarlanmış; yeni bir sanatçı rezidansı programıdır. Program, farklı ülkelerde, üç rezidanstan oluşmaktadır ve çağdaş sanat dünyasındaki majör etkinliklerle ilişkili olarak düzenlenmektedir. Saison 6, sanatçılarına bir yıllık bir süreçte, sanatsal pratiklerini ve profesyonel altyapılarını geliştirme olanağı tanır. Her rezidans programının ardından, sanatçılar araştırmalarını kısa süreli bir sergiyle ortaya koyar. Sırasıyla Kochi-Muziris Bienali (Hindistan) ve Venedik Bienali’nin (Italya) ardından, Saison 6 İstanbul’daki sergileri, 16. İstanbul Bienali ile eş zamanlı olarak Galeri Bu’da gerçekleşecek. Galeri Bu’daki sergilerinin yanı sıra, ödül kazanmış bu altı sanatçı bienalin üç mekanında; işlerin üretiminden sergilerin kurulumuna kadar bienal sürecine de dahil oldular. Nicolas Aguirre, Geoffrey Badel, Mona Yound-eun Kim , Corentine Le Mestre, Quentin L’helgoualc’h ve Chloé Viton bu bir senelik programın devamında araştırma ve düşünsel süreçlerini Galeri Bu, Galata’da PAS-GEÇ sergisi ile ortaya koyuyorlar. Seyahat ettikleri çeşitli coğrafyalardan pek tabii etkilenerek, bu göçebe sanatçılar üretimlerini, beraberlerinde hiçbir malzeme ya da nesne getirmeksizin; yerel ekonomiye katılım ile bulundukları yerlerde gerçekleştirdiler. Bu çeşitli zaman dilimleri, eserlerinin bir arada varoluşuna dair yeni perspektifleri ortaya koydu. Her yeni yer, projelerine ilişkin diyalogları yeniden düşünmek için bir imkân yarattı, adım adım, heterojen bağlamlarda yaratmaya dair sanatsal ilişkileri ile yüzleşebilir hale geldiler. Rezidansın bu son bölümünün sonucu olan PAS-GEÇ sergisinde, her katılımcının öznellikleri aynı mekânda yankılanıyor.
sanat365.com/blog365

Hatice Çiçek,

13 Şubat 2017 Pazartesi     422
Galeri Bu 18 Şubat -12 Mart Tarihleri arasında Hatice Çiçek’in ilk kişisel sergisi "Onu Böldüm ve Çelişkiye Düştüm" sergisine ev sahipliği yapıyor. Hatice Çiçek’in çalışmalarında, karmaşık bir zihnin yarattığı formları plastikleştirilmiş bir şekilde görüyoruz. Çiçek çalışmalarını; "Zihnimde karşılaştığım formları yakalamaya çalışıyorum. Karışık bir zihnin içinde tekil olarak dolaşıp, bu karmaşıklığı boşluklar kurarak kompozisyonlar oluşturuyorum. Boş bir düzlem üzerinde birbirine karşıt kavramlardan oluşan kurgularımı organize etmeye çalışıyorum. Oluşan bazı parçalara, yakından bakarken geride kalanlara uzaklaşıyorum. Zihnimdeki kalabalıklığı, bilinçli boşluklar bırakarak dağıtıyorum. Boşluklar yeni oluşacak hikâyem için birer ipucu oluşturuyor. Tekil bir figür olarak zihnimde dolandığını hissediyorum” şeklinde tanımlıyor. Sergide, sanatçının son iki yıl içinde üretmiş olduğu çalışmalardan bir seçki, kompozisyonlarını oluştururken yaratmış olduğu boşluklardan ilham alınarak kurgulanmış bir düzenle sergileniyor. Sanatçının zihinsel yaratı sürecinin, pratiklerinin, kronolojik ve plastik bir dökümü yapılıyor. Çalışmalarının nasıl şekillendiğini, formların zihnindeki makro ve mikro ilişkilerinin hiyerarşik düzenini ve gerçek dünyanın bilindik uyaranlarından tamamen ayrılmış zihin akışı ile oluşturulmuş formlar boşluğun üzerinde sabit yaratılmış sembollerin renkler ve boşluklar ile ortaya çıkardığı hareket hissi çalışmalarda göze çarpıyor. Sergi, 18 Şubat 12 Mart Tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında Galeri Bu’da izlenebilir.
sanat365.com/blog365

Eren Yiğit, Gestus

27 Kasım 2016 Pazar     465
Başarılı Fotoğrafçı Eren Yiğit’in 70 Ünlü İsim ile Yaptığı Çalışmanın Ürünü Olan Sergisi “Gestus” 30 Kasım`da İstanbul’da GaleriBu`da Açılıyor. 2009 Yılından beri profesyonel fotoğrafçılık yapan Eren Yiğit farklı alanlarda yaptığı özgün çalışmalar ile dikkat çekiyor. Sanatçılar ile yaptığı özel çalışmaların yanı sıra moda fotoğrafı, albüm ve dergiler için de kapak çekimleri yapan Eren Yiğit ilk kişisel sergisini 26 Kasım Cumartesi akşamı Galata’daki Galeri Bu’da açıyor. Sergi ismini Latince mimik anlamına gelen “Gestus” kelimesinden alıyor. 70 ünlü ismin 70 fotoğrafından oluşan sergide Hakan Bilgin, Ali Düşenkalkar, Sevil Akı, Rüzgar Erkoçlar, Cem Kılıç, İpek Tuzcuoğlu, Ahmet Kayakesen, Burak Alkaş, Yeşim Salkım, Seçkin Piriler, Banu Parlak, Yunus Emre Yıldırımer, İdo Tatlıses, Gamze Topuzoğlu, Cenk Torun, Wilma Elles, Burçin Abdullah, Dilan Çıtak, Didem Balçın, Ayşenur Günay, Hakan Dinçkol, Duygu Çetinkaya gibi isimlerin fotoğrafları görülebilecek. Ünlü sanatçıların birbirinden ilginç ve belki de kendilerinin bile ilk kez keşfettiği mimiklerinin yer aldığı “GESTUS” isimli sergi, siyah beyaz portrelerden oluşuyor. Fotoğrafçı Eren Yiğit ilk sergisini neden böyle bir tema üzerine kurduğunu ise kısaca şöyle anlatıyor; “Ben sessiz bir iş yapıyorum ve sözsüz. İnsanların kendini nasıl ifade ettiklerini gözlemlediğimde de en aciz kaldıkları zamanın konuştukları zaman olduğunu keşfettim. Söz çoğu zaman anlatmak istediğine yetişemiyor ama ifade, mimik bazen de bir nida bizi asla yanıltmıyor. Kısacası sadece insanlarla değil tüm evrenle kurduğumuz sözsüz iletişimi önemsiyorum. Kim bilir bir sonraki çalışmamda belki de ünlemleri fotoğraflarım!” Sergi 30 Kasım ile 18 Aralık tarihleri arasında Galeri Bu’da ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.
sanat365.com/blog365

Xaviera Lopez, Hallucination ve İlhami Tunç Gençer, Acısız

31 Ekim 2016 Pazartesi     454
GaleriBu, bu ay iki farklı animasyon sanatçısını ağırlamaya hazırlanıyor. Güney Amerikalı sanatçı Xaviera Lopez ve İlhami Tunç Gençer... Xaviera Lopez "Hallucination" sergisinde geleneksel çizim ve animasyon yöntemlerini kullanarak, görsel bir şiir oluşturuyor. Animasyonlarında tereddütsüz bir şekilde kendi zihin ve fiziğinin kişisel temsilleri ile karşılaşıyoruz. Lopez, son yıllarda özellikle büyük bir eğilim haline gelen `selfie` kavramı üzerinden narsizmi sorguluyor ve yarattığı altı saniyelik videolarla seyirciye insan bedeninin farklı formlarını, halüsinatif bir yöntem kullanarak anlatıyor. Sergide sanatçının yaratı süreçleri, 15 farklı animasyon çalışması ve dört tane illüstrasyonu ile görselleştiriliyor. İlhami Tunç Gençer’in farklı teknikler kullanarak oluşturduğu videolarında sanatçının dünyasına derinlemesine bir yolculuğa çıkıyoruz. Gençer sergide tüm üretim sürecini ve malzemelerini de sergilediği bir merak odası oluşturuyor. Gençer, sergiyi "Anksiyete sonucu 16`ya çıkmış bir tansiyon ve Mecidiyeköy`den Bostancı`ya seyir halinde olan bir takside elime geçirdiğim bir kağıda otomatik metinler yazmamla başlayan akabinde reel görüntüleri reddedip yerine hamurdan, desenden, kolajdan oluşan canlandırma işlerin üretilip küçük ve gergin pasajların birbiriyle iletişime geçmesiyle oluşan bir dildir, (biraz daha aptal olabilseydim çok zeki bir adam olabilirdim, biraz daha yalnız olsam kalabalığın içinde bir ses veya bir tin olabilirdim. Ama ben kendini açık gözle görülen, tekinsiz bir rüyanın küstahlığına bırakmış bir yıkımım) "Acısız" her zamansız anksiyetenin sonunda `Roche` ile sonlanan huzurun getirmiş olduğu bir histir. Acısızdır, çünkü bitmiştir. Acısızdır, çünkü gözler yavaş yavaş aralanır ve nefis bir uykunun içine sürüklenir. Acısız çaresizliğin ve çocuklaşmış bir korkunun son durağıdır. İşlerin tamamı hayatın içindeki kurgu hatalarını, çiğnenen aks hataları dahil her durumun canlandırılarak bir konuya bağlı kalmaksızın ortaya çıkışıdır." şeklinde özetliyor. Hallucination ve Acısız sergileri 28 Ekim - 20 Kasım tarihleri arasında GaleriBU’da görülebilir.
sanat365.com/blog365

PROFILER

10 Ekim 2016 Pazartesi     413
GaleriBU, sezon açılış sergisi için Art50.net sanatçılarını ağırlıyor. 1-22 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek "PROFILER" adlı sergide Baysan Yüksel, Eda Emirdağ, Erim Bikkul, Genco Gülan, Karbon, Özge Yağcı, Saliha Yılmaz ve Taşkın Esin’in yapıtları yer alacak. Küratörlüğünü İpek Yeğinsü’nün üstlendiği sergi, PROFILER sözcüğünün farklı anlamlarından yola çıkar. Yazılım mühendisleri dinamik program analizi sırasında birer PROFILER’a dönüşürken, kriminal alanda etkinlik gösteren PROFILER, bir suçun ardındaki potansiyel şüphelinin demografik özelliklerini tahmin eder. Sanatçı da gerek kendi içsel dinamiklerinin, gerek içinde yaşadığı toplumun bir tür PROFILER’ıdır; her bir yapıtında onu çevreleyen gerçekliğe dair ipuçlarının peşine düşer ve bu gerçekliğin evrileceği bir sonraki aşamanın «profilini» çizer. Sergide Baysan Yüksel özgür iradeyi ve ikilemleri sorgulayan resimleriyle; Eda Emirdağ topluma ayna tutan video ve fotoğraflarıyla; Erim Bikkul kesme kağıt katmanlarıyla inşa ettiği figürlerle; Genco Gülan iktidar kavramına ironiyle yaklaşan heykeliyle; Karbon portre olgusunu yaşam/ölüm ikiliği üzerinden yorumladığı mekâna özgü yerleştirmesiyle; Özge Yağcı kadınlığa dair toplumsal baskıları ele aldığı asamblajıyla; Saliha Yılmaz farklı kimlikler yaratarak kurguladığı gerçeküstü portreleriyle; Taşkın Esin ise veriler üzerinden olasılık kavramını görselleştiren düzeneğiyle yer alıyor.
sanat365.com/blog365

Special Politic

9 Haziran 2016 Perşembe     379
"Special Politic" sergisi; insanlık tarihinde korkuya doğmanın yarattığı dünya algısında, bireyin yaşam evrelerine göre korku hâkimiyetini inceliyor. Kişinin kendisiyle, toplumla ve dünyayla olan diyaloğundaki çatlakları açığa çıkartarak, çatlakların içinden sızanlarla ilgileniyor. Sergi, geleneksel toplumlardaki “varlık” olma halleri ve bu hallerin genel tutumları, çatlakları ve çatışmaları ekseninde toplanırken, bu karşıtlıkların ve çarpıklıkların çatıştığı noktada ortaya çıkan “ilkel zihin” ve “kolektif zihin” modelleri üzerinden modernite ve korkunun nasıl biçimlendirildiğini araştırıyor. Yaşam döngüsü içindeki varlık modelleri ve bu modellerin birbirleriyle etkileşimlerinin yarattığı biçimsiz çokluğun çelişkileri, kolektif davranışın altında görünmez hale gelen bireyin sorunları ve bu sorunların sesli ifadesinden doğan bir sağırlar diyaloğunu ifade ediyor. Küratörlüğünü Esra Özkan, Gencer Uçar ve Merve Balcıoğlu’nun yaptığı sergide, Anti-pop, Candaş Şişman, Baran Çağınlı, Leyla Emadi, Öykü Ersoy, Manolya Çeliker, Nesren Jake, Esra İlbeyli, Tuba Ergin, Olgu Ülkenciler, Selda Başkaya, Şeyda Özdamar, Naz Sirmen, Tutku Bulut Beyaz, Hülya Sözer ve Yağmur Yılan yer alıyor. "Special Politic" ismi ise herkesin fikir ve düşüncelerini özgürce, istediği şekilde ifade edebilmesinden doğan özgünlüğü ifade ediyor. Farklı alanlardan sanatçıları bir araya getirerek, izleyiciye “yeni bir sözün” mümkün olabildiğini aktarmaya çalışan "Special Politic" sergisi, 30 Nisan’dan 22 Mayıs’a dek GaleriBU’da ziyaret edilebilir.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat