sanat365.com
sanat365.com/blog365

Güneşin Sustuğu Yer

11 Kasım 2019 Pazartesi     21
“Cehennemin sınırları yoktur, kendine ait bir yeri de yoktur, Bulunduğumuz yerdir cehennem ve cehennem neredeyse biz de oradayız. “ Dr. Faustus, Chritopher Marlowe Galeri Bu 09.11.2019 – 07.12.2019 tarihleri arasında, Aykut Öz’ün “Güneşin Sustuğu Yer” isimli solo sergisine ev sahipliği yapıyor. "Güneşin Sustuğu Yer" sergisi, Aykut Öz’ün geniş bir zaman aralığına yayılan üretim sürecinde heykel, resim, video, stop motion ve mekâna özgü yerleştirmelerinden oluşan kapsamlı bir sergi olarak izleyiciyle buluşuyor. Öz sergide, cehennem imgesini sanat tarihi, gündelik hayat, felsefe ve bellek bağlamlarında yeniden masaya yatırarak kendi cehennemini yaratıyor ve hem kişisel hem de toplumsal sorunsalların üzerine mizahi ve eleştirel bir dil kurguluyor. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde uzun yıllardır sahne ressamı olan Öz, özellikle malzeme kullanımı konusunda oldukça zengin bir dile sahip. Kimi zaman buluntu objeler üzerine, kimi zaman bronz bir heykelde kimi zamansa kağıttan ürettiği 3 boyutlu heykelleriyle izleyiciye tanıdık nesne ve mekanlar yaratarak cehennemde meraklı ve tekinsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Aykut Öz sergiyi; “Cehennemi yapılan kötülüklerin cezasının çekildiği mistik bir öte dünya, insanüstü bir cezaevi olarak değil de, ben ve dış dünyanın etkileşimiyle oluşan olumsuz haller ve durumlar için kullanmaktayız çoğunlukla. Savaşlar, cinsel istismarlar, yalanlar, dolandırıcılıklar, din istismarları, hayvan istismarları ve bunlara ekleyebileceğimiz daha birçok bize insana özgü kötülük örnekleri yaşamımızı cehenneme çevirmek için yeterlidir aslında. Ama biz tüm bu kötülüklerle yaşamaya öyle alışmışızdır ki, genellikle kısa tepkiler vermek dışında bir edimimiz olmaz. Bizim için gerçek cehennemler küçük öznel hayatlarımızın içindedir. İş, eş, okul, yemek, arkadaş, patron, işçi, memur, ayakkabı, otomobil vs vs, say sayabildiğince. Statü savaşlarından tut da ayağı vuran ayakkabıya kadar bir çok unsur cehennem eder bize hayatı. Bütün bu cehennemlerden uzaklaşmak adına yapay cennetlerde buluruz avuntuyu; AVMler, marketler vs vs, kısacası para harcayıp rahatlayabileceğimiz mekanlardır bunlar. Ve aslında büyük cehennemin sponsorları oluruz, bu düzenin içinde düşe kalka, yuvarlanır gideriz. Dante ve Rodin`in izinde...” şeklinde tanımlıyor. 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Heykel Bölümü’nde öğrenimini tamamlayan Aykut Öz, 2010 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı. Sahne dekorasyonu, stop-motion canlandırma, resim ve heykelle ilgili çeşitli projelerde yer aldı. Bugüne kadar dokuz kişisel sergi açtı. Sanat Kurumu tarafından 2016 yılı için heykel dalında yılın sanatçısı seçildi. Şu anda heykel, resim ve canlandırma çalışmalarının yanı sıra Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde sahne ressamı olarak görev yapmakta ve Başkent üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi , Çizgi film Animasyon bölümünde stop motion animasyon derslerine girmektedir. “Güneşin Sustuğu Yer” 9 Kasım – 7 Aralık tarihleri arasında, Pazar ve Pazartesi günleri hariç her gün 11.00 – 19.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak.
sanat365.com/blog365

Yeşim Akdeniz `In Situ Wo`

11 Kasım 2019 Pazartesi     13
Galerist, Yeşim Akdeniz`in kişisel sergisi `In Situ Wo`yu 9 Kasım - 14 Aralık 2019 tarihleri arasında Ballon Rouge Club, Brüksel`de sergilemekten mutluluk duyar. Yirmi yılı aşkın süredir resim yapan Akdeniz, son dönem üretimlerinde mekan algısını tamamen yok sayarak sürreal yaklaşımı ile kurgusallığı bir adım daha öteye taşır. Sanatçı, aynı zamanda hem resim tekniği açısından kendine meydan okumak ve hem de yeni eserlerinin konusu ve eleştirelliği ile ilgili olarak, paletinden beyaz boyayı çıkarır; resimlerin arkaplanları derin mor, mavi, yeşil, kırmızı, altın renklerine bürünür. Resimlerinin mücevherleri anımsatan renkleri, resmedilen imgeler ve bunların ima ettikleri, birnevi `Doğu`lu hassasiyetini`, yabancı olmayı, bilinçli bir `Oryantalizm` tasvirini çağrıştırır diyebiliriz. İnsan bedeni tasvir edilmemiştir ancak kaynağını tam çözemediğimiz bir bir yerden gelen ışık ve sis içinde uçuşan nesneler, bize bir bedenin varlığını ima ederler. Akdeniz`in resimleri hiç olmadığı kadar gizemlidir. Resimlerinde hemen hiç insan bedeni tasvirine yer vermeyen sanatçı, bunun yerine insan yapımı objeler, mimari ögeler, hayvanlar veya insan bedeninin ufak parçalarını tercih eder.Yeni işlerinde ise eşofman takımları,patlıcanlar, yeşil biberler, plastik sandalyeler, terlikler ve tesbihler, unicorn balonları ve hatta Şehrazad’ı görebiliriz. Tüm bu nesneler anlamlar yüklenmiş ancak yerçekiminden kopmuş bir şekilde uçuşurlar. Özellikle `Bauhaus` serisiyle başlayarak 2002 yılından bu yana, sanatçı; üretimlerinde insan yapımı objelerin ontolojisini ve bu objelerin etrafında şekillenen inanç sistemlerini sorgulamaktadır. Bedenler tasvir edilmemiş olsa da, eril olan da, dişil olan da referanslar aracılığıyla bir hikaye evreni içinde bize kendini gösterir. Adeta tüm evren ve hikayesi kurgulanmıştır. Magritte`in Shéhérazade, 1950 eserine oyuncul bir gönderme yapan Akdeniz’in Şehrazad’ının ağzı yoktur, gözleri inciler yerine tesbih boncuklarıyla çevrilidir. Binbir gece masallarının anlatıcısı burada sesinden ve hikayesinden yoksun kalmıştır, ki hikayeye göre bu gizemli doğulu kadının hayatını kurtaran tam da sesini duyurabilmesi, hikayesini anlatabilmesidir. Bu yoksunluğun bugün neyi temsil ettiğini tahmin edilebiliriz. Akdeniz’in yeni eserleri ironik ve doğal olmayan, yersiz yurtsuzluk, göçmen olmak ve savrulmak üzerinedir; özellikle tüm bunların, ikonolojisi ve göçmen olmanın sembolleri üzerinedir. (Sanatçı, 1998 yılında Türkiye’den Almanya’ya, 2018 yılında ise Belçika’ya göç etmiştir). Sergi bize isminin içeriğini de, ikilemini de, sorgulayıcılığını da yansıtır; `In Situ Wo` Latince `doğal/olması gerektiği yerde olan` anlamına gelen `In Situ` ile Almanca `neresi` anlamına gelen `Wo`nun bir araya gelmesiyle oluşur.
sanat365.com/blog365

Lithian Ricci, Esinti Sergisi

11 Kasım 2019 Pazartesi     23
Üsküdar’ı, şehrin kültür sanat merkezi haline getiren Üsküdar Belediyesi, ilginç malzemeler kullanarak eserlerine ruh ve farklı bir boyut kazandıran İstanbul tutkunu, Romalı sanatçı Lithian Ricci’nin Esinti Sergisi’ni İstanbullularla buluşturdu. Osmanlı hanedanlığına adını yazdıran 10 sultanın portrelerinden oluşan sergi, tarihten izler taşıyan yönüyle katılımcıları kısa bir tarih turuna çıkarıyor. Lithian Ricci’nin Türk kadınlarının estetik ve zarafetine duyduğu hayranlıktan yola çıkıp, tarihin en görkemli imparatorluğu olan Osmanlı’nın sultanlarını resmederek hazırladığı Esinti Sergisi, 8 Kasım tarihinden itibaren 5 Ocak 2020’ye kadar Nev Galeri Nevmekan Sahil’de sergilenmeye başladı. Küratörlüğünü Yasemin Aslan Bakiri’nin üstlendiği sergide, sanatçının esin kaynağı olan Türk kadınlarının yüzlerinden oluşan eserler de yar alıyor. Ayrıca, hayali ve manevi bir dünyadaki çeşitli insan ve hayvan konularını temsil eden 7 büyük boyutta kâğıt üzerine mürekkeple çalışılmış eserleri de sergileniyor. Çok sayıda seçkin davetlinin katıldığı serginin açılışında konuşan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, İstanbul’da yaşayan İtalyan sanatçı Lithian Ricci’nin eserlerini İstanbul ve Osmanlı tarihinden esinlenerek yaptığını söyledi: ‘’Öncelikle bu eserler Türk kadınının asaletini ve zarafetini yansıtmaktadır. Güzel Üsküdar’ımız da hanım sultanlar şehri. Sosyal hayatın içinde olan eserleri olan hanımlar hep Üsküdar’a eserler bırakmışlardır. Nevmekan Sahil de tam bir Üsküdar müzesi, İstanbul’un yansıtıldığı bir eser oldu. Dolayısıyla bu sergi tam bir İstanbul sergisi olmuştur. Herkesin rahatlıkla ulaşabileceği, herkesin gezip dolaşabileceği ve bu nadide eserleri görebileceği bir yer. Eserlerin herkesin ulaşabileceği bir mekanda olması da ayrıca değerli. Değerli sanatçı Lithian Ricci’nin yanı sıra serginin küratörlüğünü yapan Yasemin Aslan Bakiri hanımefendiyi de katkılarından dolayı ayrıca kutluyorum. 5 Ocak 2020’ tarihine kadar sanatseverlerle buluşacak olan sergiye tüm Üsküdarlıları ve İstanbulluları bekliyoruz.’’ Lithian Ricci Hakkında Roma’da dünyaya gelen Lithian Ricci, burada mimarlık derecesi aldıktan sonra eğitim hayatını, Londra’da Healtherley Güzel Sanatlar Okulu ve Mimarlık Derneği Okulu’nda aldığı eğitimle destekledi. Bir süre mimar olarak çalıştıktan sonra 1984 yılında kariyerini sanata yöneltti. Resim ve heykel branşlarında çok özel çalışmalara imza attı. O günlerden bu yana farklı disiplinlerle çalışan, ilginç malzemeler kullanarak eserlerine ayrı bir ruh ve boyut kazandıran usta sanatçının eserlerinde, İtalya’da 80’li yıllarda ortaya çıkan Pittura Colta sanat akımının post modern izlerini görmek mümkün. Lithian Ricci, 2013 yılında İstanbul Bianeli’ne özel hazırladığı sergi ile İstanbul’un sihirli atmosferinden ve kültüründen etkilenerek eserlerini Türk kültüründen izlerle harmanlamaya başladı. Açtığı kişisel ve karma sergilerle de bu eserlerini sanatseverlerle paylaştı. Tam bir İstanbul aşığı olan Lithian Ricci, bugün hem İstanbul ve hem de İtalya arasında dönüşümlü olarak yaşamını sürdürüyor.
sanat365.com/blog365

Gece Sirenleri

20 Ekim 2019 Pazar     21
Türk edebiyatının usta ve önde gelen ismi Selim İleri’nin fırtınalı düzyazı serüveni, Türk resminin usta ressamı Ali Kotan’ın fırçasıyla, tablolara dönüştü. Ali Kotan’ın tablolarını ise usta yazar Selim İleri de, özel kısa metinlerle yorumladı. İki büyük sanatçının birbirlerinin eserlerinden ilham alarak Folkart Gallery için, üç yıl önce hazırlamaya başladığı sergi ziyarete açıldı. Folkart Gallery, yeni, iddialı bir sergiye ev sahipliği yapmaya başladı. Türk edebiyatının usta, değerli ismi yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri’nin düzyazı serüveninden yansıyanlar ile usta ressam Ali Kotan’ın, İleri’den esinlendiği eserleri Folkart Gallery’de Gece Sirenleri isimli sergide buluştu. Sergide 85 eser yer alıyor. Folkart Gallery’de düzenlenen açılış törenine İzmir iş dünyasının seçkin davetlileri katıldı. Açılış töreninde konuşan Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, “Selim İleri’nin yazı serüveni, Ali Kotan’ın fırçasıyla tablolara dönüştü. Ali Kotan’ın tabloları ise Selim İleri’nin sözcükleriyle yeniden hayat buldu. Birlikte bu kadar değerli bir projeye, ortak imza attıkları için, Selim İleri ve Ali Kotan’a Folkart adına şükranlarımı sunuyorum” dedi. SANCAK: “SANATA DESTEĞİMİZ SÜRECEK” Sancak, “Biz İzmir’in yakın gelecekte, Akdeniz’in Kültür-Sanat başkentlerinden biri olabileceğine inanıyoruz. Bu geleceğe katkı verme gayretindeyiz. Folkart adında onur duyarak taşıdığı ‘sanat’ alanına yatırım yapıyor. Kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının temeline, ‘SANATI’ yerleştirerek, doğru olanı yapıyor. Vizyonumuz, İzmir’in vizyonuyla bütünleşiyor. Kültür ve Sanata verdiğimiz ciddi katkılar, hem galerimizle, hem Folkart Akademi ile sürecektir” diye konuştu. HIZLAN: “FOLKART GALLERY ÖNCÜLÜK YAPIYOR” Folkart Gallery Danışma Kurulu Başkanı Gazeteci-Yazar Doğan Hızlan, serginin sanatın iki farklı disiplinini biraraya getirdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Folkart Gallery’nin daha önce de yaptığı bu özgün çalışmaların, galerinin kimliğinde önemli bir yer aldığını belirtmeliyim. Folkart Gallery’nin bu tip çalışmaları hem uluslararası düzeyde olup hem de öncü çalışmalardır. Aynı zamanda da bu çalışmalar bir galerinin sanat hayatındaki sorumluluklarını da nasıl algıladığını ve de bu sorumlulukları nasıl hakkıyla yerine getirdiğini göstermesi açısından çok önemlidir.” Yazar, senarist ve eleştirmen Selim İleri ise, böyle bir sergide ressam Ali Kotan ile birlikte bulunmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. İzmir’i çok sevdiğini dile getiren Selim İleri, İzmirlilerin sanata olan ilgisinin geçmişten günümüze her zaman için dikkat çektiğini belirtti. Ressam Ali Kotan da, serginin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Sanatın iki farklı dalının aynı çatı altında buluşmasının kendisini en çok heyecanlandıran noktalardan birisi olduğunu kaydeden Kotan, Selim İleri ile birlikte böyle bir sergide yer almaktan gurur duyduğunu ifade etti. BİRİ YAZAR BİRİ RESSAM Serginin en değerli özelliklerinden biri, Ali Kotan’ın Selim İleri’nin metinlerinden; Selim İleri’nin de Ali Kotan’ın resimlerinden ilham alarak, karşılıklı etkilenmeyle yarattıkları ortak eserler. Tamamen bir Folkart Gallery prodüksiyonu olarak, Proje Direktörü Fahri Özdemir tarafından çalışmaları yaklaşık 3 yıl önce başlatılan “GECE SİRENLERİ” adlı sergide, sanatın farklı disiplinlerinde üretimde bulunan Selim İleri ve Ali Kotan’ın birbirlerinin eserlerine yönelik betimlemeleri yer alıyor. ‘Gece Sirenleri’ isimli sergi, 18 Ekim 2019 tarihinde ziyarete açıldı. Ücretsiz ziyaret edilebilecek serginin 19 Ocak 2020 tarihine kadar açık kalması planlanıyor. Sergi Pazartesi günleri hariç haftanın 6 günü ziyaret edilebilecek. GALERİNİN 14. SERGİSİ Folkart Gallery, 14. sergisi olan ‘Gece Sirenleri’ iki farklı sanat dalının birbiriyle etkileşimine ev sahipliği yapıyor. Sanatseverlerin, iki farklı sanat dalının etkileşimini yakından inceleme ve değerlendirme fırsatı bulacağı sergi için, Selim İleri ve Ali Kotan 3 yılı aşkın süre çalıştı. Sergide 85 eser yer alıyor. Sergi hazırlıkları sırasında Ali Kotan’ın resimleri Selim İleri’ye; Selim İleri’nin metinleri ise Ali Kotan’a emanet edildi. İki usta isim, karşılıklı olarak eserlerde hissettiklerini, gördüklerini, algıladıklarını, kendi sanat dallarında eserleriyle yorumlayarak yansıttılar. Yazın hayatının çok önemli ismi Selim İleri ile resim sanatının usta fırçası Ali Kotan bu projeyi, ‘metin ve imgenin dünya karşısındaki varlık ve hiçlik kavgası’ olarak betimliyor. İyi ve güzelden yana imge ve harflerin tanıklığından oluşan sergi, iki sanatçının hayata karşı duruşlarını sergiliyor. İki sanatçının izleyiciyi bambaşka bir farkındalık çizgisine taşıdığı bu ortak sergi; bir bakıma yaşamda çektiğimiz acılarla yüzleşmemizi de sağlıyor. Sergi, kalem ve fırçanın ortak dansında, içi içine sığmayan, çoşkulu bir hayal gücünün ortaklaşan yoğunluğunu ve saflığın, temizliğin dünyasını temsil ediyor.
sanat365.com/blog365

İlişkiler

15 Ekim 2019 Salı     21
SANATORIUM, 25 Ekim - 1 Aralık 2019 tarihlerinde Türkiyeli sanatçı Yunus Emre Erdoğan ile Avusturyalı sanatçı Clemens Wolf’un son dönem işlerini kapsayan, Domenico de Chirico küratörlüğündeki “İlişkiler” adlı iki kişilik sergiye ev sahipliği yapacak. Sergide Yunus Emre Erdoğan ve Clemens Wolf’un araştırdığı mekân, bir yere oturtması zor, neredeyse uçucu, incecik bir mekân olarak tanımlanabilir. İki sanatçının, sanatsal araştırmaları arasındaki çeşitli benzerlikler, temelleriyle yüz yüze geldiklerinde daha da canlı hale geliyor. Her ikisinin de özünde, iki sanatçının işlerinin de yaratıcı temelini oluşturan o ilk anda, kurucu anlam, arka planın kokusu ve altta yatan nefes veya nefessizlik yer alıyor. Yunus Emre Erdoğan çalışmalarında yerler ve objelere, onların ışık ve mekânın çeperleriyle etkileşimine gözünü dikiyor. Çoğunlukla karakalem olan çalışmaları geniş olduğu kadar yoğun bir atmosfere de sahip. Mekânsal öğeler, neredeyse minimalist yönlere meylederek formalizmden sıyrılıyor çoğunlukla. Nesnelere yönelik hayaletvari bir bakış geliştiren sanatçı, mekândaki nesnelerin bıraktığı belli belirsiz sesler ve görünmez izlere dayanan metafizik bir anlam arayışına girerek boşluğun varlığının peşine düşünüyor. Diğer yanda ise Clemens Wolf’un eserleri, malzeme ve renklerin özgül bir şekilde kullanılması aracılığıyla temsil ve soyutlama arasında dalgalanan bir düşünme halindeki hassas ve geçici bir anı yakalamaya yönelik bir çabayı ortaya koyuyor. Genleşmiş bir metal parçasını fırça olarak kullanan Wolf, metal parçasını reçineye batırıp ona pigment ekleyerek yoğun dokulu ve tek renkli bir kompozisyon yaratmak amacıyla tuval üzerine ilk olarak kalın bir yağlı boya tabakası sürüyor. Böylece nihai kompozisyonlar aslında tuvalin yüzeyine dokunmadan ortaya çıkmış oluyor. Süreç teslimiyetle, teslimiyet de mekânsal soyutlamanın uçuculuğuyla örtüşüyor.
sanat365.com/blog365

Cumhuriyet sergisi

10 Ekim 2019 Perşembe     46
Kurulduğu günden bugüne kadar çeşitli sanat projeleri düzenleyen, sanatı ve sanatçıyı destekleyen kuruluşlardan biri olan Portakal Çiçeği Uluslararası Plastik Sanatlar Kolonisi, artık gelenekleşen “Cumhuriyet” sergisini Ankara’lı sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Ahmet Şahin tarafından 2008 yılında kurulan koloni, bugüne kadar yüzlerce ülkeden bine yakın sanatçıyı ağırladı. Hem sanata ve sanatçıya destek verip, hem de sanat yoluyla sosyal sorumluluk projelerini hiç bir ticari bir kaygı gütmeden sürdürdü. Portakal Çiçeği Uluslararası Sanat Kolonisi’nin, Berlin’de başlayan ve yıllardır farklı illerde devam eden Cumhuriyet Sergilerinden biri de bu yıl Başkent PortArt Gallery’de açılıyor. 29 Ekim’de açılacak sergide, farklı disiplinlerden usta, orta ve genç kuşak sanatçıların yaklaşık 150 eseri sanatseverlerle buluşacak. Koloninin CEO’su Hakan Körpi, “Cumhuriyetimizin 96.yılı için bir sanat şöleni hazırlıyoruz. Bu sergi için özellikle Cumhuriyetimizin kurulduğu il olan başkent Ankara’yı tercih ettik. Cumhuriyete ve sanata gönül veren tüm dostları bekliyoruz. Cumhuriyet için, sanat için birlikte olalım bu özel günde” diyerek tüm sanatseverleri sergide buluşmaya çağırdı. 29 Ekim 2019 açılışı gerçekleştirilecek sergi 12 Kasım 2019 tarihleri arasında PortArt Gallery’de ziyaret edilebilir.
sanat365.com/blog365

Aynanın içinden Bellek ve Ölümsüzlük

10 Ekim 2019 Perşembe     26
Ahmet Güneştekin’in Belleğin Alfabesi adlı kişisel sergisi Daax Corporation desteği ve Marlborough Gallery’nin sunumuyla, Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde açıldı. Sanat severlerin yoğun ilgisiyle açılan sergi, dilin aynasından bellek ve ölümsüzlük kavramlarına bakarak sanatçının geçmiş dönem ve son dönem başyapıtlarını bir araya getiriyor. Açılış nedeniyle Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nde özel bir davet verildi. Azerbaycan tarihinin en önemli şairlerinden Nesimi Festivali’nin kapanış etkinliğiyle de birleşen serginin açılış konuşmalarını Haydar Aliyev Kültür Merkezi Direktörü Anar Alakbarov ve sanatçı Ahmet Güneştekin yaptı. Serginin açılışını ise, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in eşi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyev ile kızları Arzu ve Leyla Aliyev, Daax Corporation Yönetim Kurulu Başkanı Hassan Gozal, Azerbaycan Kültür Bakanı Abulfaz Garayev ve sanatçı Ahmet Güneştekin gerçekleştirdi. Sergiye Bakü Büyükelçisi Erkan Özoral, Ulrich Ptak, Sedef Orman, Feryal Gülman, Elif Dürüst, Levent Kızıl, Aslı Hatemi, Yalçın Ayaydın, Melih Us, İnci Aksoy, Selçuk Ramazanoğlu, Doğan Yıldırım, Kağan Gökalp, Ali Selçuk, Haluk Nayman, Murat Pilevneli – Aslı Pamir, Ali-Sezer Ak, Zeynep Kartal, Batu Aksoy gibi iş, sanat ve medya dünyasının önde gelen isimleri katıldı. Belleğin Alfabesi, sanatçının dilin renk algısı, mekân algısı ve düşünüşe etkisi üzerine yoğunlaşarak bellek ve ölümsüzlük arayışı üzerine çalıştığı işlerini kapsıyor. Küratörlüğünü Haydar Aliyev Vakfı’nın sanat danışmanı Emin Mammadov’un üstlendiği sergi, 30 Mart 2020’ye kadar devam edecek. Sergide sanatçının dile olan derin ilgisini gösteren Azeri romantik şairi Nesimi’ye adadığı Nesimi’ye Recm, aynı anda hem korkunç ve grotesk hem de hipnotize edici ve güzel olarak yorumlanan Ölümsüzlük Odası, uzaktan bakıldığında dönüyormuş hissi veren birbirine geçmiş bisikletlerden oluşan Dilek Ağacı, deşifre edilmesi gereken devasa bir bulmacaya benzeyen Yüzleşme yer alıyor. Sergide ayrıca sanatçının Tanrının Arka Bahçesi gibi cennet bahçesi hikayesini, insanlığın kısa bir süre için eriştiği fakat kaybetmesi kaçınılmaz olan ölümsüzlüğü bir şans hikayesi olarak yorumladığı son dönem işleri yer alıyor.
sanat365.com/blog365

İçimdeki Çocuk

4 Ekim 2019 Cuma     145
Osmanlı İmparatorluğu’nın son döneminin önemli yapılarından biri olan Nakkaştepe’deki Abdülmecid Efendi Köşkü, 16. İstanbul Bienali süresince Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç koleksiyonundan eserler ile “İçimdeki Çocuk” sergisine ev sahipliği yapıyor. Ömer M. Koç’un tüm safhalarını titizlikle takip ettiği sergi, Ülkemizden ve Dünyadan 60 kadar sanatçının 17’inci yüzyıldan günümüze geniş bir döneme yayılan 100’den fazla yapıtını bir araya getiriyor. Sanat danışmanlığını Károly Aliotti’nin üstlendiği “İçimdeki Çocuk” sergisi, resimden fotoğrafa, heykelden yerleştirmeye çok çeşitli teknik ve malzemelerle üretilmiş işleri odağına alırken, ziyaretçilerini, zamanla kaybetmeye yüz tuttukları içlerindeki çocukları dinlemeye davet ediyor. Sergi 20 Eylül’den itibaren 10 Kasım 2019’a kadar Pazartesi hariç haftanın her günü 11:00 – 19:00 saatleri arasında ziyarete açık olacak. Nakkaştepe’deki Abdülmecid Efendi Köşkü, 16. İstanbul Bienali süresince Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç Koleksiyonu’ndan bir seçkiyi ağırlıyor. Ömer M. Koç’un tüm safhalarını titizlikle takip ettiği sergi, Ülkemizden ve Dünyadan 60 kadar sanatçının 17’inci yüzyıldan günümüze geniş bir döneme yayılan 100’den fazla yapıtını bir araya getiriyor. Koç Holding’in 2007-2026 yılları arasında sponsorluğunu üstlendiği İstanbul Bienali’nin şehre getirdiği dinamizm vesilesiyle hazırlanan sergi, Koç Topluluğu’nun kültürel mirası yaşatma ve sanata genel erişimi yaygınlaştırma hedefleriyle buluşuyor ve bu alanlardaki kararlılığının bir kez daha altını çiziyor. İçimdeki Çocuk Károly Aliotti’nin sanat danışmanlığında gerçekleşen “İçimdeki Çocuk” sergisi, genellikle çocukluk döneminde var olan fakat yetişkinlerin yaş aldıkça kaybettiği; merak uyandıran ve sınırların zorlanmasına neden olan, imkansızın tanımını bilmeyen çocuk aklını, içimizdeki çocuğu dinlemeye davet ediyor. Küçük Prens’in yazarı ünlü yazar Antoine de Saint Exupéry’nin “Her yetişkin önce çocuktu… Ama pek azı bunu hatırlıyor” sözünü hatırlatan sergi, Picasso’nun yağlı boya tablosundan, Küçük Prens’in orijinal çizimlerine, çağdaş sanattan, bu sergiye özel üretilen enstalasyonlara ziyaretçilerin içlerindeki çocuğa bir yolculuk vadediyor. Sanatçılar “İçimdeki Çocuk”; Francesco Albano, Murat Balcı, Ronit Baranga, Yto Barrada, Bertozzi & Cassoni, Stefano Bombardieri, Claudio Bravo, David Breuer-Weil, Paul Carey, Jean Baptiste Carpeaux, Keith Carter, Loris Cecchini, Taner Ceylan, E.V.Day, Antoine de Saint-Exupéry, Snyder Dean, Maurice Denis, Nezaket Ekici, Yael Erlichmann, Jan Fabre, Nancy Fouts, Françoise Gilot, Murat Gök, Simon Groves & Tracy Johnson, Mona Hatoum, Kenny Hunter, John Isaacs, Ahmet Doğu İpek, Juneau Projects, Clementine Keith-Roach, Alicja Kwade, Lloyd le Blanc, Fabien Mérelle, Luc-Olivier Merson, Polly Morgan, Ordinary Architecture, İrfan Önürmen, Ferhat Özgür, John Campbell Phillips, Pablo Picasso, Patricia Piccinini, Wilfred Pritchard, Tawatchai Puntusawasdi, Elsa Sahal, Michael Schwarze, Erinç Seymen, Carolein Smit, Yaşam Şaşmazer, Sam Taylor-Wood, Hale Tenger, Seyhun Topuz, Mehmet Ali Uysal, Levi Van Veluw, Fabio Viale, Andy Warhol, Bedwyr Williams, Daphne Wright, Erwin Wurm, Damla Yalçın’ın da aralarında olduğu birçok anonim sanatçının eserlerine ev sahipliği yapıyor.
sanat365.com/blog365

Akbank Sanat`ta Çağdaş Dans Programı

1 Ekim 2019 Salı     24
AKBANK SANAT, Ekim 2019 – Mayıs 2020 döneminde LOCART’ın sanat yönetmenliğini ve program içeriğini hazırladığı Çağdaş Dans Programı’na ev sahipliği yapıyor. Program ile çağdaş dans tekniklerine hakim, farklı tarzlar deneyimlemiş ve alanında etkin dans sanatçıları yetiştirilmesi hedefleniyor. Koordinatörlüğünü Tuğrul Savaşçı’nın üstlendiği programın eğitmen kadrosunda; dünyanın ünlü koreograflarıyla çalışmış Alper Marangoz, Bengi Sevim, Beril Şenöz, Evrim Akyay, Korhan Başaran ve Tuğrul Savaşçı gibi isimler yer alıyor. PROGRAM İÇERİĞİ Program, 7 Ekim-18 Ocak tarihleri arasında 1. Yarıyıl ve 3 Şubat – 16 Mayıs tarihleri arasında da 2. Yarıyıl olmak üzere iki dönemden oluşuyor. Adayların niteliklerine göre Grup I (Dance Artist Development) ve Grup II (Dance Artist Education) olmak üzere 2 sınıftan oluşacak programda dansçılar, aynı zamanda eğitmenlerinin kendi dans tarzlarıyla kombine edilmiş atölye çalışmalarına da katılabilecek. Program bitiminde dansçılar, program süresince devam edecek repertuar çalışmalarını temsilen sahne alma fırsatı da yakalayacaklar. Seçme ve değerlendirme sınavı sonucunda oluşturulacak gruplar ile repertuar çalışmaları dahil olmak üzere haftada 4, toplamda 120 ders gerçekleşecek. Grup I için minimum yaş sınırı 17, Grup II için minimum yaş sınırı 13 ve her bir grup için kontenjan 25 kişiyle sınırlı olacak.

ALIŞVERİŞ SEPETİM

Sepeti Kapat