sanat365.com

"Esinti"

sanat365.com/blog365

Lithian Ricci, Esinti Sergisi

11 Kasım 2019 Pazartesi     164
Üsküdar’ı, şehrin kültür sanat merkezi haline getiren Üsküdar Belediyesi, ilginç malzemeler kullanarak eserlerine ruh ve farklı bir boyut kazandıran İstanbul tutkunu, Romalı sanatçı Lithian Ricci’nin Esinti Sergisi’ni İstanbullularla buluşturdu. Osmanlı hanedanlığına adını yazdıran 10 sultanın portrelerinden oluşan sergi, tarihten izler taşıyan yönüyle katılımcıları kısa bir tarih turuna çıkarıyor. Lithian Ricci’nin Türk kadınlarının estetik ve zarafetine duyduğu hayranlıktan yola çıkıp, tarihin en görkemli imparatorluğu olan Osmanlı’nın sultanlarını resmederek hazırladığı Esinti Sergisi, 8 Kasım tarihinden itibaren 5 Ocak 2020’ye kadar Nev Galeri Nevmekan Sahil’de sergilenmeye başladı. Küratörlüğünü Yasemin Aslan Bakiri’nin üstlendiği sergide, sanatçının esin kaynağı olan Türk kadınlarının yüzlerinden oluşan eserler de yar alıyor. Ayrıca, hayali ve manevi bir dünyadaki çeşitli insan ve hayvan konularını temsil eden 7 büyük boyutta kâğıt üzerine mürekkeple çalışılmış eserleri de sergileniyor. Çok sayıda seçkin davetlinin katıldığı serginin açılışında konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, İstanbul’da yaşayan İtalyan sanatçı Lithian Ricci’nin eserlerini İstanbul ve Osmanlı tarihinden esinlenerek yaptığını söyledi: ‘’Öncelikle bu eserler Türk kadınının asaletini ve zarafetini yansıtmaktadır. Güzel Üsküdar’ımız da hanım sultanlar şehri. Sosyal hayatın içinde olan eserleri olan hanımlar hep Üsküdar’a eserler bırakmışlardır. Nevmekan Sahil de tam bir Üsküdar müzesi, İstanbul’un yansıtıldığı bir eser oldu. Dolayısıyla bu sergi tam bir İstanbul sergisi olmuştur. Herkesin rahatlıkla ulaşabileceği, herkesin gezip dolaşabileceği ve bu nadide eserleri görebileceği bir yer. Eserlerin herkesin ulaşabileceği bir mekanda olması da ayrıca değerli. Değerli sanatçı Lithian Ricci’nin yanı sıra serginin küratörlüğünü yapan Yasemin Aslan Bakiri hanımefendiyi de katkılarından dolayı ayrıca kutluyorum. 5 Ocak 2020’ tarihine kadar sanatseverlerle buluşacak olan sergiye tüm Üsküdarlıları ve İstanbulluları bekliyoruz.’’ Lithian Ricci Hakkında Roma’da dünyaya gelen Lithian Ricci, burada mimarlık derecesi aldıktan sonra eğitim hayatını, Londra’da Healtherley Güzel Sanatlar Okulu ve Mimarlık Derneği Okulu’nda aldığı eğitimle destekledi. Bir süre mimar olarak çalıştıktan sonra 1984 yılında kariyerini sanata yöneltti. Resim ve heykel branşlarında çok özel çalışmalara imza attı. O günlerden bu yana farklı disiplinlerle çalışan, ilginç malzemeler kullanarak eserlerine ayrı bir ruh ve boyut kazandıran usta sanatçının eserlerinde, İtalya’da 80’li yıllarda ortaya çıkan Pittura Colta sanat akımının post modern izlerini görmek mümkün. Lithian Ricci, 2013 yılında İstanbul Bianeli’ne özel hazırladığı sergi ile İstanbul’un sihirli atmosferinden ve kültüründen etkilenerek eserlerini Türk kültüründen izlerle harmanlamaya başladı. Açtığı kişisel ve karma sergilerle de bu eserlerini sanatseverlerle paylaştı. Tam bir İstanbul aşığı olan Lithian Ricci, bugün hem İstanbul ve hem de İtalya arasında dönüşümlü olarak yaşamını sürdürüyor.
sanat365.com/blog365

Akbank Caz Festivali Başlıyor

1 Ekim 2019 Salı     54
Bu yıl 29. kez caz severlerle buluşacak Akbank Caz Festivali, 17-27 Ekim tarihleri arasında 130’dan fazla yerli ve yabancı sanatçının performanslarıyla 36 ayrı mekanda gerçekleştirilecek. Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali 29. kez şehri cazın farklı renkleriyle buluşturacak. Kurulduğu günden bu yana sanatı ve sanatçıyı destekleyen Akbank’ın en uzun soluklu kültür sanat projelerinden biri olan Akbank Caz Festivali, yepyeni ritim ve renkleri içeren zengin programı ile 17-27 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. 29. Akbank Caz Festivali’nde bu yıl; caz müziğinin önemli temsilcilerinden Art Ensemble of Chicago, Charles Lloyd Sky Trio feat., Gerald Clayton ve Marvin Sewell, The James Carter Organ Trio, Jakob Bro Trio, Louis Sclavis Quartet, Sarah McCoy, Alfa Mist, Bugge Wesseltoft & Erkan Oğur & Friends, Yonathan Avishai Trio, Mats Eilertsen Trio, KOKOROKO, Maisha, NES, Vaudou Game gibi farklı ülkelerden birçok sanatçının yanı sıra Türkiye’den Kerem Görsev Trio, Zuhal Olcay feat. Güvenç Dağüstün, İmer Demirer, Ali Perret, Aydın Esen ve Can Kozlu, Bora Uzer Group, Bebop Project, B’r Şeyler Eks’k, Standards & Selen Beytekin, Serhan Erkol Kerem Türkaydın gibi isimler de sahne alacaklar. Organizasyonu ve içerik programlaması Pozitif iş birliğiyle gerçekleştirilen 29. Akbank Caz Festivali 11 gün boyunca; Ustalara Saygı, Avrupa’dan Caz, Cazda İngiliz Çıkartması, Civardakiler, Festivale Özel, Caz ve Ötesi, Caz Odada ve Caz Saati’nden oluşan sekiz ana temanın yanında; Liselerde Caz, Kampüste Caz, ve Atölyeler ile toplam 11 kategoride caz severlere unutulmaz anlar yaşatacak. Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, uzun soluklu ve sürdürülebilir kültür sanat projelerine destek veren Akbank’ın tam 29 yıldır, her yıl yeni sürprizlerle Caz Festivali’ni, hiç eksilmeyen duygu ve coşkuyla sanatseverlerle buluşturduklarını vurguladı ve ekledi: “İstanbul’un sınırlarını aşan Akbank Caz Festivali’nin liselere, üniversitelere ve Anadolu’ya caz ritmini taşıyan önemli bir misyonu var” Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, Türkiye’nin geleceğine inanan bir banka olarak uzun vadeli bakış açılarından hiçbir zaman ödün vermediklerini belirtti ve şöyle devam etti: “Bu kapsamda kültür ve sanata sağladığımız desteğin de sürdürülebilir ve uzun soluklu projelerle hayat bulmasını önemsiyoruz. 29. yılına kesintisiz ve ilk günkü heyecan ile ulaşan Akbank Caz Festivali de, bu uzun soluklu projelerimizin en önemlilerinden biri. İstanbul’un sınırlarını aşan Akbank Caz Festivali’nin liselere, üniversitelere ve Anadolu’ya caz ritmini taşıyan önemli bir misyonu var. Akbank Caz Festivali’ni gittikçe artan izleyici kitlesi ile buluşturmaya, 29 yıldır olduğu gibi, önümüzdeki yıllarda da devam edeceğiz.” Akbank Caz Festivali’nin kesintisiz bir şekilde, ilk günlerin heyecanıyla 29 yıldır ayakta tutanın, festival ekibinin emeği, müzisyenlerin desteği ve caz severlerin büyük ilgisi olduğunu vurgulayan Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, 29 yıldır, dünyanın her köşesinden İstanbul’a ritm ve renk taşıyan binlerce sanatçıyla, onbinlerce sanatseveri buluşturmaktan büyük mutluluk duyduklarının altını çizdi ve ekledi: “Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden Akbank Caz Festivali 29. yılında da önceki yıllarda olduğu gibi, programını genişletip, farklı deneyimler ekleyerek yeni dünyayı takip eden, gençleşen ve hedef kitlesini genişleten bir festival olmayı başardı.” Organizasyonu ve içerik programlamasını yapan Pozitif’ten Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Turfan Mumcuoğlu ve Festival Yöneticisi Gözde Sivişoğlu da açıklamasında, Akbank Caz Festivali’nin programına ilişkin şu bilgileri verdi: “Akbank Caz Festivali; 29 senelik köklü yapısıyla beraber dünyadaki disiplinler arası çalışmaları ve yenilikleri de takip ederek; her yıl, yeni içeriklerle programını zenginleştirmeyi ve gençleştirmeyi başardı.” Bu sene yine bu amaçla festival programımızı 11 tema altında hazırladık ve “Caz Odada” ve “Caz Mutfakta” gibi yeni içeriklerle zenginleştirdik. Bizim için çok kıymetli ve önemli bir gece olan ve 1991 yılından 2013’e kadar festivalin direktörlüğünü yapan Mehmet Uluğ anısına bu yıl 6.’sı düzenlenecek “Mehmet Uluğ Gecesi” için yine Babylon’da buluşacağız. 2009 yılında Mehmet Uluğ’un davetiyle ilk albümünü Pozitif Müzik çatısı altında yayımlayan İmer Demirer; Can Kozlu ve Volkan Topakoğlu ile birlikte İ.M.C. Trio olarak Babylon sahnesinde olacak. Gecede ayrıca Ali Perret, Şenol Küçükyıldırım ve Meriç Demirkol’dan oluşan P.D.K. Trio, Aydın Esen ve Bora Uzer Group sahne alacak. Pozitif olarak 29 yıldır, Akbank Caz Festivali’nin organizasyonunu üstlenerek, DNA’mızın da temsil ettiği, şehir ve yaşam kültürüne öncülük eden müziğin geliştirici ve dönüştürücü gücüne inanıyoruz. Bu alandaki etkinliklerin sadece fiziken değil yürekten de destekçisiyiz.” Festival bu yıl 50. yılını kutlayan cazın kilometre taşı plak şirketlerinden ECM Records sanatçılarına özel bir yer ayırıyor. Avrupa’nın en prestijli caz festivallerinden biri konumunda olan Akbank Caz Festivali, bu sonbaharda caz dünyasının saygın plak şirketlerinden ECM Records’a özel bir ayırıyor. 2019 yılında 50. yılını kutlayan ve 1969 yılından günümüze 1600’ün üzerinde albümü müzikseverlerin beğenisine sunan ECM festival kapsamında farklı kuşaklardan müzisyenlerin yer aldığı bir seçki ile İstanbullu cazseverler ile buluşacak. ECM imzasını festivale atacak isimler arasında 50. yılını kutlayan Art Ensemble of Chicago, Louis Sclavis Quartet, Mats Eilertsen Trio, Yonathan Avishai Trio, Jakob Bro Trio feat. Joey Baron, Thomas Morgan ve uzun yıllar ECM çatısı altında çalışmış olan Charles Lloyd Sky Trio gibi farklı kuşaklardan müzisyenler yer alıyor. 29. Akbank Caz Festivali’nde bu yıl; 36 ayrı mekanda 130’dan fazla müzisyenle 35 konser, 3 söyleşi, 25 atölye etkinliği gerçekleştirilecek. Akbank Sanat, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Zorlu PSM, Babylon, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Nardis Jazz Club, Summart Sanat Merkezi, The Badau, Bova, Tamirane Akasya, Avusturya Başkonsolosluğu, Soho House, Zuhal Concept, Sofa Hotel Autograph Collection ve Feriye’nin de içinde bulunduğu 36 ayrı mekan 29. Akbank Caz Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Lise çağındaki gençlere caz müziğini tanıtma ve sevdirme amacıyla bu yıl sekizincisi düzenlenen “Liselerde Caz Atölyeleri” kapsamında 10 lisede gençler, Türkçe pop ve rock parçalarının caz uyarlamalarıyla büyük beğeni toplayan Yavuz Akyazıcı Project ile bir araya gelerek caz müziğini ve enstrümanlarını daha yakından tanıma fırsatı bulacaklar. Festivalin en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Kayseri Erciyes Üniversitesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Adana Çukurova Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi’nde, caz sahnesinin başarılı davulcularından Ediz Hafızoğlu’nu “Nazdrave” projesi ile üniversiteli gençlerle buluşturacak.
sanat365.com/blog365

İbrahim Tayfur, İstanbul’dan Esintiler

7 Kasım 2016 Pazartesi     447
İbrahim Tayfur’un "İstanbul’dan Esintiler" isimli sergisi 5 Kasım’da Ankara’da Galeri M‘de açılıyor! 
Sergi, İbrahim Tayfur’un İstanbul’daki yaşantısını, gözlemlediği alanları kendi tarzında yorumlayıp tuvale ve kağıda aktardığı eserlerden oluşuyor. Sanatçı İstanbul’un sokaklarını, ikonik sembollerle yorumlarken, boyanın renge dönüşen sınırında gezinmekten hoşlanır. Bir resimden ötekine, görsellik dinamizminin boyutlarını araştırır ve eserlerini soyutçu analizler düzleminde zenginleştirir. 
İstanbul’un her semti tarihi yansıtır. Her semtte ayrı bir hikaye,farklı bir geçmiş yatar. Hatta her semt adını geçmişte yaşanan bir olaydan alır. Sanatçı İstanbul’un semtlerini, insanlarını ve hayvanlarını da resimlerinde işleyerek yaşayan bir İstanbul resmetmiştir. Sanatçı, sanatseverleri Galata Kulesi’nden Kız Kulesi’ne bakan insanlarıyla, Balat’ın cumbalı evli sokaklarından, Beyoğlu kafelerinden ve Cihangir’in kedilerine kadar birçok İstanbul semtiyle uzun bir yolculuğa çıkarıyor.
 Pierre Loti’nin de dediği gibi; 
"Ah İstanbul! Beni büyüleyen isimlerden en çok büyüleyeni yine sensin." 
 İbrahim Tayfur’un "İstanbul’dan Esintiler" isimli sergisini 24 Kasım’a kadar Galeri M ‘de görebilirsiniz.
sanat365.com/blog365

Summer Collective II

13 Temmuz 2016 Çarşamba     459
Galeri İlayda 23 Haziran – 18 Eylül 2016 tarihleri arasında "Summer Collective II" isimli grup sergisine ev sahipliği yapacak. Sergide, Ardan Özmenoğlu, Atilla Galip Pınar, Aysel Alver, Barış Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Derya Özparlak, Didem Yağcı, Gazi Sansoy, Kerim Yetkin, Mehmet Turgut, Nurdan Likos ve Özcan Uzkur’un işleri izlenebilir. Sizleri yaz boyu devam edecek olan sergimizi ziyarete bekliyoruz. Ardan Özmenoğu, geçtiğimiz aylarda, ilk müze sergisini Almanya, Hagen`deki Osthaus Müzesi`nde “Made in Istanbul” sergisiyle açan ve hayli ilgi ile karşılanan sanatçımız, Türk Serisi’nden yapıtlarıyla sergide. Alışılmış kalıpların dışında özgün, orijinal fikir ve tekniği ile göz dolduran ender çağdaş sanatçılarımızdan olan Ardan Özmenoğlu, özgün baskı tekniğiyle buluşturduğu post-it notlar ile yarattığı eserleri, cam heykelleri, neon kullanarak ürettiği eserleri ve enstalasyonlarıyla tanınmaktadır. Atilla Galip Pınar, son dönem eserlerinde de, geçmişten günümüze süregelen varoluş karşısında insanın çaresizliğini, yalnızlığını, tedirginliğini, tutsaklığını, doğayla ilişkisini temel alarak yansıtmaya odaklı kavramsal altyapıya sadık kalıyor. Bununla birlikte, eserlerde kullanılan renklerde dengeli bir sadeleşme farkediliyor. Form ve imgelerde ise girift yapı artarak sürerken, doğada yer alan hayvan ve insan figürleriyle birlikte resmedilen düşsel varlıklarla kendini gösteren bir kişiselleşme göze çarpıyor. Aysel Alver, kağıt hamuru ile biçimlendirilip, kolaj tekniği ile son şeklini verdiği bu figürleri, kimlik ve kimliksizlik sınırlarını çoktan geride bırakarak “en”ler içinde var olan bir imge çizerler. Kesintiye uğrayan modernleşme ve aydınlanma sürecini dengesi bozulmuş hümanizm anlayışı ve deforme olmuş ahlaki ve etik değerler üzerinden irdelemektedir. Heykellerinde gerçekleştirdiği psikanalitik bir yaklaşımla ahlaki ve etik değerlerin yitimini izleyiciye deneyimletmek istemektedir. Caner Şengünalp, ‘’düşünmenin sınırlarında gezen bir sanatçı… Şengünalp sanatın, üstelik heykelin diliyle akıl almaz bir metafizik macera sergiliyor. O, heykellerinde kullandığı doğal malzemelerin dokusuyla düşüncelerin dokusu arasında yol alırken doğaya nüfuz eden insan aklının paradoksal girdaplarını açıyor..Şengünalp’in sanatı insan doğasının tarih üstü hakikatini arayan, antropolojik ve felsefi bir altyapı ile kendi sanatsal ifade yollarını açıyor.’’ (Meriç Bilgiç) Damla Özdemir, üç boyutlu dijital kolajlarıyla dikkat çekiyor. Marcus Graf sanatçıyı ve yeni eserlerini şöyle yorumluyor : ‘’Yeni işlerinde resmedilen mekanlar diğer parçalara kavramsal bir katkı da sunuyor. Ana karakter ile onu çevreleyen ortamın arasındaki ilişki, dünya ile insanın arasındaki sorunlu bağlantıya dikkat çekiyor. Nihayet, çoğunlukla tuhaf görünen figür-bağlam ilişkisi, Özdemir`in son çalışmalarına biraz gerçeküstü bir karakter veriyor. Bu çalışmalar, Damla Özdemir`in sanatsal yolculuğunda gayet iyi ilerlediğinin bir kanıtı. Ayrıca, işlerindeki sürekli gelişen içerik ve kompozisyon karakteri de, gelecekte sanatçının birçok muazzam serisini göreceğimizi vaat ediyor. ‘’ Derya Özparlak, sergide yer alan heykelleri hakkinda şu yorumlarda bulunuyor. ‘’Uçan balonlu figürleri düşünce balonu fikri ile ortaya çıkardım. Daha sonra bu figürler, kendilerini yerçekimine karşı balonlarla uçarak ifade ettiler. Metalin ağırlığı ve soğukluğuna karşı, renkli ve hafif balonlarla zıtlık oluştururken hem teknik hem de kavram olarak hafifliği yakaladım.’’ Didem Yağcı, çalışmalarında, felsefi ve sanatsal anlamda edindiği farklı bakış açılarını kendi geliştirdiği özgün teknik ve malzeme kullanımı ile dönüştürüp yenilikçi ve yaratıcı formlar meydana getirirken, görsel kompozisyon ve renk dengesi arasındaki ilişkiye özel bir önem vermektedir. Sanatçının eserleri ile ilgili Marcus Graff şu yorumu yapıyor: ‘’Didem Yağcı, kompozisyonlarında renklerin yanı sıra, kumaşlar, eski kitap sayfaları ile geleneksel keçeyi birarada kullanıyor Didem Yağcı’nın yapıtları, böylece görsel güzelliğin çok ötesine geçiyor keza içeriğindeki figüratif kompozisyonlar, insan olmaktan kaynaklı varoluşsal meseleleri de eleştirel bir gözle yeniden sorgulatıyor.’’ Gazi Sansoy, farklı teknikle çalışmaya başladığı Yüzsüzler Serisi işleriyle ilgili şu yorumda bulunuyor: ‘’Temelinde minyatür serisini oluşturmak için kestiğim figürlerin ardında kalan renk lekelerinden kaynaklanan/oluşan biraz rastlantısal bir fikirdi, sonraları çok sevdiğim Rönesans resimlerinde sadece etleri yok edip pop renklerle boyayarak klasik ve çağdaş renk ve kompozisyon zıtlığını oluşturabileceğimi fark ettim. Arkasından da İsa, Meryem, havariler ve mitolojik imgelerin tamamen o dönem koşullarıyla sanatçılar tarafından resmedildiğini (ya da resmettirildiğini), aslında her birinin o resmi yapan sanatçının yani insanın düş gücü olduğunu dolayısıyla aslında o imgelerin gerçek olmadığını ve zaten olamayacağını böylelikle de aslında tamda “Yüzsüzler” adını hakedecek resimler olabileceğini düşündüm… Takip eden süreçte yani bugünlerde sadece bu anlamda resimlere bağlı kalmadan daha çok klasik ve modern zıtlığını birinci plana alarak bu serinin yeni resimlerini ürettiğimi söyleyebiliriz…’’ Kerim Yetkin, kullandığı farklı teknikler ile dokuda fırça darbelerinden ziyade, kesikler, yarıklar ve silmeler ile geçişler elderken, kimi zaman yalın, kimi zaman da bütün içindeki grift anlatım şekliyle izleyicinin öze, çok derinlere gitmesini arzuluyor. Bu yansımalar, sanatçının bazen oldukça geniş tuval yüzeylerinde, bazen de parça bütün ilişkisini irdelediği küçük boy onlarca eserden meydana gelen çoklu kompozisyonlarında muhteşem bir armoni içinde karşımıza çıkıyorlar. Mehmet Turgut, ’Koza’’ eserinden ilham alarak çekimlerini gerçekleştirdiği yeni serisinde, yıllar sonra, ruhundaki kadını ifadelendirme arayışında yeni bir yolculuğa çıkıyor. Sanatçı serinin çıkışı noktası ile ilgili olarak ‘’Bir kadının bütün uzuvlarını çekmek istiyorum. Dirseğini, sırtını, kafasını, kollarını, göğüslerini… Parça parça çekmeye başladım. Niye çektiğimi bilmeden basıyordum deklanşöre. Sonra dedim ki, “Kafamdaki kadını yaratacağım”. Sonunda bir koza çıktı karşıma. Tamamlayamadım kafamdaki kadını, insan formunu veremedim ya da zaten tam değildi kafamdaki kadın.’’ yorumunda bulunuyor. Nurdan Likos, Aklımdakiler serisinden bir eseri ile sergide. Sanatçı, bu seride kendi kişisel hikâyesinden yola çıkarak kadınlara ait bir dünyanın mahremiyetini, günahlarını konu alır. Renkler ile anlatımlarını güçlendirdiği kompozisyonları yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgiye de işaret etmektedir. Sanatçı sanatsal üretimlerinde kendisinin de yaşadığı çelişkili bir dünyanın tanımlamasını yapmaya çalışır. Özcan Uzkur, oluşturduğu kimliksiz bedenler, birbirine savaş açmış insan bedenlerinden izler sunuyor izleyicilere. Uzkur’un yapıtlarında, lif ve kan öne çıkarak, bir yandan bedeni oluşturmak üzere bir araya gelip bir yandan ondan ayrılıyorlar. Birleştiği anda tekrar dağılmaya başlayan beden, belki de kendi bedenine yabancılaştığını ve hiçbir zaman tam bir bütün olamayacağını ifade ediyor. Galeri İlayda tarafından temsil edilen ve birbirinden özgün işler üreten sanatçıların işleri 18 Eylül 2016 tarihine kadar Galeri İlayda’da görülebilir.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat