sanat365.com

"Cumhuriyet"

sanat365.com/blog365

Cumhuriyet sergisi

10 Ekim 2019 Perşembe     135
Kurulduğu günden bugüne kadar çeşitli sanat projeleri düzenleyen, sanatı ve sanatçıyı destekleyen kuruluşlardan biri olan Portakal Çiçeği Uluslararası Plastik Sanatlar Kolonisi, artık gelenekleşen “Cumhuriyet” sergisini Ankara’lı sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Ahmet Şahin tarafından 2008 yılında kurulan koloni, bugüne kadar yüzlerce ülkeden bine yakın sanatçıyı ağırladı. Hem sanata ve sanatçıya destek verip, hem de sanat yoluyla sosyal sorumluluk projelerini hiç bir ticari bir kaygı gütmeden sürdürdü. Portakal Çiçeği Uluslararası Sanat Kolonisi’nin, Berlin’de başlayan ve yıllardır farklı illerde devam eden Cumhuriyet Sergilerinden biri de bu yıl Başkent PortArt Gallery’de açılıyor. 29 Ekim’de açılacak sergide, farklı disiplinlerden usta, orta ve genç kuşak sanatçıların yaklaşık 150 eseri sanatseverlerle buluşacak. Koloninin CEO’su Hakan Körpi, “Cumhuriyetimizin 96.yılı için bir sanat şöleni hazırlıyoruz. Bu sergi için özellikle Cumhuriyetimizin kurulduğu il olan başkent Ankara’yı tercih ettik. Cumhuriyete ve sanata gönül veren tüm dostları bekliyoruz. Cumhuriyet için, sanat için birlikte olalım bu özel günde” diyerek tüm sanatseverleri sergide buluşmaya çağırdı. 29 Ekim 2019 açılışı gerçekleştirilecek sergi 12 Kasım 2019 tarihleri arasında PortArt Gallery’de ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’nin İzleri Atlı Köşk’te

24 Mart 2018 Cumartesi     279
"Boğaziçi’nde Bir Hanedan: Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’nin İzleri Atlı Köşk’te" sergisi, 17 Şubat 2018 Cumartesi, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) açılıyor. Sergi, Müze’de gerçekleştirilen ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’nın üyelerinin yaşam hikâyeleri, İstanbul’daki mimari izleri, Osmanlı ve Türkiye kültür-sanat dünyasındaki önemleri gibi konulara odaklanan “Boğaziçi’nde Bir Hanedan: Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi” konferans serisiyle bağlantılı bir içerikle, aileye ait fotoğraf ve objelerden bir seçki sunuyor. Bugün SSM’ye ev sahipliği yapan ve Prens Mehmed Ali Hasan’ın 1925’te dönemin önemli mimarı Edoardo De Nari’ye yaptırdığı Atlı Köşk, ilk sahipleri olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı üyelerinin günlük hayatlarını ve geçmişlerini yansıtan bir sergilemeye sahne oluyor. Bir dönem İstanbul’a damga vuran Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’ndan bu çağa ulaşan bir anı niteliğine sahip olan Köşk, bu sergiyle ailenin altın çağını zihinlerde canlandırıyor. Gelenek ile yeniliğin iç içe geçtiği 19. yüzyıl İstanbul gündelik hayatının ve kültür ortamının önde gelen aktörleri arasında yer alan, sosyal hayata etkilerini Cumhuriyet döneminde de sürdüren Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı üyelerinin anıları, ailenin geçmişine ışık tutuyor ve ülke tarihinin bir sayfasını gözler önüne seriyor. Önce kumandan, daha sonra ise vali olarak gönderildiği Mısır’da kısa sürede kurduğu mutlak hâkimiyet ile bölgenin tarihinde yeni bir dönem başlatan Mehmed Ali Paşa ve soyundan gelenler, bağlarını koparmadıkları İstanbul’da düşünce ve kültür hayatındaki dönüşümü hızlandıran bir unsur olarak varlık göstermişlerdir. Eğitim, siyaset ve seyahat gibi nedenlerle Avrupa ülkeleriyle sıkı ilişki içindeki aile, görkemli yaşam biçimleri ve takipçisi oldukları Avrupai modalarla Osmanlı saray çevresini de etkilemiştir. Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı, mesenlik faaliyetleriyle de kültür hayatında belirleyici bir etki göstermiş, Osmanlı’da ve Türkiye’de sanatın farklı dallarına değer katan birçok isme maddi ve manevi destek sağlamıştır. SSM’de sergilenen Hanedan fotoğrafları, yüzyılı aşkın bir geçmişi aydınlatırken, onların kişisel eşyalarından geniş bir seçki de, “saltanat” fikrini nasıl yaşattıklarını gözler önüne seriyor. Aile üyelerinin, Avrupa’nın ünlü markalarından sipariş ettikleri, inisyallerini taşıyan ev eşyaları, onların Hanedan statülerinin sembolleri olarak seçkide yerini buluyor. Yine sergide örnekleri görülebilecek Mısır Hıdivleri armaları üzerindeki üçer yıldız, ailenin hüküm sürdüğü Mısır, Darfur ve Sudan’ı temsil ediyor. Gümüş tepsilerden ipek kumaşlara uzanan bir seçki ise Kavalalı Mehmed Ali Paşa Hanedanı’nın görkemli yaşamına bir pencere açıyor. Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’ne ait fotoğraf ve objelerden bir seçkinin yer aldığı “Boğaziçi’nde Bir Hanedan: Kavalalı Mehmed Ali Paşa Ailesi’nin İzleri Atlı Köşk’te” sergisi 29 Nisan 2018’e kadar Atlı Köşk’te ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Ödülleri Takdim Edildi

25 Mayıs 2017 Perşembe     465
Sinemada “Kadının emeğini görünür kılma” amacını kanıtlamış Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 20. yılı ödül töreni Yetkin Dikinciler ve Dolunay Soysert sunumu ile Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirildi. Birbirinden değerli sanatçıların ağırlandığı bu özel geceye Hollanda’da Kraliyet Oyuncusu unvanını kazanan Nilgün Yerli muhteşem kabare sanatı ile damgasını vurdu… 20 yıldır sayısız destekçisi ile zirvede kalan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali bu yıl festivalin 20.yaşını 20 ilde ve KKTC gerçekleştirdiği film gösterimleri ile kutladı. Açık havada gerçekleşen açılış töreninde bir ilke imza atan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, kapanış töreninde Onur Ödülünü Perran Kutman’a takdim ederek büyük alkış topladı. Uzun yıllardır tiyatroda izlediğimiz, sinema ve dizilerde canlandırdığı karakterlerle tüm Türkiye’yi kendine hayran bırakan ünlü oyuncu Perran Kutman :“Onur kelimesi ne kadar ağır bir kelime. Mesleğe saygı yatıyor, mesleği sevmek yatıyor. Nice 20 yıllara Uçan Süpürge. Bu ödüle layık görüldüğüm için sonsuz teşekkür ediyorum.” dedi. Tema ödülünün bu yılki sahibi Aslı Erdoğan törene katılamadığı için ödülü annesi Mine Aydostlu’ya verildi. Mine Aydostlu : “ Kızım 9 ay önce tutuklandı, 4.5 ay hapishanede kaldı. Hala yargılanmakta. Suçu ne idi ? Suçu gazeteci, yazar olmak, hakikati aramak ve yazmak. Bunun için hapishaneye atıldı. Cezaevinde olduğu sürece Uçan Süpürge’nin bizlere desteğini hiç unutmuyorum. Tüm kadınlara bu mücadelede çok teşekkür ediyor, saygı ile anıyorum.” dedi. Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nün Emel Çelebi’ye, Genç Cadı Ödülü’nün ise Ecem Uzun’a takdim edildiği gecede Yetkin Dikinciler : Şahane bir 20 yıl! Ne zorluklar, eşikler, önyargılar aşıldı. Gözyaşları, kahkahalar, kavgalar. Uçan Süpürge her yıl mucizeler yaratarak Ankaralılara olağanüstü güzellikler yaşattı. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya, dayanışmaya her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz bu yıl Uçan Süpürge’nin teması “Birlikte Festival Yapıyoruz.“ Pek çok kişi ve kuruluşla... 20. Yıl bu açıdan çok özel. Bu yıl festivalin süpürgesi gerçekten uçtu. 20 ayrı kenti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni de içine alarak aynı anda seyirciye merhaba dedi. Bütün bu kentlerdeki kadınlarla, sinemaseverlerle, oyuncularla, yönetmenlerle, hep birlikte festival yaptık.” dedi Dolunay Soysert: “Kadınlar sinemada var olmak için ne kadar çok çalıştıysa, biz de festival için o kadar çabaladık. Çalıştık, didindik, koştuk, eğlendik, direndik ve kabul ettirdik. Sinemada kadının emeğini, varlığını görünür kıldık ve kılmaya da devam edeceğiz. 20. yılında, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20 yıl önce olduğu gibi, sizleri bir kez daha bu sahneden selamlıyor.” dedi Bu yıl FIPRESCI ödülü Yeşim Ustaoğlu’nun yönettiği Tereddüt Filmine verildi. Yeşim Ustaoğlu’na ödülü FIPRESCI jürisi Sevin Okyay, Bartosz Zurawiecki, Renata Habets tarafından takdim edildi.
sanat365.com/blog365

20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Başladı

23 Mayıs 2017 Salı     358
20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya sunumu ile 20. yıla yakışan görkemli bir açılış gerçekleştirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu (FIPRESCI) jürisi Sevin Okyay katılımı ile Karum’un önündeki açık alanda “Birlikte Festival Yapıyoruz” diyen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 20 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inden canlı bağlantılar ve bant kayıtları ile Türkiye’de bir ilke imza attı. Geçmiş yıllarda ‘Genç Cadı Ödülü’ alan Ayris Alptekin ve Begüm Akkaya’nın açılış konuşmaları ile başlayan festival, 20. yıla özel hazırlanan film gösterimi, 20 il ve KKTC’den canlı bağlantı kurularak devam etti. Canlı bağlantıların yoğun ilgi gördüğü ve Trt’nin arşivinden derlenen festivalin ilk beş yıllarına ait tanıtım videosu ile nostaljik anlar yaşandı. Nergis Hanım filminde canlandırdığı ‘Bahar` karakteriyle  ‘Genç Cadı’ ödülünü kazanan Begüm Akkaya: “ Kurulduğu ilk yıldan itibaren kadın sivil toplum kuruluşları arasında iletişim, dayanışma ve iş birliğini arttırarak bu kuruluşların güçlenmesine katkıda bulunan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin açılışını sunmaktan öte 20. yılını hep birlikte kutluyoruz. Yaşanan her türlü ayrımcılığı, barışı, şiddeti ve adaleti konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçtiğimiz için bu yıl temamızı “Birlikte Festival Yapıyoruz” olarak belirledik. Festivalin 20. yılında yapılan söyleşiler ve paneller göz dolduruyor. “Kadın bakışıyla edebiyat, sinema ve hukuk” fotoğraf, karikatür ve belgesel türlerinde kadın bedeni ve kadın oluşunu sorgulayan “Görsel Kültür ve Kadın” ve Türk Sinemasının birbirinden ünlü oyuncularının yer aldığı sinemada üç kuşağın bir arada olduğu “Kadın ve Sinemayı” kaçırmayın deriz.” dedi. Mavi Dalga’ filmi ile ‘Genç Cadı’ ödülü kazanan Ayris Alptekin : “ Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Ulusal ve Uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarını “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” etkinliğinde bir araya getirdi. Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivalinde bu yıl Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 8 ülkenin filmleri yarışacak.” dedi. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale Sahnesinde gerçekleşecek ödül töreninde Onur Ödülü Perran Kutman’a, Bilge Olgaç Başarı Ödülü Emel Çelebi’ye, Tema Ödülü Edebiyatçı yazar Aslı Erdoğan’a ve Genç Cadı Ödülü Ecem Uzun’a takdim edilecek.
sanat365.com/blog365

Kamera Arkasındaki Kadınlar

3 Mayıs 2017 Çarşamba     387
Kadınlar arası dayanışmanın ve birlikte üretmenin gücüne inanarak yola çıkan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Türkiye’de yine bir ilke imza attı. Festival kapsamında ulusal ve uluslararası işlere imza atmış 100’e yakın kadın yönetmen/yapımcılar Türkiye’de ilk defa yapılan Kadın Yönetmenler/Yapımcılar Buluşması etkinliğinde bir araya geldi. Türk sinemasının birbirinden ünlü başarılı kadınlarının ve basın mensuplarının yoğun katılımıyla gerçekleşen “Kameranın Arkasındaki Kadınlar Buluşması” ayrıca kitap haline getirilecek ve network ağı veri tabanı oluşturulacak… Etkinliğe Yapımcı kadınlardan; Türkan Şoray, Biket İlhan, Hülya Uçansu, Leyla Özalp, Zeynep Özbatur Atakan, Andaç Haznedaroğlu, Çiğdem Mater, Nida Karabal Akdeniz; Yönetmen kadınlardan; Işıl Özgentürk, Nisan Dağ, Emel Çelebi, Çiçek Kahraman, Nihan Belgin, Belgesel yapımcısı Nezahat Gündoğan ve 100’e yakın kadın yapımcı ve yönetmen katılırken Şarkıcı Melis Sökmen’de yer aldı. EDİLGEN KADIN DEĞİL YAŞAYAN KADIN YAŞATILMALI Türkan Şoray: “Erkek yönetmenler edilgen kadın yerine daha yaşayan kadını yaşatmaya başladılar. Feminizm akımıyla birlikte kamera arkasındaki kadınlarımız daha çok duyulmaya başladı. kamera arkasında ne emekler verildiğini 50 yıllık sinema yaşamımda çok iyi biliyorum. Eminim burada çok arkadaşım var hepsini emeklerinden dolayı yürekten kutluyorum. Kadın isterse sinemada mucizeler yaratabilir bu beraberlik ve dayanışmanın yıllarca sürmesini ve sinemaya güzellik getirmesini diliyorum. Nice 20 yıllara diyorum. Gelecek yıl burada birçok kadın sinemacılarımızı daha alkışlamak dileği ile. ” AVRUPA’DA UYGULANAN YENİ FİLM TESTİ: “BECHDEL” Zeynep Özbatur Atakan : 2014 yılında uçan süpürgeden ödül almıştım. O kadar etkilendim ki o gün bugündür her projenin içinde yer alıyorum. Bu yıl Cannes film festivalinde açıklanan filmden sadece yüzde 15’i kadın yönetmenlerden oluşuyor. Fırsat eşitliği sadece Türkiye’de değil tüm dünyada sorun . Kamera arkasındaki kadınlar olarak aslında Türkiye ön sıralarda. Haziran sonunda da rakamlarla bunu sunuyor olacağız. Fırsat eşitliğinin yaratılması dünyada da şu dönem en çok üzerinde durulan konu. Kamera önündekiler için ise başka bir sorun var. Edilgen karakterler yaratılıyor ve bunun yanı sıra karakterler belli yaş grubu ve belli bir şablona oturtuluyor. Avrupa bu önüne geçmek için bir test uyguluyor. Bu teste göre filmin 2 tane önemli kriteri olmalı. Adı da bechdel testi. Teste göre filmde 2 kadın ana karakter olmalı edilgen değil etkin olmalı. En az 2 diyalogda erkek dışında bir şey konuşulmalı. Bu testi geçiyor olması filme artı değer kazandırıyor. Örnek olması ve ders alınması gereken bir bilgi bu. Kadın rolleri için bizim de daha etkin çalışmamız gerekiyor. Edilgen ve fonksiyonsuz kadın karakterler göstermek yerine güçlü sağlam ve farklı karakterler gösterilmeli. Dünya sinemasında kadın karakterler güçlenirken özellikle tv dizilerinde tam tersi edilgen karakterler var. 1986 yılından bu yana film yapım sektöründeyim. Ve inanın gelişimimiz olağanüstü. “Kadın” yönetmen demek yerine yönetmen kadın demeyi daha uygun buluyorum. Çok genç ve kuvvetli bir kuşak geliyor. Çok güzel projeler yapıyorlar pek çok filmleri festivale çıkıp vizyona giriyor. TEMSİLİN CİNSİYETİ VAR ! Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali Kurucusu Halime Güner: Uçan Süpürge 20 yıl önce sinemada kadının emeğinin görünür kılınması için kadın yönetmenlerin çektiği filmleri gösteren bir festival ile yola çıktı. Önümüzde hiçbir örnek yoktu. Bu işin bir okulu yoktu. Fakat bu durumun kadın örgütlenmesi içinde güçlü bir inancı vardı. Kadın Filmleri Festivali Uçan Süpürge’nin projelerinden biriydi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayatın her alanında sağlandığı kadınların güçlendiği ve herkes için adil bir dünyaya kavuşmak amacıyla değişim yaratmak için 21 yıldır yaptığı birçok projeden biriydi. Bu yıl hepimizin ortak deneyimidir yaşadığımız umutsuzluk mutsuzluk çaresizlik ve örgütlenme konusunda yalnızlık… Barışı, adaleti, şiddetsizliği konuşmaya çok ihtiyacımız var. Bu nedenle ikinci başlığımızdaki tanışmada siz kadın yönetmen ve yapımcıların Türkiye toplumunda cinsiyet eşitliği konusunda öncelikle yapılması gereken nedir? Sorusuna verecekleri cevap bizim için yol gösterici olacaktır. Festival bu yıl 20. Yaşının yaşarken 20 Mayıs’ta 20 ilde Adıyaman, Ağrı, Batman, Bitlis, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Hakkari, İzmir, Kars, Malatya, Mardin, Muğla, Siirt, Şanlıurfa, Tunceli, Van’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde bu etkinlikleri eş zamanda yapmanın heyecanını yaşıyor. Akademisyen Fatmagül Berktay: Türk sinemasındaki kadın yönetmen ve yapımcılar kadın hareketinin daima içinde yer aldılar. Temsille ilgili bir durum bu ve temsilin cinsiyeti var. Dolayısıyla iktidarla ve ayrımcılıkla ilgili siyasi bir mesele . Kadınlar insan, özne olma hakkından yoksun bırakıldılar yıllarca. Kendilerini ilgilendiren konularda karar alamıyorlardı. Başkalarının kararlarına uymak zorunda kaldılar. Eğer kadınların ev içinde annelik eşlik görevini yerine yetirmeleri doğal kabul edilmişse kadınların bilim insanı inşaatçı sanatçı olamayacakları düşünülüyorsa o zaman elbette bu düşünce ve önyargılar hem erkekler hem de kadınlar tarafından içselleştirilir. Karşılığında erkek egemenliği meşrulaşır. Kadın sanatçılar yaratıcılıklarını özgürleştirmeye çalışırken toplumda kamusal alana fırlatılmışlığın sorunları ile de hesaplaşmak zorunda kalıyorlar. Kendilerine biçilen simge nesne sorunundan çıkıp özneleşmek en büyük mücadele. Kadın sanatçılar da diğer kadınlar gibi baskılarla kuşatılmış durumda ama aynı zamanda bu baskı ve sınırlamaları içselleştirmiş durumdalar. Filmmor adına açıklama yapan Melek Özman: Kadın filmleri festivalleri gibi bağımsız dayanışma, güçlenme, üretim alanlarımızı korumalı, büyütmeli, bu dayanışmayı üretimi her alana taşımalıyız. Bağımsızlığımız için ekonomik ve teknik bağımsızlık çok önemli. Aynı zamanda içine doğduğumuz rekabeti nasıl aşacağımızın, dayanışmayı sahiden yaşatacağımızın yollarını bulabilmek için bir araya gelmek, birbirimizi dinlemek için de iyi ki buluştuk, iyi ki buradasınız. Birlikte yollar bulmak, açmak üzere…
sanat365.com/blog365

Fipresci Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde

29 Nisan 2017 Cumartesi     244
Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun (FIPRESCI) jüri göndererek ödül verdiği dünyadaki tek kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 20-23 Mayıs tarihlerinde izleyicileriyle buluşmaya hazırlanıyor. Festival bu yıl, ilk kez 20. yılına özel olarak Ankara programının yanı sıra 20 ilde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde film gösterimleri ve çeşitli etkinliklerle sinemaseverlere merhaba diyecek. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin bu seneki sinema yazarı jüri üyeleri ise Polonya’dan Bartosz Zurawiecki, Hollanda’dan Renata Habets ve Türkiye’den Sevin Okyay. 1925’te Paris’te kurulan FIPRESCI, dünyanın her yerinden profesyonel film eleştirmenleri ve sinema yazarlarının oluşturduğu, 46 üye ülke tarafından temsil edilen bir meslek örgütü. Uruguay’dan İsveç’e, Slovakya’dan Japonya’ya, Hindistan’dan Mısır’a kadar pek çok ülkede temsil edilen FIPRESCI’nin Türkiye’deki temsilcisi ise SİYAD (Sinema Yazarları Derneği). 2014 yılından bu yana FIPRESCI dönem başkanlığını, tarihinde ilk kez bir kadın sinema yazarı Alin Taşçıyan yürütüyor. 8 ÜLKE FIPRESCI İÇİN YARIŞACAK Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali için 2003’ten beri jüri oluşturan FIPRESCI, her yıl festival programının “Her Biri Ayrı Renk” başlıklı bölümünde gösterilen filmleri değerlendirerek içlerinden birine FIPRESCI Ödülü veriyor. 20. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri kapsamında bu yıl; Bartosz Zurawiecki, Renata Habets ve Sevin Okyay tarafından değerlendirilecek filmlerden biri, büyük ödülü festivalin 23 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Bale sahnesinde gerçekleştirilecek kapanış töreninde alacak. Bu yıl yarışma bölümünde Portekiz, Hırvatistan, Makedonya, İspanya, Slovakya, Brezilya, Fransa ve Türkiye’den 8 film yer alıyor. 2003’dan bu yana Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde FIPRESCI Ödülü alan filmler; “Şanslı Bir Gün” (A Lucky Day), “Bir Deve için Daha Kolay” (It is Easier for a Camel), “Kız Almak” (To Take a Wife), “Küçük Kudüs” (The Little Jerusalem), “İncir Ağacı” (Faces of a Fig Tree), “Utanç” (Buddha Collapsed out of Shame), “Trans” (Transe), “Yuva” (Home), “Zefir” (Zephyr), “Ivan’ın Kadını” (Ivan’s Woman), Montrö Kraliçesi (Queen of Montreuil), Köpeğim Killer (My Dog Killer), İsrail Usülü Boşanma (Gett), Gelecek Günler (Things To Come)

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat